Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mayıs '18

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
100
 

Türk Olmakla Türkçü Olmak Arasındaki Fark: Silahı ve Milliyetçiliği Bilim mi Üretti? Bilim Nedir (3)

Türk Olmakla Türkçü Olmak Arasındaki Fark: Silahı ve Milliyetçiliği Bilim mi Üretti? Bilim Nedir (3)
 

Bilginin değeri, insanların yararına kullanılırsa anlamını bulmaktadır.


Medeniyetin doğuşundan bugüne kadar yapılan hangi savaşlarda daha fazla insan katledilmiştir? Bilimin görevi: İnsanların hayatını kolaylaştırmak, korumak mı; toplu katliama neden olabilecek silah üreterek onları yok etmek mi?

Savaşlar ve  çatışmalar, bilimin hangi dalında, hangi gerekçe ile kendisine bir yuva yapabilmektedir?  

Dinlerin görevi: Çıkışları itibariyle, öldürmeyi mi, bir mıknatıs misali insanları bir ahlak öğretileri yumağı etrafında  birleştirmeyi mi  öğütlemektedir?

Semavi Din: İnsana soyu ile gurur duymayı mı;  çevresinde, tevazu içerisinde, insanlara zarar vermeden, faydalı olmayı mı öğütlemektedir? İnsan, kendini diğerinden ayıran (benliği) farklılıkları ile, diğerlerini, kendisine benzemediği için öldürmeye bir neden yapabilir mi?

Fransız Devrimi birlikte gündeme taşınan milliyetçilik sebebiyle, dünyada son iki asırda yaklaşık, 140 Milyon insan katledilmiştir.

Öldürülen bu insanlar, hangi hırsların, çıkarların ve  amaçların kurbanıdır?

Dün, Din (Haçlı), bugün Milliyetçilik savaşları, kimlerin, haklı aklın, düşüncenin öğütücü değirmenine su taşımıştır, taşımaktadır?

Bilim ve ilim insanları akılları ve bilgileri ile bu noktada nerede durmaktadır?

Aydınlanma Çağı: 1688 İngiliz Devrimiyle başlayıp 1789 Fransız Devrimiyle en üst noktasına erişen bir düşünce hareketidir. Avrupa insanının bireysel ve toplumsal yaşamını yeni bir anlayışla oluşturma çabası olarak niteleyebileceğimiz bu dönem, batı uygarlığının tarihsel gelişiminin ve değişiminin düşünsel ve kültürel sonucudur. İlk önce İngiltere’de (1688) başlayan toplumsal değişim (kapitalizmin doğuşu) daha sonra Fransa’da (1789) özgürlük hareketi olarak devam etti. Nihayet Almanya’da felsefi temellerini oluşturarak tüm dünyayı etkileyecek modernleşme/batılılaşma hareketine dönüştü” (1)

Yukarıda da açıklandığı üzere: İki Dünya Savaşı ve ardılları ile birlikte, yüz kırk milyon insanın ölümüne neden olan, (sözde) “Aydınlanma Hareketi”, Daha fazla sayıda insanların ölümünün yanında, toplu katliamlar için Nükleer silahların icadına neden olmamış mıdır?

Bunun neresi “Aydınlanma Hareketi”, Modernleşme Çağı?

Ok ve yay ile, karnını doyurmak için bir hayvanı avlayan (İlkel!) İnsan bir tarafta:

Nükleer Silahlar kullanarak, yüzbinlerce insanı aynı anda öldürerek hırsını doyuramayan (sözde) modern insan; bununla da yetinmeyerek,  günümüzde yoksul ülkelere, üç-beş silah satmak uğruna, hammaddelerini sömürmekte ve bunun için kırk takla atarak;  "Size “Demokrasi getiriyoruz” yalan perdelerini kullanmaktadırlar.

Şimdi baştaki soruyu tekrar edelim.

-Medeniyetin Doğuşundan bugüne kadar yapılan savaşlarda insanlar en çok ne adına katledilmiştir?

A)Onların mallarına el koymak. B) Onları katlederek kendi inançlarına döndürmek?

Sultan II. Mahmut : “Ben vatandaşlarımdan Müslüman’ı camide, Hristiyan’ı kilisede ve Musevi’yi sinagogta ayırırım. “ Dediğinde, insanları birbirlerine karşı kışkırtmakta mıdır, yoksa, herkese can ve mal güvenliği sağlamakta mıdır?

Osmanlı, Fransız Devrimi ile birlikte parçalanmaya, daha da kötüsü, onun garantisi altında farklı ırklara sahip insanlar (kışkırtılmaları nedeniyle) öldürmeye-ölmeye başlamışlardır.

Bunun arkasında, Rusların, Avusturyalıların ve Batı Avrupalı Devletlerin çıkar ve beklentileri vardır.

Asırlarca bir arada kimsenin burnunun kanamadan yaşadığı bir dünya düzeninden, Milliyetçilik akımları nedeniyle kan ve gözyaşı asrına girilmiştir.

Bunların ne anlama geldiğini, bu konularda hiçbir acı çekmemiş, acı çekenlerin feryatlarını duymamış, okumamış olanların, yukarıda yazılanları anlaması elbette beklenemez.

Bir sokakta yaşayan birisinin feryadına kulak tıkayanlar, bilmelidir ki, kısa sürede feryat etme sırası kendisine gelecektir.

...

Şimdi başlıktaki, “Bilim nedir?” sorusunu cevaplamaya çalışalım.

Bilim: Bilgi üretme süreci. Bu süreçte en önemli olan, bilgi üretecek olanın isteği, beklentisi ve amacıdır. Siz, ilaç da üretebilirsiniz, silah da. Bu, sizin düşüncenize, beklentinize bağlıdır. Aç insanların ellerinden ekmeklerini de alabilirsiniz, onlara ekmeklerini üretmek için imkan da sağlayabilirsiniz. Peki, İnsanları olumluya, güzele, yararlı olmaya yönelten nedir?

 

Devam edecek:

-Türk Olmak ile Türkçü olmanın farkı,

-Parvus Efendi ile Musevi kökenli Türkçüler,

 

www.canmehmet.com

Resim:tarafımızdan düzenlenmiştir.

Kaynak:

(1)http://dergipark.gov.tr/download/article-file/217373

Daha fazlası için bakınız: A.Kadir ÇÜÇEN, Muğla Üniversitesi, BATI AYDINLANMASININ DÜŞÜNSEL KÖKENLERİ VE ELEŞTİRİSİ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dini inancınız nedir, bilmiyorum, ama hayır ve şerrin Allah tarafından verildiğini Kuran'da ayetler bildirmektedir. Yani, insanoğlu dünyaya imtihan için geldiğinden ortam bu şekilde oluşturulmuştur. Eğer, bilim ve kavgalar sadece insanlık lehine işlenecek durumda kalsa idi, her şey güllük gülistanlık olurdu. Bu durumda kimlerin ne olduğu anlaşılmazdı. Bu nedenle insanlar çeşitli özellikleri, zafiyetleri yüzünden hataya düşmek üzere yaratıldığından menfaatçiliği ağır basanlar, kendilerini dizginleyemeyenler, hayattan ders alamayanlar hep hata işleyecek vebalini de bir şekilde çekecektir. Ha, bu arada masumlar zarar görecek veya ölecektir ama bunun da cevabı var. Reenkarnasyonla ilgili yazımda kısmen belirttim. Neticede insan karakterlerini deştiğim yazılarımda bahsettiğim gibi insanoğlu hata yapmaya mahkum bir yaratıktır!

Fehmi Asna 
 21.05.2018 4:20
Cevap :
Değerli Fehmi Asna, Bilirsiniz, Kuran: insanın aklının kullanımının önemine ısrarla vurgu yapar. ("Yeryüzündeki canlıların en kötüsü aklını kullanmayanlardır." Enfal, 22 ayet). ("Andolsun biz, aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık." Ankebût,35). ("İşte bu temsilleri biz insanlar için getiriyoruz. Onları ancak bilginler düşünüp anlarlar."Ankebût, 43) Bunlardan anladığımız: bilgi-bilim ve aklın, insanı sorumluluk altına aldığıdır. Elbette, Kaderin, hayrın ve şerrin Allah'tan geldiğine inanır, iman ederiz. Peygamberimiz, Hz. Muhammed (sav), ısrarla: "İnsanların en hayırlıları, insanlara faydalı olanlardır." Diyerek, insanın, diğerine zarar vermesini değil, yarar sağlamasını öğütleyerek : onların hem bu dünyalarını, hem de ahiretlerini kurtarmalarını öğütlemektedir. Özetle, insan: hırsına, zaaflarına aklını kullanarak yenik düşmemeli, düşenler, bunun bir karşılığı olduğunu aklını kullanarak bilmelidir. Teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  21.05.2018 12:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1085
Toplam yorum
: 2694
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1729
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster