Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Şubat '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
1670
 

Varolmayan

Varolmayan
 

Siz hiç varolmayan birini hayal ettiniz mi? Hayır, yani çocukken edinilen "hayali arkadaş" gibisinden değil, başka türlü.

Mesela, hüzünlü veya dertli bir anınızda size kollarını açacak, babacan biri. Öyle ki, başınızı omzuna yaslayabileceğiniz, ve salya sümük ağlamaktan çekinmeyeceğiniz biri... Sizi o halde görmesini umursamayacağınız kadar çok sevdiğinden emin olduğunuz biri...

Çok sevindirici bir haber aldığınızda ise annenizden bile daha önce haber vereceğiniz biri. Sevincinizi paylaşmak için boynuna sımsıkı sarılabileceğiniz, mutluluğunuza en samimi duygularıyla ortak olacak potansiyele sahip biri...

Sabah saçlarınız darmadağın ve 'bonus kafa' gibi kabarmış bir halde uyandığınızda, yüzünüz gözünüz uyumaktan şişkin bir haldeyken, sizi ayıcıklı komik pijamalarınızla bile sevimli bulan biri...

Onun bir sorunu olduğunda ise; üzüntüden ruh gibi olacağınız, etrafınızdaki hiçbir şeyi algılayamayacağınız, ve onu o durumdan kurtarmak için elinizden geleni yapacağınız (gerekirse neşelendirmek için şaklabanlık yapmayı göze alacağınız) kadar çok sevdiğiniz biri...

Veya size, 'eski'lerden farklı olarak, sadık kalabilecek biri... Asla yalan söylemeyen, sizi hiçbir zaman çeşitli triplerle sıkmayan, "Hangimiz daha çok seviyoruz" gibi saçma ve anlamsız tartışmalara girmeyen, her ihtiyacınız olduğunda ulaşabileceğiniz ve sonsuz givenebileceğiniz biri...

Çok sevdiğiniz o koyu vişne çürüğü rengindeki ojeleriniz için "Bir daha sürme, hiç yakışmıyor" demek yerine; size kendi zevkiyle seçtiği hoş, pastel tonlarında uçuk renkli bir oje hediye ederek "Eminim bu sende çok güzel duracak" demeyi akıl edebilen biri...

Birlikte vakit geçirmekten zevk alacağınız, yeri geldiğinde sadece bakışlarla bile anlaşabileceğiniz, ortak kararlar alabileceğiniz, küçük münakaşalarınızın kahkahalarla sonuçlandığı, gerektiğinde sizi düşüncelerinizle başbaşa yalnız bırakabilecek (sizin de bırakabileceğiniz) biri...

İlk günkü ilgisini her zaman gösterebilen biri (bu her ikinizin elinde tabi)... Canınız istediğinde şımarıklık yapabileceğiniz ve sizi olduğu gibi kabul eden, seven biri...

Bazı ters zamanlarınızda (hani şu bir hafta bile sürmeyenlerden), yaptığınız saçma ve anlamsız tripler karşısında (böyle dönemlerde farkında olmadan yapabiliyorsunuz tabi), üstünüze üstünüze gelmek yerine, bu tarz durumlarda alttan alabilecek kadar düşünceli ve anlayışlı biri...

"Seni ne kadar sevdiğimi anlaman için ne yapmalıyım, söyle" demeyen (söylerseniz yapmasının ne anlamı kalır ki!), onun yerine yapması gerekenleri (veya yapmaması gerekenleri) akıl edebilecek zekaya sahip biri...

Hasta olduğunda bütün işlerinizi bir kenara bırakıp onunla bir bebek gibi ilgilenmenize değecek biri... Siz hasta olduğunuzda ise, işlerinin -hiç olmazsa bir kısmını- size feda edebilecek biri...

Birlikte yemek yapabileceğiniz, yaparken de ortalığı dağıtıp (mesela ketçap savaşı yapmak gibi) stres atabileceğiniz, sonra da ortalığı birlikte temizleyeceğiniz biri. Tek başınıza bir yemeği pişirdiğinizde ise, yemek kömür bile olsa veya yanlışlıkla tuz yerine şeker koymuş olsanız bile, sizinle günlerce alay etmeyecek biri...

Oğlunuzu (veya kızınızı) en az haftada bir kez parka götürmeyi angarya işlerden saymayacak biri (beni hiç götüren olmazdı da)... [Sadece parkla da olmaz tabi; onun geleceğini, eğitimini, kişiliğini, hislerini vb. de önemseyen biri...]

Yaşlandığınızda, -Allah korusun ama- bakıma muhtaç olursanız, hiç şikayet etmeden, bir kere bile "of" demeden ihtiyaçlarınızı yerine getirebilecek biri... Öldüğünüzü görmemek için Allah'a dua edecek kadar size tutkuyla bağlı biri...

Onu olduğu gibi, hatalarıyla ve kusurlarıyla kabul edeceğiniz, hiç kimsenin dört dörtlük olamayacağının da farkında olan ve sizi koşulsuz seven, sizin de koşulsuz sevebileceğiniz biri...

Sanırım çok şey istiyorum, bunun farkındayım. Bu hayalini kurduğum kişinin varolmadığının, kriterleri fazla abarttığımın da farkındayım. Gerçek olmayacağını da biliyorum. Hayal işte, kim karışabilir ki? Değil mi ama?

Ne yani, sizin hiç uçuk ve saçma hayalleriniz olmadı mı?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı iki farklı melodiyle dinleyip okumak daha iyi olacak.Birisi klasik müzik formatında olsun,sakin,dinlendirici,okurken gerçekleşmeyeceğini bildiğimiz halde inadına adam akıllı o güzelim hayalleri kurduğumuz,birisi de "Cav Bella"tarzı ritmik olsun,içimizdeki aşk ve sevgi devrimini ortaya çıkartacak,bizi yüreğimizin sesine götürtecek,bir sabah ansızın hayallerin gerçek olduğunu olabileceğini işaret eden.Ben mi?İkiside çok güzel.Kaleminize sağlık.

Bekir Fatih DEMİRAĞ 
 05.09.2011 2:56
Cevap :
Çok teşekkür ederim değerli yorumunuz için. Ben o tarihlerde bunları yazarken sakin ve dinlendirici klasik müzik modundaymışım gibi yazdığımı hatırlıyorum. Gerçekleşmeyeceğini bile bile kurduğum hayallerden küçük bir parçaydı. Şimdi düşünüyorum da, demek gerçekleşebiliyormuş! Hakeden herkesin ruh ikizini bulması umuduyla...  05.09.2011 22:36
 

Ülkelerden birinde bir adam yaşarmış. Hayatını aramakla geçirmiş, ne aradığını bilmeden... 30 yıl boyunca köy köy dolaşmış, ama bulamamış. Sonunda umudunu kaybetmiş ve ufak bir köye yerleşmiş. Günler, aylar birbirini kovalamış. Bir gün daha önce defalarca gördüğü ama fark etmediği birini görmüş. Aradığının o olduğunu anlamış, bu adam meğer aşkı arıyormuş. Yalnızlığın, onsuzluk olduğunu anlamış adam. onun peşinden koşmuş, yakalayamamış. Onu biri hızla götürüyormuş, kendisinden uzaklara. yalvarmış, yakarmış, ayaklarına kapanacağım demiş. Dinlememiş kızı götüren. şimdi kızı arayan, ona sesini duyurmak isteyen biri var, halen. O kişi benim. Bilinmezden geri dönmeye çalışan adam. yani varolmayan adam esasında var, mesele onu görmekte... not: bu anlattığım gerçektir.

bilinmeyen adam 
 23.03.2007 7:42
Cevap :
Gerçek, ama hüzünlü bir hikaye... Yürekten sevenlerin 30 yıl beklemeden kavuşabilmesi dileğiyle...  23.03.2007 22:04
 

Günün birinde bir oğlan, bir kızı ailesiyle istemeye gitmiş. Oğlan, kızı sokakta gördüğü ilk andan itibaren beğenmiş. Kız da oğlanı... Kız, heyecandan kahveyi yaparken, şeker yerine tuz koymuş. Aileler anlaşmış ve kızın evlenmesine onay vermişler. Bir vakit sonra kız, oğlana sormuş. Ben size kahve yaparken, şeker yerine tuz koymuştum. Çok rahatsız oldunuz mu? Hayır. esasına bakarsan, ben de tuzlu kahveyi severim, ama dışarıda kimseye bir şey söyleyemediğim için mecburen şekerli kahve içiyorum. Kız, hatasının rahatsız etmediğini öğrenince çok sevinmiş ve bundan sonra evlendiği çocuğa hep tuzlu kahve yapmış. Uzun süren evliliklerinden sonra erkek çok hastalanmış. Ölmek üzereyken karısına " seni çok seviyorum. Öyle ki esasında hiç sevmediğim halde seni kırmamak için tuzlu kahveden hoşlandığımı söyledim." demiş ve kızın elini tutarak vefat etmiş. Ölürken gözleri hala biricik aşkının gözlerine bakıyormuş.

Serkan Dilek 
 23.02.2007 19:04
Cevap :
Hikayeden etkilenmemek imkansız. Daha basit bir örnek olacak ama olsun: Kız soğuk algınlığından yakınmaktadır. Önüne konan 1 bardak suyu içmeden önce erkek ani bir hamleyle bardağı kapar, suyun soğuk olduğunu farkedince elleriyle ısıtır ve "şimdi içebilirsin" diye bardağı kıza uzatır. Çok ince bir davranış bence. (Sonra da evlenirler, ama bunu anlatan manken-şarkıcı bu şahıstan boşanmış malesef) Kızlar aslında böyle basit jestlerden bile etkilenecek kadar duygusal. "Kadınlar ne ister" sorusunun cevabıını bulmak hiç de zor değil aslında... Sevgiler  23.02.2007 19:59
 

Böyle birisi olsaydı siz bu yazıyı nasıl yazardınız hiç düşündünüz mü? Keşke olsaydı. Sevgilerimle

Abla 
 16.02.2007 16:12
Cevap :
Keşke olsaydı da ben bu yazıyı yazmasaydım gerçekten. Sevgiler  17.02.2007 16:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 152
Toplam yorum
: 964
Toplam mesaj
: 60
Ort. okunma sayısı
: 1849
Kayıt tarihi
: 19.08.06
 
 

Ortada bir problem görüyorsak bu bizim de problemimizdir. Ve eğer 'birisi'nin bu konuda bir şeyle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster