Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ocak '14

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1886
 

Ünlü Şair Güzide Gülpınar Taranoğlu...

Ünlü Şair Güzide Gülpınar Taranoğlu...
 

 

 

 

Tadı yok sensiz geçen ne baharın ne yazın 
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın 
Sarıldım kadehlere derman olur diyerek 
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın...

          Güzide Gülpınar Taranoğlu

 

 

                   

                                                                    Güzide Gülpınar Taranoğlu

                                                                     ( 28.01.1922 - 30.12.2013 )

                Şair Güzide Taranoğlu, İstanbul'da doğdu. Asıl adı Fatma Güzide Taranoğlu'dur. Gülpınar soyadını da kullanmıştır. İlkokulu Ilgın'da okudu. Ortaöğrenimini İstanbul'da tamamladı. Emlâk ve Eytam Bankası'nda çalıştığı günlerde Dr. Bilal Taranoğlu ile evlendi.

               Ankara'da yayımlanan Yeni Tanin gazetesinin sanat sayfasını hazırladı. Yeni Zafer gazetesinde köşe yazıları yazdı. 1976'da Gülpınar Yayınevini kurdu ve Gülpınar edebiyat dergisini (Mayıs 1976 - Nisan 2005) çıkardı. İlk şiirleri Çaba dergisinde yayınlandı. Hece vezniyle şiir yazdı. Birçok şiiri bestelenen Güzide Taranoğlu'nun 'Tadı yok sensiz geçen ne baharın ne yazın' dizeleriyle başlayan güftesi ünlüdür.

                Şiir kitapları: Merhaba Dostum (şiirler) 1967, Mutlu Acı (şiirler) 1968, Tozpembe (şiirler) 1969, İnsanlar Mutlu Yaşasın (şiirler) 1972, Ve Mutluluk Çiçek Açar (şiirler) 1975, Diyorum Ki (özdeyişler) 1976, Umutlar Canda Çiçek (şiirler) 1984, Huzur Çağı (şiirler) 1981, Aşk Yıllara Yenilmez (şiirler) 1989, Can Parçamız Çocuklar (şiirler) 1993, Selâmlarım (düz yazılar) 1996, Şiiristanda Hecelerin Dili (şiirler) 1997 ve Bir Dalda Bin Çiçek (şiir kitaplarının toplaşması)1997…

                Evindeki buluşmamızda belleğimde kalan ve hakkında edindiğim kimi bilgiler:

                Güzide Ana’nın babası Üsküp Kalkandelenli. Hacı Kamberoğulları’ndan Tahir Efendi'nin oğlu Rıfat Bey… İstanbul Tıp Fakültesi'nde okur ve dördüncü sınıfta doktorluk yerine kimyager-eczacılığı seçer, dört lisan bilir, Balkan Savaşları sırasında tutsak edilir ve savaşın sonunda tutsak değişimi yapılırken serbest bırakılır ve İstanbul'a gelip yerleşir. Nevres Hanım'la evlenen Rıfat Bey, Osmanlı saray kökenli bir aileye içgüveysi olarak girer.

                Nevres Hanım'ın ağabeyi Mehmet Ziyaeddin Bey, sarayda musahip yardımcısı ve genel itfaiye alay komutanıdır. Aynı zamanda bir hukukçu olan Mehmet Ziyaeddin Bey, eczacı-kimyager Rıfat Bey'le çok iyi arkadaştırlar. O yıllarda, Türk donanmasının güçlendirilmesi için İstanbul'da yardım toplama çalışmaları önderliğini birlikte yaparlar. Namlı Enver Paşa ve arkadaşlarıyla aynı ekipte yer alırlar.

                Güzide Ana, zekidir bir çocuktur. O yüzden yaşı büyütülerek okula kaydı yapılır. Üstün zekâsı, bilgisi, görgüsü sayesinde okuldaki öğrenciler arasında örnek bir öğrencidir. Okulun başöğretmeni Hayri Bey ve eşi öğretmen Vesile Hanım, üstüne titrerler. O arada, okula genç, aktif, sosyal etkinliklere önem veren bir öğretmen daha atanır. Mustafa adlı bu öğretmen, yeteneklerini keşfetmiştir. Güzide, müsamerelerin öncüsüdür. Sosyal etkinliklerin düzenleyicisidir artık...

               Beşinci sınıfa geçtiğinde, babası Rıfat Bey, ağır bir rahatsızlık geçirir ve rahatsızlandıktan beş gün sonra zatürreeden 7 Mart 1932 günü, Hakk'ın rahmetine kavuşur. Eğitim öğretim döneminin sonuna gelindiği için Güzide'nin okuldan mezun olması beklenir. Sınavlar sonucunda Güzide okulunu bitirince, annesi, çocuklarını da yanına alarak, İstanbul'a göç eder.1935 yılında soyadı kanunu çıkınca aile "Gülpınar" soyadını alırlar.

                Güzide Ana, İstanbul'da ortaokula, ardından liseye devam eder. O yıllarda, yüreğinde tomurcuklanan şiir denemelerine de başlar. Fakat şiir defterini herkesten saklar. Lise öğrenimi bitince, ailesinin yakın dostları ve İstanbul Başsavcısı Sabri Bey ve babası Rıfat Bey'in Ilgın'dan arkadaşı olan aile dostları avukat Hasan Fehmi Bey'in yardımıyla, bugünkü adı Emlak Bankası olan "Emlak ve Eytam Bankası"nda iş hayatına başlar. Güzide, hem çalışıp hem de okumayı düşünmektedir. Ne ki o yıl Bilal Taranoğlu ile tanışır; sevdaları yüreklerinde dolup taşar, öğrenimini sürdüremez.

               Bankada çalışırken, aynı serviste şair Ziya Osman Saba da görev yapmaktadır. Şiir yazdığını kimseye söylemeyen ve şiirlerini ulu orta çıkarmayan, genç ve güzel Güzide, sıkılgan ve ürkektir. O'nun şiir yazdığını bir gün Ziya Osman Saba öğrenir. Israrla şiirlerini yazdığı defterini görmek istediğini belirtir. Güzide'nin şiir defterini alıp okur. "Aman Güzide Hanım, bu şiirleri mutlaka yayına verelim."der.

               Bir gün emekli aylığını kırdırmak üzere Yahya Kemal Beyatlı, bankaya gelir. Bütün personel çevresini sarar. Öğle paydosuna yakındır. İşi bitmez. Başlar herkesle konuşmaya... Oradakilere, kendisine ait şiirleri sevip sevmediklerini sorar. Arkadaşları, kendi aralarında da bir şairin bulunduğunu söylerler. "Kim? Hanginiz?" deyince, o ana kadar bir kenarda sessiz sedasız duran Güzide'yi gösterirler ve elinden tutup Yahya Kemal'in yanına çekerler. Güzide şairin elini öpmek ister.

                  Yahya Kemal:

                  —Hanım kızım, şiiri sever misin? Benim şiirlerimi okudun mu? Hangi şiirimi seviyorsun, der.

                 Güzide:

                 —Elbette severim. Sizin şiirlerinizi de severek okur ve bilirim. Ancak, "Vuslat" şiirinizi daha çok seviyorum, efendim." der. O ana kadar bütün oradakiler "Ses" şiirini beğenip sevdiklerini söylemişlerdir. Güzide'nin bir başka şiiri olan "Vuslat"ı sevmiş olmasından ve kendi şiirlerini bilmesinden, mutlu olur!

                 18 Ocak 1945 günü oğulları Osman Şanser dünyaya gelir. Daha sonra kızları Ayşe Serpil doğar. Artık Güzide ve Bilal Taranoğlu’nun zirveleşen mutlulukları alkışa değer!


                 1945 yılında Bilal Baba, Tıp Fakültesinden mezun olur ve ilk görev yeri, hükümet tabibi olarak Perşembe... Daha sonra askere gider. Bilal Baba’nın askerlik görevi bitince, önce Ağrı'nın Eleşkirt ilçesine atanır. Orada fazla kalamazlar. Bir süre sonra, Samsun'un Çarşamba İlçesi'ne tayin edilir. Çarşamba'da üç yıl kalırlar. Üçüncü yılın sonuna doğru üçüncü evlâtları olan kızları Ender Sevil, dünyaya gelir... Çarşamba İlçesi'nde, "Kadınlar Birliği", "Yardımseverler Derneği gibi sosyal amaçlı büyük derneklerde etkin, lider ve örnek insan olarak rol üstlenir.

                 Böylesi sosyal amaçlı derneklerde gelir temini amaçlı balolar, sünnet şölenleri ve sergiler düzenler. Ramazanlarda yoksullara yiyecek ve giyecek yardımı yapmak, fakir öğrencilere burslar vermek gibi kutsal çalışmalar da yapar. Balolara özgü özel gazeteler yayınlar.

                 Çoğu zaman şiirlerini ve şairliğini saklayarak ikinci plânda tutar. Dostlarından birisinin tayini mi çıktı? Ona güle güle demek, uğurlamak için şiir yazar. Düzenledikleri balo veya toplantı konusuyla ilgili esprili şiirler alır, kendi elleriyle sayfa düzenini yaptığı özel gazetelerde ve balo bültenlerinde bunları yayınlar...

                 Feyzi Boztepe'nin 1954 yılında, sahibi olduğu ve Ankara'da yayınlanan "Medeniyet Gazetesi"nin genel muhabirliğini üstlenir. Böylece gazeteciliğe de adım atar. 1961yılının sonlarına doğru, Sağlık Bakanlığı Doktor Bilal Taranoğlu'nu müfettiş kadrosuna alarak merkeze çağırır... Taranoğlu ailesi Ankara'ya gelip yerleşir.

                Güzide Taranoğlu, "Çocuk Esirgeme Kurumu"na Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi olur. Aynı yerde müfettiş üye seçilir. 1961'den 1970'e kadar... O sırada çeşitli derneklere üzerine üye olur. Çocuk Esirgeme Kurumunda çalışırken çocuk yuvasında kalan çocuklar için moral günleri düzenler. Tanıdığı, sözünün geçtiği bütün ses ve saz sanatçılarını çocuk yuvasına götürerek çocuklara moral verir.

                1954'den beri Gerze Kaymakamlığı'ndan tanıdıkları Şair Nihat Aşar ile 1961'de Ankara'da tekrar buluşurlar. Nihat Aşar, o yıllarda "Çaba Dergisi"ni çıkarmakta olan Halil Soyuer'in yakın arkadaşıdır. Böylece şiirleri Halil Soyuer’in Çaba Dergisi'nde yayınlamaya başlar. 1967 yılına gelindiğinde eşi Bilal Taranoğlu, şair Halil Soyuer ve Nihat Aşar üçlüsü, Güzide'yi bir kitap yayınlaması konusunda ısrarcı olurlar. 1967'de ilk kitabı olan "Merhaba Dostum", Çaba yayınları arasında çıkar. 112 sayfadan oluşan bu kitapla Güzide Taranoğlu, Türk şiir dünyasına bir yıldız gibi düşer!
1968 yılında "Mutlu Acı" isimli ikinci şiir kitabını yayımlanır. Şiirleri, gazete ve dergilerde ‘ayın en güzel şiiri’ seçilir. Kimi şiirler ve tanınmış bestekârlarca besteleme işlemi başlar. Bestelenenler radyoda okunur.

               1968 yılında İstanbul'da Divan Oteli'ndeki bir davette tanınmış şairlerimizden Faruk Nafiz Çamlıbel ile karşılaşır. Çamlıbel, kitaplarını armağan eder. Faruk Nafiz, Taranoğlu'nun şiirlerini çok beğenir! Kendisine "Sultan Şaire" unvanını verir. Eklemeyle:  “Şiirlerinizde çok güzel ve üstün duygu ve imajlar var. Serbest de yazdığınızı gördüm. Ama sultanım, hece'yi bırakmayınız, çünkü hem hece'de daha başarılısınız, hem de şiir dili, şiire ahenk veren hece'dir." der.

               Faruk Nafiz Çamlıbel, iyi bir şiir kuyumcusudur. Has şiiri ve şairi bulunca ve Ankara'da ikamet ettiğini de öğrenince, kuzeni İffet Halim Oruz'a ve gene Ankara'da bulunan Halide Nusret Zorlutuna'ya, "Ankara'da sultan şaire Güzide, sana emanet…"der.
1970'den itibaren Ankara'da yayınlanan Zafer Gazetesinde "Kadın Kalemiyle" köşesinde makaleler yazmaya başlar.

              1970'li yıllarda Güzide Taranoğlu, yine ülkenin sayılı derneklerinden  "Aile Planlaması Derneği"nin Genel Yönetim Kurulu Üyesi olarak çalışmaya başlar.
Bilal Baba, 1973 seçimlerinde bir partinin listesinde birinci sıradan milletvekili seçilir. TBMM'de örnek, beyefendi bir milletvekili olarak tanınır ve herkes tarafından sevilir. Hatta her parti kendisine talip olur. O tarihe kadar Sıhhiye’de oturan ailesini Farabi Sokağa taşır.

               Şiirleri, "Memleket, Bursa Haber, Bizim Anadolu, Hür Anadolu, Başkent, Dünya, Gündem, Rize, Tokat, Kayseri Hâkimiyet, Ordu Güneş, Ordu'nun Sesi, Türkiye Tribün, Mücadele, İki Nisan, Son Havadis, Tasvir, Halkın Sesi, Yoz-Koop, 6 Eylül, Zafer, Haber vs." gazetelerde ve "Sesimiz, Eflatun, Bahçe, Hisar, Türkiye, Güvercin, Çaba, Çocuk ve Yuva, Yeni Adam, Turizm Günün Kadını, Ajans Türk" gibi dergilerde yayınlanır

              1974 yılına, ne ülkemizde, ne de dünyada bile emsali görülmemiş bir işe kalkışır. Etamin bezi üzerine ipliklerle ilmek ilmek şiirlerimi elleriyle işler. 1969'da başladığı bu işi, 1974'de 68 parçadan oluşan eseriyle, Ankara'da Zafer Çarşısı alt kat sergi salonunda. Hava Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı yararına sergisini açar. Övgüler basında günlerce sürer.

             1974 yılından önceki yıllarda da, Güzide Taranoğlu'nun evi Ankaralı şair ve yazarların, belirli günlerde uğradıkları sanat ve şiir evi haline gelir. Şairler ve yazarlar, belirli günlerde, o'nun evinde toplanırlar, en yeni şiirlerini birbirlerine okurlar ve Taranoğlu'nun kendi elleriyle hazırladığı yiyeceklerden tadarlar. (Benim de eşimle birkaç kez yolumuzun düştüğü oldu.) Güzide-Bilal Taranoğlu, sanatçı dostlarına ve evlatlarına kol kanat oldu! 1985 yılından itibaren Taranoğlu, Kemalist Atılım Birliği'nde etkin görev yaparken görülür ve sonraki günlerde genel sekreterlik görevinde olur.

***

             'Tadı yok sensiz geçen ne baharın ne yazın', 'Kanımda Kıvılcım Canımda Ateş', gibi sevilen şarkıların sözlerini yazan Taranoğlu'nun şiirleri; Muzaffer İlkar, Alâeddin Yavaşça, Erol Sayan, Osman Babuşcu ve Erol Evgin gibi ünlü bestekârlarca seslendirildi ve seslendirilmektedir. 

 

               Uzun yıllar Ankara'da aylık 'Gülpınar' adlı kültür ve sanat dergisini yayımlayarak ücretsiz ve zamanında postayla gönderdi. Çoğu genç yazara sayfalarını açtı. Benim de çok sayıda şiirlerim ve düz yazılarım yer aldı. Mustafa Ceylan, Mehmet Nuri Parmaksız, Necmettin Çanga, Muhsin Durucan, Abdülkadir Güler, İsa Kayacan, Ünal Şöhret Dirlik, Abdullah Satoğlu, Enver Tuncalp, Halil Soyuer, İbrahim Agâh Çubukçu, gibi çok sayıda kalem, aylık Gülpınar Dergisi’ninin yazarları arasında olmanın onurunu yaşattılar. Sonrasında özverili kimi yazarlarımız, Güzide Taranoğlu konulu kitaplar da yazdılar. 

 

              30 Aralık 2013  günü hakkın rahmetine kavuştuğunu elemle öğrendim! Çok sevdiği Bilal Baba'nın acısı onu her gün eritti! Yıllar, bir film şeridi hızında gözlerimin önünden geçti. Sanatçıların, sevenlerinin, yakınlarının, şiirimizin ve şiiri sevenlerimizin başı sağ olsun.

          

               Sosyal-kültürel çalışmaları ve hanımefendiliğiyle iz bırakan Gül Anam, Güzel Anam, Güzide Anam,  geride bıraktıkların seni asla unutulmayacaktır. Yerin aydınlık olsun!

 

                                                                                *

                                                         muhsindurucan@hotmail.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Muhsin Bey, Güzide Taranoğlu annemizden söz ederken ve O'nu rahmetle anerken, hemşehrim Adnan Avuka ile ilgili bir iki cümle karışmış... Bu da bilgisayarın azizliğine uğramış. Elimden olmayarak olmuştur...Geç fark ettim... Selamlar...

Abdülkadir Güler 
 29.04.2016 21:35
Cevap :
Önemli değil.   30.04.2016 10:19
 

Merhaba Muhsin Bey, Annemiz Güzide Gülpınar Taranoğlu'na Allah'tan rahmet diliyorum.Mekanı cennet olsun. O ikimizin de manevi annesiydi. Uzun yıllar Gülpınarı yaşattı. Türk edebiyatında büyük hizmetleri vardır. Her zaman gönlümüzde vefalı oluşuyla anılacaktır. ( Ayrıca Mardinli hemşehrim Adnan Avuka çok yaşıyor, ben onun kitabını tanıtmıştım Yorumu yeniden yazalım.Bilginiz olsun. ) Selamlar ve sevgilerimle...

Abdülkadir Güler 
 24.01.2014 19:55
Cevap :
Son tarafını anlamadım?  24.01.2014 22:11
 

Allah rahmet eylesin, Güzide hanımın güzel sözlerinden hem kulaklarımız bayram etti yıllarca hem de pek çok şarkıcı döneminde meşhur oldu. Teşekkürler size de Muhsin bey

Cemile Torun 
 06.01.2014 23:18
Cevap :
Cemile hanım, anlattıklarınız doğru. Teşekkür ederim.  07.01.2014 20:11
 

En sonunda ölüm Toprak Ana'yı da vurdu. Neyleyelim. Allah'tan rahmetler dileyelim. Toprak Ana'yı anlatan en güzel yazı bu. Sevgilerle. ÜŞD

Ünal Şöhret Dirlik 
 02.01.2014 19:57
Cevap :
Ünal Bey merhaba! Sizin de benim de canımızdı Taranoğulları... Ama yaşam bu işte. Her canlıya yavaş yavaş yaklaşıyor ölüm... Her şeye karşın yaşamak var dağ gibi... Güzel Fethiye'ye selamlar. Esenliklerimle.  02.01.2014 20:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 653
Toplam yorum
: 470
Toplam mesaj
: 45
Ort. okunma sayısı
: 1363
Kayıt tarihi
: 18.08.08
 
 

Kırşehir Erkek İlköğretmen Okulu'nu, İzmir Buca Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünü, İstanbul Çapa M..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster