Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '20

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
58
 

TOPLUMSAL ARKA PLAN

 

                                     TOPLUMSAL ARKA PLANININ TEMELLERİ

              Gerek medya ve gerekse kaynakların doğru bir eğitime aracılık etmeyeceği durumlarda arka planda sözler, hikâyeler, halk deyişleri, romanlar, haberler hemen hepsi arka planda çalışmaya devam eder. Öğretmenlerle, din adamlarıyla ilgili uyduruk hikâyelerin anlatıldığı bir toplumda öğretmen ve din adamına saygı olmayacağı gibi, onlardan gelebilecek tavsiyeler de değerini yitirir. Var olanı değersizleştirerek yerine uyduruk değerler monte edilen toplumlarda saygı kurumlarının kişide oluşması beklenemez.

              Özünde hikâye veya masal gibi değersizleştirilen bir çalışmanın veya ortaya çıkan eserin, farkında olmadan kişilerde oluşturacağı değerler espri ya da fıkralardan daha derin anlamlar içerdiği bilinmelidir. Emeği övmeden, emek harcayan insanların değerini artırmadan, emek harcayan insanlara saygı göstermeden emek sahipleri, usta, amale, işçi gibi sıfat isimlerin değerini yükseltmeden eksik bir saygı toplumu inşa edileceği açıktır. Hemen her gün sabahtan akşama kadar televizyonlarda dönen hikâyeleştirilen olayların toplum nezdinde nelere sebep olduğu konusunda çalışan bir uzman heyetinin süzgecinden geçmesi insanları rahatsız edebilir ancak kötü olan her şeyi hemen her gün seçme bilincinden yoksun insanlığını gözüne, gözüne sokmanın onları ne hale getirdiğinin gerçek toplumbilimciler tarafından incelenmesine ve sağlıklı toplum inşasına engel olacak değerlerin süzgeçle elenmesinden sonra toplumun beğenisine sunulması sağlanmalıdır. Altmışlı yıllardan sonra Türk kamuoyuna sunulan arabesk insana ne verebilmiştir? Toplumun alt kesimlerinde oluşturulan, “acıların çocuğu” içselleştirilmiş ve onları sağlıklı bir şekilde toplumun bir parçası yapmak yerine onu uzun yıllar itilen kakılan bireyler olarak ötekileştirilmesinin yolunu açmıştır. Bugün o alt yapı ile yetişen ve zengin olan, maddi yapısını geliştirip bir şeyler sahibi olan insan daha fazla tüketim yaparak lüks harcayarak kendisinin önemli kişi, villada oturunca aydınlanmış birey olmasına neden olmakta bu da yerel kaynakların sözde Paris, Milano gibi sözde moda merkezlerinin müdavimi yapmıştır. Araplarda da para çoktur. Ancak bir Arap Avrupa’ya gittiğinde ne kadar fazla para harcarsa aslında o kadar kendisinin Arap olduğunu kanıtlamış olmaktan öte bir şey yapmış sayılmaz. Aynı şekilde Avrupa veya Batı kültürünün bir parçası olarak insan nasıl ki gerçekte insan olmuyor ve medenileşmiyorsa, har vurup harman savurmak ve ben oldum delisi olarak her yerde boy göstermek de aslında rol model alınacak inan türü ve tipi olamaz. Sadece paranın tek patron kabul edildiği toplumlarda değerler para ile alınıp satılır hale gelir ki tüm itirazlara rağmen kültürel olarak yapay bir toplum inşa edilmiş olur. Yapay toplumun kalıcı şeyler, kalıcı değerler üretmesi mümkün olmadığı gibi bulunduğu toplumu da esaret boyunduruğundan kurtarması mümkün değildir.

             Her insan başlangıçta eksiktir, eksik insanın yanlı-yanlış değerlerle doldurulması başlangıçtaki seviyesinden daha aşağılara çeken hikâye ve güncel seçkiler insana elbette bir şeyler katar ancak bu kattığı değerler ona ne yapar bu soru büyük bir muammadır.

            Avrupa denendi, Rusya denendi, Amerika eksik kalır mı o da denendi. Üç asırlık medenileşme mücadelemiz sonunda geldiğimiz noktada hala mutsuz bir toplum inşa ettiysek atılan temellerin eksik ve yanlışlığından ziyade bir toplumda kültür oluşturma sürecinin yerelden başlayarak geliştirme, sağlıklı olanların norm veya standart haline getirilerek, toplumsal huzuru bozanların elene, elene en iyilerinin seçilmesi ile bir aşamaya gelmesi gerekirken, bedene dışardan monte edilen yabancı uzuvları nasıl ki beden kabul etmiyor, bedeni tam olarak sağlığına kavuşturmuyorsa bizde de bunun nice örnekleri yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. 12 Eylül öncesinde eğitimli kesimlerin birbirini yok etmek için fırsat kolladığı, her gün onlarca olayın olduğu bir toplum, bazılarına sevimli gelebilir; kültürlü ve eğitimli kişilerin neden oturup konuşmak yerine, silahlı mücadele verdikleri onları ki onlar, bu toplumun en alt gruplarından insanlardı birbirine düşman eden nedenler sağlıklı bir şekilde onlarca da görülebilseydi böyle bir olaylar zincirinin yaşanmasına ve belki de 12 Eylül darbesinin yaşanmasına ihtiyaç da kalmayacaktı. Hangi baba çocuklarının her gün birbirini öldürmesini ister? Bu sorunun cevabı gayet açık ve basittir.

            Toplumsal arka plan güzel şeylerle (hikâye, roman, akıl ve ortak dertlerle dertlenen insan hikâyeleri, akıl ve mantık süzgecinden geçirilmiş eserler) beslenmeyip akılla sorgulanmadan topluma yedirilirse, toplumda huzursuzluklara sebep olacağı nasıl düşünülmez, denilebilir. Ya da soru sorulmadan sellerle sürüklenen bir kütük misali iradesiz bir şekilde yola devam edilir. Sel nerede kütüğü sudan dışarı atarsa, kısmet artık.

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1974
Toplam yorum
: 306
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 166
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster