Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mart '10

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
1136
 

Üst düzey devlet görevlileri, MB okuyor mu ?..

Üst düzey devlet görevlileri, MB okuyor mu ?..
 

Gerçekten merak ediyorum...

Devletimizin üst düzey makamlarında görev yapan ,medar-ı iftiharımız beyefendiler, MB okumuyor mu ?..

Gölge okur olarak oracıkta kalıp,bizlere -yorum yazma yasakları -mı var acaba ?..

TDK şubelerini sorgulayan , bu yazıma benzer bir bloğumu yazalı iki yıl olmuş...

Atatürkün özenle ve çok büyük umutlarla kurduğu ,TDK ve TTK gibi önemi kültür kurumlarımızın Ankara dışında örgütlenememesinin nedenlerini sormuştum.

Üzgünüm;bu çok önemli ve toplumsal konuda da- kendimiz pişirip kendimiz yemişiz.-

Bugüne değin ,konunun yetkilileri tarafından hiçbir yanıt, yorum; özel ileti vs. alamadım.

MB deki dostlarımız da olmasa ,kendimi suya yazan kişi gibi hissedeceğim.

Hevesim günlük yazmak değil. Güncel sorunlarımızı dile getirmek ve birlikte çözüm yolları üretmek.

Duyduklarımızı,düşündüklerimizi ;hatta eylemlerimizi paylaşmak...

Aramızda devlet memuru olduğu halde;gerek kendi adıyla ve gerekse takma isimlerle yazan arkadaşları tebrik ediyorum.

Emekli olmuş genel müdür yazabiliyor ;yorum atabiliyor da çalışan genel müdür neden yazamıyor ?..

Ülkemiz adına çok önemli kararlara imza atanların ara sıra MB de görünmelerine kim küser ?..

Yine sormaya başlıyorum...

Türk Dil Kurumu'nun dilimizin arılaşması konusundaki çabalarını bilmeyen yoktur.

Türk Tarih Kurumu'nun da...Ancak bu iki önemli kurumumuzun hangi adreste olduğunu bilen kaç kişidir acaba ?..

Yayımladıkları dergileri, eserleri kaç kişi okumakta ve hangi evlere bu dergiler girmektedir ?..

Bu soruların yanıtları araştırıldığında, okur-yazar oranımızla karşılaştıracak olursak çok komik bir rakamın çıkacağı gerçektir.

Bu kaynaklar, okullarımızın kütüphanelerinde bile parmakla sayılacak kadar azdır. Olanların da çoğunun kapağı açılmamıştır.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın ve Kültür Bakanlığı'nın kitap satış merkezlerinin yerini bilmeyen öğretmenlerimizin sayısı da oldukça çoktur.

Kültürümüz adına çok acıklı olan bu durumun müsebbipleri, yıllardır içe kapanık yönetim anlayışı sergileyen bu kurumların yöneticileri midir acaba ?..Yoksa halkımızın okumaya, incelemeye merakı yok mudur ?..

''Merkezde kalalım'' yönetim anlayışının; dışa açılamamanın bir sonucudur bu...

TDK'nın ve TTK'nın büyük şehirlerimizde birer şubesinin açılmamasına bir anlam veremiyorum.

Bundan 35 yıl önce, öğrenciliğimde ziyaretine gittiğim, TDK Genel Yazmanı , ünlü şairimiz merhum Cahit Külebi'ye çocuk aklımla , ''İllerde şubeleriniz neden yok!..'' diye sormuştum. Külebi, ''İlerde bunlar da olacak inşallah !..'' demişti.

Aradan 35 Yıl geçmiş!..Halen yeni bir şube yok!..Varsa da ben mi bilmiyorum acaba?..

Yörelerimizin dil ve ağız özelliklerini; tarihsel gelişimini yerinde yapılacak güncel araştırmalarla daha güzel aktaramaz mıydık?.. Bakın dedelerimizi, ninelerimizi bir bir yitiriyoruz. Son İstiklal Gazimiz de ebediyete intikal etti !..

Çocuklarımızın, dil-tarih bilgilerini, yöresel TDK ve TTK şubelerinin kütüphanelerinde, konferans salonlarında daha iyi geliştirebileceklerine inanıyorum. Sigara dumanlı, 'İnternet kafelere ' gitmek yerine !..
............

*(1)Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır.

Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir.

Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır.

26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir.

Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur.

Türk Dil Kurumu başlangıçtan beri çalışmalarını iki ana eksen üzerinde yürütmüştür:

1. Türk dili üzerinde araştırmalar yapmak, yaptırmak;
2. Türk dilinin güncel sorunlarıyla ilgilenerek çözüm yolları bulmak.

Atatürk'ün kendisi de Türk dili üzerindeki yerli ve yabancı araştırmaları bizzat inceleyerek, dönemindeki bilginleri Türk dili üzerinde araştırmalar yapmaya yönlendirmiştir.

Nitekim Türk dilinin en eski anıtları olan Göktürk (Runik) yazılı metinlerin ilk iki cildi onun sağlığında yayımlanmış; 1940'larda yayın hayatına çıkabilen Divanü Lügati't-Türk, Kutadgu Bilig gibi eserler üzerinde de yine onun sağlığında çalışılmaya başlanmıştır.

Daha sonra birçok cilt hâlinde ortaya çıkacak olan Tarama ve Derleme Sözlüğü'yle ilgili çalışmalar da Atatürk'ün sağlığında başlamıştır.

Tarama Sözlüğü, 13. yüzyılda başlayan Batı Türkçesinin eski eserlerinin taranmasıyla; Derleme Sözlüğü, Anadolu ağızlarında kullanılan kelimelerin derlenmesiyle oluşturulmuş büyük sözlüklerdir.

Çağdaş Türkçenin grameri, sözlüğü, imlâsı ve terimleriyle ilgili çalışmalar da Atatürk tarafından ilgiyle izlenmiştir.

Türk Dil Kurumunun kuruluşuyla birlikte çağdaş Türkçede çok hızlı bir arılaştırma akımı da başlamıştır. Bizzat Atatürk'ün öncülük ettiği, Türk dilinin yabancı kökenli sözlerden temizlenmesi akımı 1935 güzüne kadar sürmüş; halkın diline girip yerleşmiş kelimelerin dilden atılması işleminden bu tarihte vazgeçilmiştir.

Atatürk, ölümünden kısa bir süre önce yazdığı vasiyetname ile mal varlığını Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumuna bırakmıştır. Bu iki kurumun bütçesi bugün de Atatürk'ün mirasından karşılanmaktadır.

Bu miras bugün Türkiye'nin en büyük bankalarından biri olan Türkiye İş Bankası sermayesinin %28, 9'unu oluşturmaktadır.

1982'de kabul edilen ve şu anda da yürürlükte olan Anayasa ile Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu, bir Anayasa kuruluşu olan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu çatısı altına alınmış; böylece devletle olan bağlar yeniden ve daha güçlü olarak kurulmuştur.

Atatürk, 1 Kasım 1936'da Türkiye Büyük Millet Meclisinin V. dönem 2. yasama yılını açış konuşmasında Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumunun geleceği ile ilgili dileklerini şu sözlerle dile getirmişti:

''Başlarında değerli Eğitim Bakanımız bulunan, Türk Tarih Kurumu ile Türk Dil Kurumunun her gün yeni gerçek ufuklar açan, ciddî ve aralıksız çalışmalarını övgü ile anmak isterim.

Bu iki ulusal kurumun, tarihimizin ve dilimizin, karanlıklar içinde unutulmuş derinliklerini, dünya kültüründe başlangıcı temsil ettiklerini, kabul edilebilir bilimsel belgelerle ortaya koydukça, yalnız Türk ulusunun değil, bütün bilim dünyasının ilgisini ve uyanmasını sağlayan, kutsal bir görev yapmakta olduklarını güvenle söyleyebilirim.

Tarih Kurumunun Alacahöyük'te yaptığı kazılar sonucunda, ortaya çıkardığı beş bin beş yüz yıllık maddî Türk tarih belgeleri, dünya kültür tarihinin yeni baştan incelenmesini ve derinleştirilmesini gerektirecektir.

Birçok Avrupalı bilim adamının katılması ile toplanan son Dil Kurultayının aydınlık sonuçlarını görmekle çok mutluyum. Bu ulusal kurumların az zaman içinde ulusal akademilere dönüşmesini dilerim.

Bunun için, çalışkan tarih, dil ve bilim adamlarımızın, bilim dünyasınca tanınacak orijinal eserlerini görmekle mutlu olmanızı dilerim.''*(TDK Arşivinden alınmıştır )

Atatürk'ün bu dileği dikkate alınarak her iki kurum da böylece akademik bir yapıya kavuşturulmuştur.

Bugün Türk Dil Kurumu, 20'si Yüksek Öğretim Kurumu; 20'si Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yüksek Kurulu tarafından seçilen 40 asıl üyeye sahiptir. Üyelerin büyük çoğunluğu Türk üniversitelerinde çalışan Türkologlardır.

Bilimsel çalışmaları yürüten kollar şunlardır:

1. Sözlük Bilim ve Uygulama Kolu,
2. Gramer Bilim ve Uygulama Kolu,
3. Dil Bilimi Bilim ve Uygulama Kolu,
4. Terim Bilim ve Uygulama Kolu,
5. Ağız Araştırmaları Bilim ve Uygulama Kolu,
6. Kaynak Eserler Bilim ve Uygulama Kolu.(TDK) *(1)
.........

Türk Dil Kurumu'nun ve Türk Tarih Kurumu'nun yeni şubelerinin açılmasının dilimizde başlayan yozlaşmanın önüne geçeceğine inanıyorum.

Yoksa dil cehaleti çığ gibi büyüyecektir ve Yusuf Yanç'ın aşağıdaki şiirinde olduğu gibi serzenişlerimizin sayısı gittikçe çoğalacaktır.

Karamanoğlu Mehmet Bey, 1277 yılında bir ferman yayınlamıştı: ''Bundan sonra Divan'da, Bargah'ta, Meclis'te meydanda Türkçe'den başka dil kullanılmayacaktır .'' diye...731 Sene sonra ne değişmiş ?.. Okuyalım bakalım...


ARIYORUM...

Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı:
Bu günden sonra, divanda, dergâhta, Bârgâhta, mecliste, meydanda
Türkçeden başka dil konuşulmaya diye
Hatırlayanınız var mı?


Dolanın yurdun dört bir yanını,
Çarşıyı, pazarı, köyü, şehri, Fermana uyanınız var mı?
Nutkum tutuldu, şasırdım merak ettim,
Dolandığımız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,
Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?


Tanıtımın demo, sunucunun spiker,
Gösteri adamının showmen, Radyo sunucusunun diskjokey,
Hanım ağanın, firstlady olduğuna
Şaşıranınız var mı?


Dükkânın store, bakkalın market, torbanın poşet,
Mağazanın süper, hiper, gross market,
Ucuzluğun, damping olduğuna
Kananınız var mı?

İlan tahtasının illboard, sayı tablosunun skorboard,
Bilgi alışının rifing, bildirgenin deklarasyon,
Merakın, uğrasın hobby olduğuna
Güleniniz var mı?

Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,
Beldelerin girişinde welcome çıkışında goodbye
Okuyanınız var mı?

Korumanın, muhafızın, body guard,
Sanat ve meslek pirlerinin duayen,
İtibarın, saygınlığın, prestij olduğunu
Bileniniz var mı?


Sekinin, alanın platform, merkezin center,
Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final,
Özlemin hasretin,
Nostalji olduğunu
Öğreneniniz var mı?

İş hanımızın plaza, bedestenimizin galeria,
Sergi yerlerimizi, center room, show room,
Büyük şehirlerimizi, mega kent diye
Gezeniniz var mı?

Yol üstü lokantamızın fast food,
Yemek çeşitlerimizin menü,
Hesabını, adisyon diye
Ödeyeniniz var mı?

İki katlı evinizi dubleks,
Üç katlı komşu evini ripleks,
Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre,
Bahçe çiçeklerini flora diye
Koklayanınız var mı?

Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik,
Vurguncunun spekülatör, eşkıyanın mafya,
Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa, sponsorluk
Diyeniniz var mı?


Mesireyi, kır gezisini picnic,
Bilgisayarı computer, hava yastığını air bag,
Eh pek olasıcalar, oluru, pekalayı, okey diye
Konuşanınız var mı?


Çarpıcı önemli haberler, flash haber,
Yaşa, varol sevinçleri, oley oley,
Yıldızları, star diye
Seyredeniniz var mı?
Virvirik dağının tepesindeki köyde,
Cafe show levhasının altında,
Acının da acısı
Kahve içeniniz var mı?

Toprağımızı, bayrağımızı,
İnancımızı çaldırmayalım derken,
Dilimizin çalındığına, talan edildiğine,
Özün el diline özendiğine,
İçi yananınız var mı?

Masallarımızı, tekerlemelerimizi,
Ata sözlerimizi unuttuk,
Şarkılarımızı, türkülerimizi,

Ninnilerimizi kaybettik,
Türkçemiz elden gidiyor,
Dizini döveniniz var mı?

Karamanoğlu Mehmet Beyi arıyorum,
Göreniniz, bileniniz,
Duyanınız var mı?

Bir ferman yayınlamıştı ...
Hayal meyal hatırlayıp da,
Sahip çıkanınız var mı?..**(2) (Yazan : Yusuf Yanç)

*********

Peki TTK ve TDK Şubelerini göreniniz var mı ?..Halkın içinde olmayan tarih ve dil kurumları ne kadar başarılı olabilir ?..

Ülkemizin kültürü ve dili üzerinde önemli bir misyonu üstlenen , TTK ve TDK şubelerinin, diğer kentlerimizde de açılmasının ve bizlere daha yakın olmasının yararlı olacağına inanıyorum.

MB de yazılan yazıların da bu ülke için çok değerli olduğunu savunuyorum.
................

Kaynakça:

*1-TDK.gov.tr.(Tarihçe bölümü)
**2- Arıyorum.Şiir:Y.Yanç)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tülin Hanımın yorumuna yanıt olarak yazdığım tümceler içinde yer alan ,Cahit Külebinin TDK görevini :Genel Yazman olarak saygıyla düzeltiyorum.

Mesut Selek 
 25.03.2010 22:16
 

Geniş kapsamlı, hacimli ve ders verir mahiyetteki kulağa küpe olabilecek deyişlerle, özlü bir makale. Bir bürokrat, bir bürokrata buyursa, "bana TDK hakkında rapor hazırla " diye, sizin yaptığınızı beceremez. Sınıfta kalır. Daha kötüsü, terfi edemez. Siciline işlenir. Bu sefer o emri veren adamı, bizler ele alırız. "Ne menem şeydir" diye. Tutarsınız yakasından, bilgi dağarcığını silkelersiniz. bırakın foya döküntülerini, altından b.k'u çıkar. Biz, gazeteci yetiştik. Her anımızla o havayı aksettiririz. Şüpheci, meraklı, tatminsiz, inek altında sandalya masa arayan. Bu hassalar olmasaydı, gazeteci olamazdık. Bir olay: Adam, Turizm Bakanlığından emekli yüksek bir bürokrat. Tanıtım dairesi sorumlusu. Türkiyeyi karış karış bilmesi lazım. Emekl olmuş. Marmariste dolaşıyor. Yanındaki arkadaşına " Marmarise ilk geliyorum. Ne kadar da güzelmiş" diyebiliyor. Arkadaşım rica etti de, bu sözleri röportajıma katmadımdı (O zaman Hürriyetteydim) Emeklilikten sonra mı olacaktı bu tanıma? Ört ki, ölem

Muzaffer Cellek 
 25.03.2010 12:52
Cevap :
Değerli Üstadım,Benim söylemek istediğim bir çok sözü güzide yorumuyla özetleyen;ders veren, ülkemizin her zaman ihtiyaç duyduğu ;ancak çoğu zaman kavuşamadığı yürekli bir basın mensubu olan şahsınızı saygıyla selamlıyorum.40 yıllık hocalığımın dörtte birini bürokraside geçiren eğitimci olarak sizinle dertleşip senelerce konuşacağımız;yazmaya kalktığımızda Ekvatoru beş kez dolanacak sayfalar dolusu sorunlar olduğunu biliyorum.Bu ülke, ne çektiyse devekuşu misali silik ve yalaka bürokratlardan çekti...Ankarada makamda oturan henüz deniz görmemiş ; İzmirin havasını hiç solumamış; yaşamı boyunca kitap okumamış turizm yetkililerini de biliyorum.Evet...Ört ki ölem...Üstadıma teşekkürlerimle saygılarımı sunuyorum.  25.03.2010 13:28
 

Sayın Yusuf Yanç'ın, düşünmemiz gereken ironik şiirini sayfanıza taşıdığınız için teşekkür ediyorum. Çağrınız yerinde ve olması gereken. Ancak Mesut Bey bir şeyi sanırım unutuyorsunuz (!) Başında TÜRK var bu iki kurumun. Alt kimlik üst kimlik tartışmalarını ortaya atan insanlar elbette ki çağrınızı dikkate almaz. Kürt Tarih Kurumu, Kürt Dil Kurumu olsaydı okurlardı merak etmeyin. Bizim nur topu gibi açılımlarımız varken ... Üstüne üstlük bu iki kurumu da Atatürk kurmuş ! Çok şey bekliyorsunuz kanımca:))) Sizlere çok ihtiyacımız var, düşünen beyninize sağlık. Saygı ve selamlar..

Nurcan Çelik Yalun 
 25.03.2010 12:48
Cevap :
Bunlar Atatürk ve Devrimlerini idrak edebilecek yeteneğe ve zekaya sahip olsalardı eğer,Cahit Sıtkılar,Ziya Gökalpler,İsmet İnönüler;Kazım Karabekirler ;Mehmet Akifler gibi milyonlarca bilim,siyaset ve ticaret adamının, kimlik sosuyla ;açılım kebabıyla uğraşmadan vatan için neler yaptıklarını algılayabilirlerdi.Asil azmaz;bal kokmaz; kokarsa yağ kokar;aslı ayrandır...Teşekkürler...Selam ve saygılarımla.  25.03.2010 21:54
 

Çaktırmadan nasıl da öğretiyorlar dillerini değil mi? Ve biz ne çok şey kaybetmişiz. Hepimiz de kullanıyoruz bunları. Bu değerli yazınızı inşallah muhatapları okur ve adım atar. Birey olarak da bize ve tabii ki öğretmenlerimize çok şey düşüyor. Dilimizi arı kullanalım. Sağlık ve sevgiler.

Ayrıntıda gezinmek 
 25.03.2010 11:16
Cevap :
Aynur Hanım,yeni nesil öğretmenlerimizin çoğunluğu kendi öğrencileri gibi yazıyor ve konuşuyor.Facebookta ve kısa iletilerde,mesajlarda tanık oluyorum. -Sözümona -yazdıları yorumlarda hilkat garibesi deyimler,sözcükler kullanıyorlar.Milli Eğitim,TDK ve TTK bu durumda olunca,öğretmen ve öğrenci de model alabileceği misyon sahiplerini göremeyince başıbozukluk alıp başını gidiyor. Dilimizin arılaşması bir yana, Türkiye Türkçemizi düzgün yazıp konuşsak razıyız.Bizler, özveriyle buralarda yazarak görevimizi yapmaya çalışıyoruz. Teşekkürler...Selam ve sevgilerimle...  25.03.2010 13:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1522
Toplam yorum
: 9157
Toplam mesaj
: 558
Ort. okunma sayısı
: 1570
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster