Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Haziran '14

 
Kategori
Tenis
Okunma Sayısı
128
 

Toprak Ağası Nadal | Dün beni "tenis tuttu".

Toprak Ağası Nadal | Dün beni "tenis tuttu".
 

Evet evet doğru okudun. Beni dün deniz değil; tadı damağında kalan RG finali, yani "tenis tuttu."

Pazar öğleden sonramı spora ayırmıştım. Spora demişken öyle pilates yapmak ya da kulağıma kulaklıklarımı yapıştırıp, kendimi sahilde koşuya adamak falan değil yahu. Dört büyük Grand Slam turnuvasından biri olan Roland Garros finalinde Rafa vs Djoko şovu vardı tvde...

Ve Rafael Nadal 3-1 biten maçın sonunda 14. kere Grand Slam'i kazandı. Amaa bunlar her spor sayfasında var deyip hala burdaysan şimdi başlıyoruz:

"Deli" kanlılığımızdan mı heyecan tutkumuzdan mı bilmem; biz beş taş oynayanları dahi izlesek bir taraf tutuyoruz. İspanyolların kendilerine has duygusallığı yüzünden mi bilemedim ama, Nadal bana daha bi yakın gelir hep. Totosuna kaçan şortu bi yana; karşı komşunun oğlu olsa suratına bakmayacağım Rafa, kortta adeta bir matadora dönüşüyor. Bir de servis atmadan önce saçını kulağının arkasına atıp, sonra da burnuna dokunma falan gibi şirin mi şirin takıntıları (ya da totemleri mi desek) yok mu? Al evde besle hani o kadar diyeyim sana.

Hele ki maçı kazandıktan sonra hoplaya zıplaya tribunleri aşıp ailesine kavuştuğu an; en az herhangi bir Hülya Koçyiğit Ediz Hun filminin son karesi kadar duygusaldı. Her turvuvada olduğu gibi Fransa Açık'ta da Nike sponsorluğunda birbirinden şık tshirt-şort kombinler ile kortlarda boy gösterdi ki özellikle bilekliklerine bayıldım. Ama sanırım benim Rafa favorim; maç sonu ropörtajlarında tek kaş havada, epik Mahsun Kırmızıgül halleri ...

Maç sırasında meksika dalgası yapan Fransız seyircilerin nerdeyse üçlü çekip bir de üstüne "Pınar başı burma burma" diye tepinmediği kaldı güzelim elit(!) turnuvada. Turkiye'de nadir oynanan uluslararası tenis turnuvalarında - ki sadece WTA var sanırım- kendini tutamayıp hapşırsan seni korttan atarlar. Bir de her birinin kafasında ilkokul müsameresine çıkmış gibi bir örnek şapkalar! Nerde bizim çocukluğumuzun karton şapkaları peheyy...

Djoko' nun tam servis atacağı anlarda adama bi öpücük atmadıkları kaldı. Garibim o da artık sonunda çift hata ile servisini kırdırtarak, seyircilere " eaaah yeter artık, uğraşamayacağım." gibilerinden bir bakış atıp verdi gitti maçı.

Bir de Djoko çölyak rahatsızlığı yüzden glutensiz besleniyor. Zaten bi zayıf, bi çelimsiz ,bir deri bir kemik. Üstüne üstlük maçın yanılmıyorsam 2. setinde inceden istifra etti garibim. Ben bile bi an klasik Türk insanı gibi ona acıyıp taraf değiştirecektim alimallah.

Basit tenis oynuyor diye eleştirilen Rafa, aynı turnuvayı 9. defa kazanmasını dahi gözyaşlarıyla kutlayacak kadar da duygusal canım benim...

Ha, bir de unutmadan Nadal; Katalanca'da "Noel" anlamına geliyormuş.

 

Hamiş: Basit zordur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 114
Kayıt tarihi
: 09.06.14
 
 

Herkes "ofsayt mi değil mi"yi tartışırken, ben Burak Yılmaz'în yeni saç modeline ya da Rafael Nad..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster