Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Kasım '08

 
Kategori
Astroloji
Okunma Sayısı
2654
 

Türkiye'nin Yıldız Haritası ve Yakın Geleceği-1

Bir Astrolog gözüyle, sizlere ülkemizin genel durumunu, genel karakterini anlatacağım ve ardından yakın geleceğine dair astrolojik öngörülerde bulunacağım.

İnsanların karakteri olduğu gibi ülkelerin de kendine has karakteri vardır. Bunu belirleyen, ülkenin resmi kuruluş tarihine göre çıkarılan yıldız haritasıdır, tıpkı insanların yıldız haritasının doğdukları gün ve saate göre çıkarıldığı gibi.

TÜRKİYE’NİN YILDIZ HARİTASI VE YORUMU

Türkiye, bilindiği gibi, 29 Ekim 1923, saat:20:30, Ankara doğumludur. Cumhuriyetimizi kutlarken, aslında onun doğum gününü de kutlamış oluruz.

Hepimizin göz bebeği ülkemiz Akrep Burcundandır ve Yükselen Burcu, yine öz burcu gibi su grubundan, Yengeçtir. Buradan anlaşıldığı üzere, son derece duygusal, vatanına ve değerlerine, törelerine bağlı, biraz kıskanç, sahiplenme özelliği yüksek, öte yandan, eğlenmeyi, mutlu olmayı bilen, kendini yenileyebilen bir ülkeyiz. Adeta küllerinden yeniden doğmayı başaran, bitmeyen bir dönüşüm gücümüz var. Ama neden bu gücümüzden yararlanamıyoruz?..

Türkiye’nin haritasını, tıpkı bir kişinin harita yorumunu yapar gibi incelediğimde, bugüne kadar hiç aklıma gelmeyen bir şeyi keşfettim. Bugüne kadar bu gerçeği, ona bir insanın değil de, bir ülkenin haritası diye baktığımdan dolayı görmemiş olsam gerek. Keşfettiğim bu ilginç gerçek şu: biz bir Dahinin çocuklarıyız! Bizim en büyük sıkıntılarımızın belki de başında gelen nedeni bu gerçek. Sorun şu: bizler bir Dahinin çocukları olmanın sıkıntısını yaşıyoruz. Dahi Ata’mıza yetişmek ve onu aşmak sancısı. Ancak bunu başaramamışız şimdiye kadar.

Öte yandan genlerimiz sağlam. Mayamız sağlam. Bunu sevinerek söyleyebilirim.

Gelelim ülkemizin diğer kişilik özelliklerine…

Duygularını kendine saklayan, bilinçaltı geçmişi sağlam, gerektiğinde duygusallığı bir kenara bırakıp, durumları son derece isabetli ve akılcı çıkarımlarla değerlendiren, temelde akla ve bilime önem veren bir toplumuz. Sağlam ve hassas değerlerimiz var, bunlara dokunulduğunda rahatsız oluyoruz. Ata’dan gelen bağlarımız, düşünce yapımız derinden kök salmış. Aslında önümüzü kesen engelleri aşarsak, bugünün Batılı ülkelerinden daha ilerici yeniliklere imza atabilecek bir potansiyele sahibiz.

Yüksek irade gücü var ve ayakta durma, dayanma yeteneğimiz çok güçlü. O yüzden bugüne kadar ülkemizi gelen yedi giden yedi ama bitiremedi. Ancak huzursuz yapımız, sürekli değişikliklere maruz kalmamız, asıl gitmemiz gereken yoldan farklı yollara çekilmemiz bizi yıpratmaktadır.

Kendine has, başka ülkelere benzemeyen, özgün bir yapımız var ve bu yüzden de biraz yalnız ve mesafeliyiz – Ata’dan genlerimizi almışız ya! Anlaşılması zor bir ülkeyiz. Bizi tanıyan ve tanımayanlarca çok farklı algılanırız. Ülkemizi ilk defa görenlerin şaşırması, tahmin ettiğinden farklı bir ülke bulması biraz da bu yüzden. Fazla içine kapalıyız; anlaşılması zor oluşumuzun bir nedeni de bu.

Enerjisi yüksek bir milletiz. Haritaya bakarken şaşırarak gördüğüm bir şeyi söylemeden edemeyeceğim: biz entelektüel yanı güçlü bir milletiz aslında. Ancak bu özelliğimiz bazen engellenmektedir. Bu yüksek enerjimizi, gücümüzü birleştirip kullanabilsek, bu güç ve yüksek enerji bizi zengin ve dünyanın çok gözde, ünlü bir ülkesi yapar.

Bu arada, matematik yarışmalarında birinci olmamız boşuna değildir.

Bugüne kadar hep büyük bir lider, bir kurtarıcı arayışımızın altında yatan da aynı sebepler. Biz gerçekten çok özel bir Ata’nın çocuklarıyız, ve genlerimizde bulunan çok sağlam yeteneklerimizi kullanarak ona yetişmek ve hatta aşmak yerine, işin kolayına kaçıp, yeniden öyle herkese nasip olmayan bir Baba bekliyoruz. Biraz da, babamız bizi erken terk etmiş, bu dünyadan erken gitmiş; bunun da eksikliğini aşamamışız. Yalnız bırakılmışlık duygusu içindeyiz. Sadece zor anlarda gücümüzü gösteriyor, inisiyatifi ele alıp atağa geçiyoruz, ama normal zamanlarda içimize dönüyoruz.

Şimdi belki bana güleceksiniz ama: tıpta dünyanın bir numaralı ülkesi olacak potansiyele sahibiz! Bu konuya sonra döneceğim.

Gerçekten çalışkan milletiz ama rahatına düşkünüz de. Kendimizi aldattığımız noktalar var. Özellikle ilköğretim ve lise eğitimine boş veren, kulaktan duyma bilgilerle boş çene yapan bir yanımız var.

Ve diğer bir sorunumuz, kardeşlerimiz. Kardeşlerimizle, yani birbirimizle ilişkilerimiz muğlak, genelde kavgacı; karşılıklı önyargılara kapılan, bir boşboğazın lafıyla parlayan kişileriz. Eğitilmesi gereken en önemli yanımız bu. Hem eğitimde ve kardeş ilişkilerimizde hem komşularla ilişkilerimizde prensiplerimiz oturmamış, belirsiz. Geniş bir akla, vizyona sahip olmakla beraber, bu alanları ihmal etmemiz, bu hususlarda net, planlı prensipler oluşturmamızı engelliyor.

Sürekli muhalif olmayı severiz, her şeyi kendimize düşman görmeye eğilimli, biraz fazla kuruntucuyuz. Kendi aramızda sürekli kavga, fikir dayatması, egemen olma dalaşıyla enerjimizi boşa harcarız. Bu bizim eksik ve düzeltilmesi gereken önemli hatalı yanımız. Huzursuzuz. Kavgaya meyilliyiz. Bu yönümüzle kullanılmaya, kandırılmaya çok müsaitiz.

Hırsızlık, sahtekarlık, soyguna maruz kalırız sık sık. Bu da kendi içimizde sürekli kavgalı olmaktan, birlik olamamaktan kaynaklanır. Çalışkanız, gayretliyiz ama kavgacı yapımızla elimize bir şey geçmez, yaptıklarımız boşa gider. Haritanın şaşırtıcı bir gerçeği: biz aileye, geleneklere bağlı ama birbirimize karşı saygısız bir milletiz. Saygı kavramımız, kendi aramızdaki boş çekişmelerden dolayı azalmış, ve tam da bu noktada hem iç hem dış güçlerin oyuncağı olmuşuz. Bundan bizi kurtaracak anahtar: kavgayı bırakmak, güç birliği ile eğitim isteğinde dayatmak ve yeni, büyük projelere güç birliği içinde girmek, ileriyi hedefleyerek beraber yürümek. Ve birbirimizin özgürlüğüne saygı duymak. Kavgaya, kışkırtmaya, şiddete yönelme, savaşı yüceltme eğilimimizi yumuşatmak. Temelde kardeşlik bağımız çok köklü ve güçlü aslında. Bu yanımıza sarılmalıyız.

Hiç dikkat ettiniz mi? Farkına vardınız mı? Cumhuriyetin kuruluşundan beri hiçbir dış gücün silahlı tehdidi altında olmadık. Hep içimizde, kendi aramızda kavga ettik. Dış güçler ve iç provokatörler sadece bizi kışkırttı. Ne de çabuk kışkırtılmaya geliyoruz? Nedir bu cahilliğimiz?

Belki de tüm dünyaya, Kürt, Türk, Çerkez, Yahudi, Ermeni, Alevi, Sünni el ele bir toplu Barış gösterisi yapmalıyız. Tam da böyle bir zamanda! Bence bize bu yakışır!

Hayli hırslı, rekabetçi, zevkine düşkün, çabuk neşelenen, gençleri ve çocukları bol bir milletiz. Atatürk’ün sanata, bilime ve gençlere özel önem vermesi boşuna değil.

İlköğretim, lise evimiz belirsizken, yani bu alanları ihmal ederken, öte yandan üniversite ve yüksek eğitimde çok iyi durumdayız. Üniversitelerimiz belli oranda da olsa, özgürlüğünü korumayı başarmış ve önemini kabul ettirmiş. Bilimde, teknolojide bazı yenilikler bizden çıkar. Yurt dışına bol miktarda başarılı öğrenci göndeririz. Adımızı gururla temsil eden kişiler olurlar.

Dinle barışık bir toplumuz ancak dine bağlı olan yapımız suistimale açık.

Sağduyumuz çok güçlü her şeye rağmen. Temelde tedbirli ve yapıcı bir yaklaşımımız var. Gururlu ve onuruna düşkünüz. Ama farklı fikirleri kabullenmekte bazen zorlanırız fakat aşma gücümüzle bunun üstesinden gelebiliriz, yeter ki en köklü değerlerimize dokunulmasın. Hassas değerlerimiz geçmişten gelen ve çok derinden kök salmış değerler. Boşuna tutunduğumuz şeyler de değiller; bizi biz yapan değerler. O yüzden bu hususta kartal kesilmemiz sebepsiz değil.

Bu arada, mühendislikte dünya çapında başarılı kişiler yetiştirmemiz de boşa değil.

Büyük, karizmatik liderlere düşkün milletiz, demiştim. Sanırım bunu artık aşmamız gerek. Kendimize güvenmeliyiz, güvenmeyi öğrenmeliyiz. Çünkü bu yanımızla sürekli yönetiliyor, yönlendiriliyoruz. Bu da bizim olgunlaşma ve ilerleme yolunda geride kalmamızı, kendimizi tamamlayıp ileri gitmemizi engelliyor. İlerleme ve kendini yenileme potansiyeli bu kadar yüksek bir topluma bu yakışmıyor. ATAMIZ gibi güçlü bir lider beklemeyi bırakmalıyız artık. Ata’mız genlerimize sağlam prensipleri ekti, ve bize miras olarak “ileriyi, bilimi” bıraktı. Ve bu dünyadan göçüp gitti maalesef. İşte bu gerçeğin artık bilincine varmalıyız. Çocuk gibi, yönetiliyoruz. Sadece Ata’mıza ve vatana çamur atanlara karşı kartal kesiliyoruz. Bu kartal özelliğimizi başka şeylerde de, mesela ilerleme yolunda da gösterirsek, hem Ata’mızı ve vatanımızı korumamıza gerek kalmaz, hem Ata’mızın mirasına sahip çıkmış oluruz ve ona layık evlatları olduğunu tüm dünyaya kanıtlarız.

Sekse, aşka düşkünüz ama bunu gizlice, baskı korkusuyla yapan milletiz. Halbuki biz içinde nice “aşıklar” yaratmış bir toplumuz. Aşık geleneği var mı başka bir millette? Şairleri bol bir toplumuz. İçimizden bir Nazım yetişti.

Ayrıca Ata’mızın tüm dünyaya “Yurtta Barış Dünyada Barış” söylemi ve büyük bir barış adamı olması boşuna değil.

Dinin kullanılması, din üzerinden çıkar elde etme, kazanç sağlama durumu var haritada, ki bu da ülkedeki önemli bir gerçeği yansıtıyor. Kendisiyle beraber uygarlığı değiştirme, dönüştürme gücünü içinde barındıran bir ülke bu zayıflıktan çıkmalı. Çıktığı anda onu kimse tutamaz. Boyunduruklar işlemez. Temelde hümanist, dine ve bilime saygılı, gözü ileride olan bir toplumuz. Yenilik severiz ve bazı yenilikleri başlatıcı olabiliriz. Din simsarlarına kanmazsak, dinde açılım, yenilikler de yapabileceğiz.

Özde özgürlüğüne düşkün, liberaliz. Ancak büyük lider arayışından kurtulursak özgürlüğü kazanmak için harekete geçip başarıya ulaşacağız yeniden. Ata’mız da demiş, : “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” Hakikaten yıldızlara bakınca, bu söylemin de laf olsun diye söylenmediğini görüyorum. Ama kandırılmaktan artık vazgeçmeliyiz. Olgunlaşmalıyız. Babasıyla, geçmişiyle övünen bir çocuk olmayı bırakmalı, olgunlaşmalıyız. Çünkü ilerleyecek potansiyel var gerçekten. Ve olgunlaşma şansımız da var.

Aniden gelen şanslı olaylara açık bir kaderimiz var.

Matematik ve tıpta çığır açacak başarılara imza atabiliriz. Tıpta otorite olabilecek çok zengin bir potansiyelimiz var. Ayrıca bereketli madenleri ve deniz ticaretiyle, ihracatla ilerleyebilecek bir ülkeyiz. Yapmamız gereken; asalakları silkinip üzerimizden atmak. Bunu başarabilecek miyiz acaba?

Özetle, bir astrolog gözüyle, ülkemizin durumu bu. Şimdi ülkemizin yakın geleceğine yıldızların rehberliğinde bir göz atalım. Ülkemizin geleceğini merak edenler, öngörülerimi 2. yazımda bulacaklar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 115
Toplam yorum
: 148
Toplam mesaj
: 68
Ort. okunma sayısı
: 6326
Kayıt tarihi
: 18.10.08
 
 

İngilizce Öğretmeniyim. Ek olarak makale, kitap çevirisi yapıyorum. Antalyanın bir yerel gazetesinde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster