Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ocak '13

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
10274
 

Türkçemizde, kullanılan, gün ve ay isimlerinin kökenleri...

Türkçemizde, kullanılan, gün ve ay isimlerinin kökenleri...
 

net'ten...


Anadolu, yüzlerce medeniyete beşiklik yapmış ve yapmaktadır..

Kültürümüz ve dilimiz de bu medeniyetlerden ziyadesiyle etkilenmiş.

Saraylarımızda, Türkçemiz, üvey evlat muamelesi görmüş ; Arapça ve Farsça'nın  tüm eserlerde tercihan ve baskıyla kullanılmış olması sonucunda, Osmanlıca adını verdiğimiz bir mozaik dil ortaya çıkmıştır.

 

Cumhuriyet öncesi Türk yazı dili Arapça ve Farsçadan büyük ölçüde etkilenmiş, çoğunlukla bu dillerin kelimelerini alarak karma bir dile dönüşmüştür.  
 
Tanzimat döneminde Osmanlı aydınları tarafından Osmanlıcaya karşı tepkiler dile getirilmiştir. 
 
Tanzimat dönemi sonrasında Servet-i Fünun ve Meşrutiyet dönemlerinde edebiyatçıların çoğu ağırlaşan Osmanlıcaya karşı yeni bir dil-üslup arayışlarına girmişlerdir.
 
Şinasi, Muallim Naci, Ahmet Cevdet Paşa gibi şahsiyetler yazı dilinin sadeleşmesini söyleyen şahsiyetlerdir. Ancak Tanzimat’tan Cumhuriyet’e gelene dek dil ve alfabenin ıslah edilmesi gerektiği söylenilmiş, fakat pek yol alınamamıştır.
Bütün Türk dünyasında anlaşılabilecek ortak bir yazı dilinin kullanılması ve dilde birlik sağlanabilmesi gayesi ile İsmail Gaspıralı’nın 1883 yılında Kırım’da çıkardığı Tercüman adlı gazete dilde Türkçe kullanma akımını hızlandırmıştır.
.........
Şimdi,gelelim, dilimizde kıullanılan gün ve ay adlarına...

Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şeş).

 Farsça yedi: 'heft' dir (veya hefte).

Yedi günlük, 'hafta' ismi de buradan alınmıştır.

Halen Türkçe'de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz? 

Cuma .......Arapça......(toplama, toplanma) 
Cumartesi-----Arapça......(ertesi - Türkçe) 
Pazar........Farsça.......(ba = yemek, zar = yer) 
Pazartesi.....Farsça.......(ertesi - Türkçe) 
Salı.........İbrânice.....(üçüncü) 
Çarşamba....Farsça........(ceharşenbe = dördüncü gün) 
Perşembe....Farsça.......(pençşenbe = beşinci gün) 

Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de çok farklı kaynaklardır.

Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de Şubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryanice; Kasım ayının ise Arapça. 

İşin daha ilginç yanı bunlardan Şubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar.

Ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım. 

Ocak = Türkçe (Kışın evlerde ateş yakılan yer) 
Şubat = Süryanice 
Mart = Latince (Maritus - mitolojik isim Mars'tan) 
Nisan = Süryanice 
Mayıs = Latince (Tanrıça Maria'nın ayı) 
Haziran = Süryanice 
Temmuz = Arapça / Süryanice 
Ağustos = Latince (Roma İmparatoru Augustus'un adından) 
Eylül = Süryanice 
Ekim = Türkçe (Toprağı ekmekten) 
Kasım = Arapça (Bölen) 
Aralık = Türkçe (İki zaman dilimi arası)
************

 

Kaynak :tdk.gov.tr
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Temmuz Tammuz isimli sümer tanrısından gelir.Günlerin kısalmaya başlaması ile Tanrı Tammuz'un ölümü anılır ve bu anma ayına Temmuz ismi verilmiştir. Kaynak:https://en.wikipedia.org/wiki/Tammuz_(deity)

azaktur  
 08.10.2016 0:18
Cevap :
Tesekkur ederim...  08.10.2016 13:34
 

Ocak;ocak/ Şubat;gücük/ Mart;yelin/ Nisan;açaray/ Mayıs;gülay/ Haziran;bozaran/ Temmuz;biçim/ Ağustos;derim/ Eylül;verim/Ekim;ekim/ Kasım;bölen/ Aralık;aralık olarak türkçeleştirilmiş. Ancak bazı kelimelerin türkçeleştirilmesi, dilimize yerleşmiş söylemlerinden farklı ifade edilmesi bir tuhaf: Kampüslere zamanla yerleşke denilmesi ve başlanması gibi.Bazı kelimelerin farsça ve ibranice,arapçadan gelmesi uygundur.Ben ingilizcenin türkçe cümlelerin arasına yerleşmesine çok karşıyım.İngilizce isimlerin kullanılmasına...Keyif veren bir okuma oldu benim için,iyi ki yazmışsınız.

Berra 
 25.01.2013 15:03
Cevap :
Berra Hanım,yine güzel önerilerle hoş geldiniz sayfama.Türkçeleşmiş sözcükleri kullanma konusunda TDK'nın direnç göstermesi mümkün değil.Öz Türkçe karşılıklar çok hoş;ancak dil canlı bir varlık gibi olduğundan sevilecek,korunacak yer arar kendine.Yeni üretilen birçok sözcük(Bilgisayar,etkin,etkileşim,süreç,katkı,köşe gönderi vb.)halkın sempatisini kazandığında konuşma ve yazma dilimizde yerini alıyor.yabancı kökenli olana de 'güle güle 'diyebiliyoruz.Sizin de çok güzel örneklediğiniz Ay'lara karşılık olan sözcüklerin bir bölümü 40 yıl önce üretilmelerine karşın,bugün halk ağzında kabul görmediğinden maalesef kullanılamıyor. Farsça'dan gelen bazı sözcükler de Türkçe Dil Kuralları'na uymak zorunda kalmış.Bâd-ül cân :PATLICAN; Kâimana:Kaynana;merdübân : MERDİVEN ; Chârçöp :ÇERÇEVE gibi :))Ben de size katılıyorum.Türkçesi varken İngilizce sözcük kullanmamalı.Türkçe Dil Özellikleri konusunda birçok blog yazmıştım.Güzel katkınız ve anımsatmalarınız için teşekkür eder,saygılarımı iletirim.:))  25.01.2013 20:35
 

Ne yapar isek yapalık dilimizden şaşmayalım :) selam ve saygılarımla.

Tülay EKER 
 24.01.2013 11:12
Cevap :
Türkçemiz,ırmaklar kadar berrak ve akıcı;ana sütü gibi temiz ve helâl..Tülay Hanım,yüreğine ,emeğine sağlık.Teşekkürler.Selamlar:)  24.01.2013 12:32
 

Son zamanlarda okuduğum en keyifli, en bilgilendirici blog. Özellikle hefte'yi öğrendiğimde yüzüme geniş bir gülümseme yayıldı. Ben de benzer katkıda bulunacaktım ama Erol Bey önce davranmış :-) Bakın "Hazal Kaya, bloglarda çok sevildi !.. Tık..Tıık!.." adlı bloğunuzda belirttiğiniz tık sıkıntısına bu bloğunuz bir ilaç olacak. Çünkü adı arama motorlarında kolaylıkla bulunan cinsten, içi ise son derece dolu (benzer yorumu o bloğunuza yapmıştım). Çok teşekkürler, selam ve saygılarımla.

Güz Özlemi 
 24.01.2013 9:40
Cevap :
Her dil,toplumun özgün bir aynasıdır.Binlerce yıl boyunca akıp gelen ırmakların alüvyonları gibi tarihin karanlık odalarından bu güne enfes hatıralar,simgeler taşırlar.Özellikle ay isimleri,sayılar,gün isimleri o ülkenin dilinin özgün yapı taşlarıdır.Bu isimleri incelediğimizde değişik kültürlerle olan yakınlaşmalarımızın ne denli açık ve net olduğu anlaşılıyor.TDK,yabancı sözcüklere karşılık olarak Öz Türkçe sözcükler üretse de tarihe ve halka mâlolmuş olan sözcükleri söküp atmakta yetersiz kalıyor.Hazal Kaya'ya dair yazdıklarım,halen okunma rekoruna giderken,işte bu bilimsel türdki yazımız maalesef,100 civarında TIK'lanıp kalıyor.Teşekkürler...saygılarımla..  24.01.2013 12:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1522
Toplam yorum
: 9157
Toplam mesaj
: 558
Ort. okunma sayısı
: 1597
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster