Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
376
 

Türk sorunu...

Etnik milliyetçilik anlayışının kabardığı günler açlık ve sefaletin düğün bayram yaptığı dar zamanların prömiyeri gibi duruyor. Oral Çalışlar'ın bugünkü makalesinde değindiği gibi Türkiye'nin demokratikleşme süreci Kürtlerin kimlik ve özgürlük talepleriyle at başı gidiyor mu? Yazar, çoğu sol düşünceli insanın bu değişimi anlamakta güçlük çektiği iddiası içerisinde. Devamında Kürt ve Alevilik üzerinden yapılan tartışmalarda solun bu iki sosyal grup üzerinde özgürleştirici etkisi olması gerektiğini öne sürüyor. 30 senelik çatışmanın ağalık düzeninin etkisini azalttığını, savaşın yarattığı atmosferin bu tür geri kurumların aksine ekonomik açıdan değişen, toplumsal hareketliliği hızla artan bir Kürt siyasi nüfuzunu yarattığı kanısında.

Benim bu konuda itiraz edeceğim birkaç nokta mevcut:

1-Küresel kriz çağında değişimin motor gücü, makalenin başlığında değinildiği gibi, emek-sermaye (gelir dağılımı) çelişkisinin yarattığı toplumsal baskının etnik milliyetçilik kimliğinde kendini sunmasıdır.

2-Sırf Kürt halkının haklarını tartışıp geri kalan Türkiye tablosunu göz ardı etmek, diğer etnik kesimlere haksızlık olmuyor mu?

3-Üst gelir düzeyine sahip grupların toplumun geri kalan kısmından giderek uzaklaşması ekonomik kriz kökenli bir kopuş değil mi? Bu gruplar arasında hiç Kürt olan yok mu?

4-Sokağa taşmaya başlayan çatışma heveslisi Türk sağının, DTP benzeri siyasi Kürt hareketlerden ne farkı var?

5-Bu ülkede kendini dışlanmış, mağdur hissedenler sadece Kürtler ya da Aleviler mi? Ve sol siyasetin böylesi sorunlara gözünü kapaması gibi bir alışkanlığı yok mu farz ediliyor?

6-Ekonomik demokrasi sağlanmadan yapılan ABD merkezli, kanımca içi boş açılımların kutuplaşma yaratmaktan başka bir işe yaradığı görülmüyor mu?

Yaşananlar barış ya da demokrasi adı altında içten içe süren bir paylaşım kavgasının ekonomik krizle yeniden çevrilmesi olarak değerlendirilebilir. Tüm bunların ardından artık nurtopu gibi bir Türk Sorunumuz hasıl oldu. İktidar yorgunu olup, giderayak açılımlara zorlanan bir siyasi iradenin mevcudiyetini yarattığı çatışma kültürüne ödünç vermesi ikbal derdine düştüğünü gösteriyor. Değişimin Kürt halkına daha fazla özgürlük getireceğini savunanların o halkın dostu olduğuna inanmıyorum.Artan muhafazakarlık ile yozlaşmış sosyal hayat, işsizlikle elele verip azınlıklara kanlı yüzünü döndürdü.Bunun günahını herkes çekecek ama körükörüne hükümet ile ABD ve taşeron güçleri destekleyenler herkesten fazla suçlu. Tarihin kırıldığı anlardan birisini yaşıyoruz, kafese girmemek lazım.

www.radikal.com.tr

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sağın olay çıkarmak gibi kastı varmış gibi yazmışsın.. Ortada bir sürü tahrik unsuru bulunurken günah keçisi hazır yani. ülkücü gençliği sorumlu tutuyor ve hedef tahtasına koyuyorsun.. Ne kadar adil oluyor acaba ... Ben ülkücü gençliğin bu kadar tahrike rağmen yine de vakur davranış içinde bulunduğunu düşünüyorum.. 1980 öncesi olsaydı bu yapılanlar ülkede kan gövdeyi götürürdü..

yadaosman 
 30.11.2009 14:30
Cevap :
Ekonomi bozulduğu zaman halk karşı karşıya geliyor.Üstelik iki tarafta bu işte suçlu.1980 öncesi olanlar aldatılmış olmaktan ötesi değil.O zamanı hatırlatmanız bile şiddetin nereden doğduğuna işaret ediyor.Kan gövdeyi götürmesini istemek kime fayda sağlar, bir düşün.  01.12.2009 10:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 93
Toplam yorum
: 47
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 457
Kayıt tarihi
: 09.06.09
 
 

21-07-1973 tarihinde İstanbul'da doğdum. M.Ü. İletişim Fakültesi Radyo-T.V. Bölümü'nden 1995 yılı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster