Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Aralık '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
86625
 

Türk kadını seçme ve seçilme hakkı'nı 72 yıl önce kazandı ancak...

Türk kadını seçme ve seçilme hakkı'nı 72 yıl önce kazandı ancak...
 

Kadına çok değer veren büyük Atatürk, kadınların siyasî hayatta seçme ve seçilme hakkını elde etmeleri için 1930 yılından başlayarak bir dizi yasa çıkartılmasına öncülük etmiştir.

Nihayet 5 Aralık 1934 tarihinde TBMM’ de yapılan bazı yasa değişikliği ile Türk kadınına hakların en büyüğü olan “Seçme ve Seçilme” hakkı tanınmıştır. O tarihte, bugün girebilmek için birçok ödün verdiğimiz Avrupa Birliği ülkelerinden Fransa'da 1944, İtalya’da 1948 ve İsviçre’de 1972 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır.

Atatürk Türk kadınının seçme ve seçilme hakkının verilmesinin ardından şöyle seslenmiştir:

“Bu karar, Türk kadınına sosyal ve siyasî hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir. Çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arkasındaki Türk kadınını artık tarihlerde aramak lazım gelecektir. Türk kadını, evdeki medenî mevkiini selahiyetle işgal etmiş, iş hayatının her safhasında muvaffakiyetler göstermiştir. Siyasî hayatla, belediye seçimleriyle tecrübe kazanan Türk kadını bu seferde milletvekili seçme ve seçilme suretiyle haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor. Medenî memleketlerin bir çoğunda, kadından esirgenen bu hak, bugün Türk kadınının elindedir ve onu selahiyet ve liyakatla kullanacaktır.”

Acaba 21. Yüzyıl Türkiyesinde Türk kadını Atatürk’ün dediği gibi seçme ve seçilme hakkını “Selahiyet” ve “Liyakat” la kullanabiliyor mu?

Bu sorunun cevabı ne yazık ki büyük ölçüde “HAYIR!” dır…

Türkiye’de 1980 sonrası iktidarların dini siyasete âlet etme çabaları neticesinde kadını geri plana itme uygulamaları hız kazanmıştır. Türk kadını 1934 yılından daha da gerilere götürülmeye çalışılmaktadır. Siyasete atılması baba, erkek kardeş, akraba veya eş tarafından engellenmekte, oy kullanırken kendi iradesi, aile baskısı neticesinde ipotek altına alınmaktadır.

Türk kadınının özgür iradesiyle seçme ve seçilme hakkını kullanamadığı, bugünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yüzde 4 olan kadın milletvekili oranından da açıkça belli olmaktadır.

21.Yüzyıl Türkiyesinde “Töre cinayetleri”, ve “Berdel” uygulamaları ile kadınlarımız ülke gündemine oturmuş, “Baba beni okula gönder” kampanyaları ile kız çocuklarının okula gönderilme çabaları duyarlı bir takım kişi ve kuruluşların gayretlerine teslim edilmiştir.

72 Yıl önce Atatürk’ün kadınlarımıza vermiş olduğu seçme ve seçilme hakkı büyük ölçüde kâğıt üzerinde kalmış, kadınımız ne yazık ki uygulamada ailesinin seçtiğini seçmiş, kendisi ise seçilememiştir…

HYP Genel Başkanı Yaşar Nuri Öztürk; "Kadınlarımız kendisine verilen hakları yine kendisi elde edecektir. Kur’an-ı Kerim bunun sinyalini vermiştir. Kadın haklarından bahseden surenin adı Mücâdile suresidir. Mücâdile, hakları için savaşan kadın demektir. Başka hiçbir hak için Kur’an böyle bir tâbir kullanmamıştır... Türk kadını siyaseti zorlayarak, Türkiye’deki nüfus oranlarına yakışır biçimde parlamentoya girmelidir. Kadınlarımızın parlamentoda en az 100–150 milletvekili ve yüzde 30 oranla temsil edilmesi halinde Türkiye’de pek çok karanlık unsur aydınlığa doğru kanat açacaktır. " demektedir. (ATO Paneli: 8 Mart Dünya Kadınlar Günü- 23.04.2006)

Hakları için savaşma emrini kadına bizzat Kur'an vermektedir. Atatürk Cumhuriyet Türkiye’sinde bu hakların uygulanmasının yolunu açmıştır. Bunun ötesi berisi yoktur!

"Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan, biçim ve kılıkta başarıdan çok, ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip donanmaktır. Ben muhterem hanımlarımızın Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacak, aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacak şekilde ışıkla, bilgi ve kültürle donanacaklarından asla şüphe etmeyen ve buna kesinlikle emin olanlardanım." Mustafa Kemal Atatürk.

Kadınlarımızın kendi kaderi ile birlikte ülke kaderinde de söz sahibi olabilmelerinin yolu siyaset yapmaktan geçmektedir.

Seçme ve seçilme hakkımızı elde etmenin 72. yılı kutlu olsun!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Siyasetle ne kadar ilgili olduğunuzu biliyorum. Blog yazarlarımızdan, Atila Karakullukçu'nun "Gündelik Yaşam" başlıklı yazısını okursanız ve yorum yazarsanız sevinirim. Keriman Tevhit Ertuğrul Emekli Öğretmen

68'li 
 23.01.2007 10:28
 

Eğer parlementoya bakacak olursanız orada "kadın" göremezsiniz... XX kromozonu taşıyan ve cinsiyet organları yerinde olan kişilere de kadın diyemezsiniz... Bu bakımdan diyorum ki "kadın bakış açısına sahip" kadın ve erkeklerin bulunması gerekiyor parlementoda... Erkek dünyasında erkek gibi yer alan bir kişinin cinsiyeti de önemli olamıyor buradan bakınca... Sevgiyle...

Barış 
 05.12.2006 15:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 425
Toplam yorum
: 528
Toplam mesaj
: 80
Ort. okunma sayısı
: 1104
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Ankara doğumlu. Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu. İstanbul'da, ortağı olduğu müşavirlik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster