Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Temmuz '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1261
 

Türkiye'nin geleceği

Türkiye'nin geleceği
 

Şu anki harita kaç yıl sonra ve nasıl farklı olacak?


Türkiye’nin Geleceği İçin Hedef, Amaç ve Yollar Ne Olmalıdır? 

Dünya’daki değişen ve gelişen koşullar; yeni değerler, kavramlar, düşünce akımları ve birikimler oluşturmakta, bunlar önce bireyleri, daha sonra toplulukları etkilemekte, yeniliklere ayak uydurabilen topluluklar ayakta kalabilmekte ve diğerleri ise tarih içinde yok olup gitmektedir. İsterseniz sıradan bir insan , isteseniz büyük bir idealin savunucuları olsanız da; zaman içinde sizin ve bu idealinizin yok olmaması için tüm Dünya’daki gelişmeleri düzenli, sistematik ve objektif olarak analiz edip, buradan senteze ulaşarak ve bu sentezi de idealleri doğrultusunda uygulamaya geçirmelisiniz. 

Bugünün ve dünün; geleceğe yönelik gözlemler ile karşılaştırılmasında elde edilecek bilgiler, Anadolu coğrafyasında yaşayanların kurumsal ve bireysel değişime yol açabilecek sonuçlar yaratabilir. “Değişim” kavramı ile ulaşılmak istenen; bugünden farklı bir Anadolu coğrafyası veya Anadolu’da yaşayanlardan eksik veya fazla ve farklı durum değildir. Değişimle hedeflenen; Anadolu’nun temel insan değerlerine sadık kalarak yüzyıllar boyunca ayakta kalmasıdır. 

Bu analiz-sentez aşamasında Anadolu coğrafyasının yaşayanlarınca; 

- Şu ana kadar zaman ve zemine uyarak evrenselliği yakalayarak sürekliği sağlamanın esas olduğunu unutmak,  

- Yardımcı unsurları detaylı olarak tartışıp, ana unsuru olan sürekliliği yok saymak ve önemsememek,  

- Bireysel başarı , çıkar ve konforlu yaşamayı tek hedef saymak,  

- Gerçekçilik dışı unsurları çözüm olarak kabul etmek,  

Bu toprağın insanlarında bugünü ve geleceğinde telafisi olanaksız hatalar zincirine yol açacaktır. 

Bu coğrafyada yaşanan sorunları uzun bir liste halinde sıralayabiliriz. Bu coğrafyadan kaçmak istediğiniz çok zamanlar olmuştur. Diğer taraftan; Türklerin hiç sorunu bulunmadığını da söylemek de gerçeği yok saymaktır. Anadolu’da yaşamış olmak bir insana ne telafisi imkansız dezavantajlar veya güçlü avantajlar sağlamaz. 

Tarih sürecinde bu toprağın insanları bir çoğunu kullanamasa bile insanlığa dair zaman ve mekan aşan evrensel değerlere sahip olmuştur. Bu değerleri kullanabilmenin ve değerlerin evrenselliğini sürdürebilmenin yolu ; zamanı daha önce anlamaktan geçmektedir. Zamanı sezmek; güncelin arkasına takılıp gitmek değildir. Güncele takılıp gidenler, güncellik ortadan kalkınca tutunacak başka güncel olaylara sarılmak zorunda kalır ve gündem onları yönetmeye başlar. 

Zaman; şu an en küçük topluluğun ve hatta tek bireyin bile tüm haklarının kullandırılmasını savunmakta, insan haklarının kullanımı için kurgulanmış ve vatandaş için var olan devlet yaklaşımını söylemektedir. 21.Yüzyılın hızla değişen kavramlarından olan “Merkeziyetçilik “ ve “Kapalılık” kavramlarından Anadolu’da yaşayanlar ve Türkler nasıl etkilenecektir? Bireyselliğin önem kazandığı Dünya’da katılımcılık arzusu artacak , merkezi yönetimler yerine katılımcı taban ağırlıklı, şeffaflık ve açıklık politikaları içinde yetişen ve yaşayan gençlerin katıldığı Anadolu topluluğu nasıl şekillenecektir? Anadolu içine kapalı olmaya devam mı edecek, yoksa zamanın ruhunu anlayamadığı için kendisi rüzgar yaratmak ve yelkenlerini doldurmak yerine başkasının estirdiği rüzgarlarda savrulup gidecek ve sonunda yok mu olacaktır ? 

Türkler daima geçmişten gelen gücü ile çeşitli aşamalar kaydetmiş, en zor zamanlarında bile devlet kurarak zaman içindeki yolculuğunu devam ettirmiş ve geleceğe doğru değişim, gelişim, büyüme ve hareket halinde olmuştur. Zor koşullar altında sürekli olarak sağlanan bu gelişmeler Anadolu halkı ve Türkler için yeterli olmamalıdır veya bu yeteneği devam etmekte midir? Yeterlilik; durmamak , koşullara razı olmamak ve zaman içinde yok olmamaktır. İnsanlık, Anadolu ve Türk tarihini iyi okuyabilirsek önümüze çıkacak olayları daha kolay analiz ederiz. Günceli yakalamak adına yaşanmışlığı ve tecrübeyi yok saymak, insan olmanın temel amaç ve ilkelerden ayrılmak ve sadece değişmiş olmak için değişmek kısa dönemde cazip olabilir ve yarar sağlayabilir , ancak uzun dönemde telafisi olanaksız zararlar getirir. Var olma mücadelemizde kendimizi savunmak zorunda olduğumuzda insanlığın temel amaç ve ilkelerimizden sapmamalı ve günceli yakalama çabasıyla hedeften ayrılmamalıyız. 

İNTERAKTİF TÜRK: 

İdeolojiler arasında detayda farklı olsa bile tamamı tarafından kabul edilen insanlığın temel amaç, ilke ve yöntemleri gayet nettir. Bu ilkelerin tamamı Temel İnsan Hakları Belgelerinde yer alan insanlık lehine yapılan düzenlemelere uyumlu ve paraleldir. Her ikisinde de esas olan özgür insan ve mutlu Dünya yaklaşımı mevcuttur. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 10 Aralık 1948 tarih ve 217 A(III) sayılı Kararıyla ilan edilmiş İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ’nin içeriği; özgür insandan yola çıkarak mutlu ve huzurlu dünyaya ulaşmayı tanımlamaktadır. 

İnsanlık ve Dünya zaman içinde farklılık gösterse bile; iyi insanın özü şu anlarda Türklerin de anlatmaya çalıştığı ve bu uğurda daha çok mücadele etmesi gereken özgür, demokrat, refah, huzurlu ve iyi insandır. İnsanlık için gelinen bu noktadan hareketle; gelecekte Türklerin çabaları aracılığıyla da İnsanlığa önemli katkısı olacaktır. Ülkemiz ve Dünya; zaman içinde çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalabilmektedir. Toplumsal sorunlarla mücadelede insanlar; etnik ve siyasi kimlikleri ile değil aydın bir insan olarak mücadele etmeli ve bu tür organizasyonlarda bulunmalıdır. Özgür olmak için etnik köken engel olmadığı gibi, özgürlük mücadelesi de insan haklarına saygı ve her şartta demokrasi kullanımını gerektirir. Bu değerlere ulaşmak için mücadele etmek gerekir. 

Suları, havası, toprakları kirli , kadına şiddetin uygulandığı, eğitimin düşük olduğu ve benzeri sorunların yaşandığı Dünya’da barışın kurulması mümkün değildir. Bu nedenle; tüm Türkler ülke ve toplumsal sorunlara duyarlı ve sorun çözmeye bireysel olarak katılımcı olmalıdır. 

Türkler Avrasya’da , İnsanlık her yerde. - 

SONUÇ : 

Ayakta kalma çabası içindeki süreçte çeşitli sıkıntılar yaşanabilir. Esas olan Türklerin; temel esas ve ilkelerine değiştirmeden, öncelikle kendilerine, daha sonra bu hedefe ulaşmak için kullanılan yol ve yöntemlere öz eleştiri yaparak zaman ve zemine uygun yola devam edecek düzenlemeleri sağlamasıdır. 

Temel amaç ve ilkelerinden taviz vermeden sürekli değişim ile zamanın yakalaması ve olumlu düşünceleri eyleme geçirmesi ile Türkler daha da güçlü olacaktır. Medeniyete giden yolların taşlarını döşeyen sistemin idealistlerinin ömrü bu ideale ulaşmaya yetmeyebilir, ama ömrü aşan ideallerin gerçekleşmesi ve sürekli olarak ayakta kalması için öncelikle zamanın değerleri ile yetişmiş gençleri içine alarak, onlar üzerinden günceli anlamaya çalışması ve bu genç topluluk ile bu coğrafyada değişim yapabilecek yapıda olması gerekir. 

Değişimin başlangıcında sistem içinde tartışma olsa da, zaman içinde toplum kendini yeniler, güçlenir ve gücünü çevresine yayar. Değişim kavramını içselleştiren Türkler ; kendi ve insanlığın sürekliliğini sağlamak için sistematik çaba sarf etmeli, olumlu düşünceleri eyleme çevirme çabalarında sadece Türk olma kimliği ile değil, insan kimliği ile birlikte mücadeleye devam etmelidir. 

İyi Türk olmak; önce iyi bir insan olmak, sonra aile ülke ve insanlık için çalışmaktır. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 55
Toplam yorum
: 66
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3525
Kayıt tarihi
: 02.03.09
 
 

15 yıldır  İnsan yaşamı ile doğanın kuralları arasındaki benzerlik, kaos, değişim, kaostan düzene..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster