Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Haziran '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
827
 

Türkiye' de en geçerli diploma

Türkiye' de en geçerli diploma
 

Bugün sizlerle yıllardır içimi kemiren başka bir konuyu daha paylaşmak istiyorum, bu tür insanların hem beni etkilediklerinin hem de toplumdaki zihinsel gelişmenin önünü tıkadıklarının bilincinde olarak; evet bugün sizlerle hayat tarzlarını kendinden güçlülere yaranarak, kendinden güçsüzleri ezerek şekillendiren insanlardan bahsedeceğim biraz....

Başlıkta sözünü ettiğim diploma, hayat okulundan alınan en basit ama en anlamlı diplomadır!!!... Özellikle bizim gibi Ortadoğululaşmaya can atan ve bunun sonucunda duygusallığı ön plana çıkararak hayatını devam ettirmeye çabası içinde olan toplumların ulaşılması en kolay ama yaptırım gücü en büyük diplomasıdır, bu yalakalık diploması...

Aslında, bu diplomayı almak için öylesine ahım şahım meziyetlere de ihtiyaç duyulmaz, ufak-tefek bazı ayrıntıları yakaladın mı, bir de kendine ulaşılmaz süsü verdin mi yıldızlı pekiyi ile alır bir kişi onu... Bu diplomayı aldı mı insan, bir de bu diplomayı almadan önce kendine sırtını dayıyacak bir dayı buldu mu, o güne kadar savunduğu değerleri hiçe sayıp, bir kenara atıp, mertlik, dürüstlük ve de delikanlılık gibi kavramların üzerine basıp geçti mi, bir de kendisine dikensiz gül bahçesi yarattı mı, deymeyin onun keyfine... Üretmesine gerek yoktur o kişinin öyle bir ayarlamıştır ki işleri başkaları üretir kendisi ve de değer verdiği bir kaç kişi için, üretilenleri kendi çıkarları için kullanırlar... Aslında bunlara değer verdiği kişilerde demek anlamsızdır sadece kendi kontorlü altındakilere değer verir o, kendisinin en doğruyu yaptığını düşünerek... Ancak göremez o zavallı yalakalık diploması sahibi, yalnızlaştığını, kişiliğini kaybettiğini ve de bir hiç halini aldığını...

Yalakalık insanı bir yere kadar taşır, aynen Türk filmlerinin unutulmaz karakterleri arasında yerini alan, ünlü olmak uğruna zengin çocuğu kılığındaki kötü adamın tuzağına düşen zavallı kenar mahalle kızı gibi bir süre sonra satılır en ücra köşedeki bir geneleve...

Yok kardeşim, ben yalakalıkla bir yere geleceksem, ben kendimden büyüğümün eteğini öpüp, ayağını yalayacaksam, tüm bunları yaparken de kendimden küçüklere ve de hayatın zorlu şartlarında köşeye sıkışıp sesini çıkaramayan zavallılara tehditler savurup, 'sizi de yakarım' demeye devam edip, onların insan olmaktan kaynaklanan haklarına saygı duymayıp, aklın üstünlüğüne inanmayıp da ortadoğu duygusallığının batağında çırpınmaya devam ederek kendi seviyemi göstereceksem başarı uğruna, alın tüm başarılarınız sizin olsun... Tüm bunları yaparken de 'sen yanmazsan, ben yanmazsam nasıl çıkar bu ülke karanlıktan aydınlığa' sözlerini unutup, kendim yanmamak ve en yakınımdaki bir kaç kişiyi yakmamak için sisteme uyup, sisteme uygun şekilde davranıp ondan sonra da 'işte sorun sistemden kaynaklanıyor' bahanesinin arkasına saklanmak zorunda kalacaksam, bırakın yerin dibine batsın öyle başarı, bırakın yerin dibine batsın oradan gelen ünvan, oradan gelen sevgi, oradan gelen saygı... İstemiyorum onları... İstemiyorum çünkü ham insanlıktan çıkıp gerçek insan olabilmenin tek yolunun bu olduğunu çok iyi biliyorum...

Çünkü gerçek insan olabilmek yolunda, acı çekmek, yanlış yapmamak, yalan söylememek, bırakın başkalarına yalan söylemeyi kişinin kendi kendisini yalan söylemediğine inandırması gerektiğini biliyorum... Gerekirse sahip olunan her şeyi kaybetmek pahasına, doğru bildiği yoldan ayrılmayanların eninde sonunda YALAKALIK yapmadan bir yerlere gelebileceklerini, ayaklarının yere daha sağlam basacağını ve bu hayattan daha bir zevk alacaklarını da biliyorum...

Yalakalar öyle midir ya; onların hayatı hep başkalrının elindedir, onların ağızlarından çıkacak bir kaç kelimeye bakarlar, biraz daha ilerleyebilmek için... Böyle olunca da, insan bencilliğinin tuzağına düşerler, karşıdaki kişinin ki bu kişinin kim olduğunun önemi yoktur en yakın akraba da olabilir, hayatta en fazla düşüneceğinin kendisi olduğunu bilmeden kendilerinden ve de kontrolü altında tuttukları diğerlerinden verip daha çok da baskı altında tuttukları diğerlerinden verip kendi içlerinde bulundukları gemiyi dahi batırmayı göze alacak dereceye ulaştırırlar yalakalığı...

Başkalarına yalan söyleyerek onları inandırdığını sanan insanlar, kendileri de yalan söylemiş olduklarını dahi hissetmeden, kendi ruh binalarının temellerine aslında dinamitleri teker teker yerleştiren insanlardır ve bu da bir süre sonra insanda aşırı baskı oluşturur...

İstemiyorum kardeşim, buram buram ortadoğu kokan, aşiret ve kabile geleneğinin en belirgin örneği olan marabalık müessesesinin ülkemin topraklarında, devlet kuruluşlarında, okullarında, üniversitelerinde, sanayisinde, ticaretinde yer almasını istemiyorum...

Hepinize YALAKASI HİÇ OLMAYAN, kendi canı acısa da, kendisi zarara uğrasa da size sadece doğruları söyleyen ve de doğru bildiğini kendi çıkarları uğruna elinin tersiyle kenara itmeyen, gerçek insan olan gerçek dostlarla dolu yarınlar diliyorum...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Haklı bir isyanı dile getiren ve bu arada hepimizin hissiyatına aracı olan bu yazınız için sizi kutlarım.O kariyer ve yaşam fesefesinin Ankara'daki Bizans engizisyon odalarından size içten ve güçlü bir selam!..Senden güçlü, yetenekli ve üstte ise ÇEK PAÇASINDAN, genç, kabiliyetli ve azimli ise BAS OMUZLARINA İNDİR YERE diyen bu felsefe ile balkalım nereye?Sanırım ÇOK KÖTÜ BİR YERE!..İçten sevgi ve saygılarımla.

Ersin Kabaoglu 
 27.01.2008 23:48
Cevap :
Nazik sözleriniz için çok çok teşekkür ederim... Akıl kullanabilen toplumlar biim yaptığımızın tam tersini yapıyorlar, kişi 15-20 yaşlarında da olsa yeteneği varsa onu profesör dahi yapıyorlar... Oktay Sinanoğlu da ABD'de 26 yaşında bir türk olarak profesör olmuştur... Ve de bence en çarpıcı örnektir.. Batılılar böyle akıl kullanıkları için de Dünyaya teknoloji ihraç ediyorlar, bizler de hala o teknolojileri tüketerek üretmeden hazır yiyerek günümüzü gün ettiğimizi sanıyoruz... Şu anda İtalya'dayım Pazar günü Roma havaalanına indik, iki tane Türk üç tane Türk'ün yanına geldi teminal otobüsünde ve direk şu soruyu sordu: burada havaalanında abdest alabilir miyiz, mescit var mı? Millet neyle uğraşıyor biz neye kafa yoruyoruz... Yazımaki davranış şekilleri de dahil olmak üzere tüm bu çarpıklıklar ortadoğululuğumuzun bir göstergesi... Sami ırka benzemeye çalışmaktan oluyor tüm bunlar... Saygı ve sevgilerimle...  29.01.2008 10:37
 

Yalakalığı daha doğrusu oyunun kurallarını bilirim ama hiç oynamadım.Son çalıştığım işyerinde işten çıkarmalar başladığında önce işi bilen(teorik ya da pratik) ancak yöneticilerin yüzüne doğruyu söylemekten çekinmeyen kısaca onların karşısında el pençe durmayan kişiler çıkartıldı.O kadar işten çıkarılana karşın her devrin adamı olanlar,el etek öpen,yüze gülüp arkadan dedikodu yapan kişiler ya da kısaca yalakalar halen daha aynı iş yerinde çalışmaya devam etmekte.Yalakalık bir anlamda emek harcamadan üst düzey yönetici olma sevdası arzusunda olanların seçtiği bir yol,yolun sonunda ise uçurum bulunmakta Selamlarımla

Işın Çavdar 
 24.01.2008 22:35
Cevap :
Aydınlık melekleri hep acı çekmeye mahkûmlar mıdır? başlıklı yazımı okuyunuz ve de moralinizi yüksek tutunuz hanımefendi... artın aydınlık meleklerinin zamanı geldi... Bu zamanın keyfini doya doya çıkarınız... Saygı ve sevgilerimle...  24.01.2008 22:45
 

Yıllardır içinizi kemiren bu konuyu ben özellikle çokda uzun olmayan çalışma hayatımda farkettim maalesef. Öyle ki yaklaşık 5 senede nefret boyutuna geldi bende! Hiçbir şekilde kabul edemeyeceğim davranışlara tanık oldum, ama orda sadece bir asistandım. Neyse ki bitti. Ama dediğiniz gibi bunun diplomasını alanlar, ülkemizde bu mentalitedeki insanların çokluğu sayesinde, en geçerli diplomaya sahiptirler. İstesem de onlar gibi olamayacağımı biliyor ve o tarz insanlarla karşılaşmamayı ümit ediyorum. Sevgi ve saygılarımla...

sevgiii 
 23.01.2008 1:54
Cevap :
Ben bu duyguyu öylesine yoğun yaşadım ki 9 yıl kaldıktan sonra geri döndüğüm ülkemde size anlatamam... Ancak mücadelem sırasında da çok yol aldığımı düşünüyorum, en azından, üniversitede, Adana kenterkezinde ve yakın çevremde bir hayli başarılı oldum... Ben de size o tarz insanlarla karşılaşmamanız için en iyi dileklerimi iletiyor, çalışmalarınızda başarılar diliyor, saygı ve sevgilerimi iletiyorum...  23.01.2008 10:46
 

Türkiye'de yaşanacak çok daha güzel yerler var yaşam şekli yüzünden Side'de hala bir gözlem halindeyim. Ama kuşkusuz doğası güzel :)

Hülya ALKAN 
 19.01.2008 1:03
Cevap :
Ben de zaten Side'nin doğasının güzelliğini düşünerek, yazma için birebir yer olarak gördüğümden öyle demiştim :)  19.01.2008 16:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 184
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 856
Kayıt tarihi
: 26.01.07
 
 

Kimim? Nereden gelir, nereye giderim?29 Kasım 1970 tarihinde Türkiye'nin Doğu-Batı geçiş yolunun en ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster