Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ağustos '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
64
 

Virginia Woolf önerdi ''saçmaladım''

Yazmak istiyorum Virginia Woolf’un da  önerdiği gibi düstursuz. Aptal olup, duygusal olup “Sayfalar dolusu saçmalamak”... Hem illa anlamlı mı olması lazım, illa çok önemli şeyler mi katması lazım dökülen kelimelerin okura? Hayır, tabii ki. Bazen asıl önemli olan, yazar kişisinin duygu boşalımı değil midir ki? Yazar, yazmak istediği için yazmalı bazen. Okurun, yazılana burun kıvırma ihtimalini gözetmeksizin hem de…
 
Yazar’ım.. Blogumun yazarı (pabucumun yazarı gibi). O halde yazmak ve yazarken saçmalamak da serbest  demektir “Alanımda”.  O halde…. Sorun yok, o halde….
 
Saçmalamaya da müsaitim zaten bugün. Sabah saatlerinde başladı hem de, işe giden eş’e “İyi geceler” dilememle. Uykusuzluktan olsa gerek. Gece saat 4 gibi uyandım çünkü. Gerçi bocalamadım uyku halimle. Gecenin bir vakti uyanmak ve uyuyamamak bazen ne kadar huzursuz etse de, bazen inanılmaz keyifli olduğunu söylemekte mümkün. Keyifli idi. Başımın hamalı yastığımın hizasından görünen, yağmurun ışıltı kattığı ağaç yapraklarına taktım gözlerimi gecenin bocalamadığım karanlığında. Rüzgar nasıl şiddetliydi ve de hep bir yöne dalgalandırıyordu  yapraklarını ağacın. Sol’a doğru. Hep sol’a. 
 
Tutarlıydı rüzgar. Tutarlı olmasa “Sağ’dan sol’a, sol’dan sağ’a” savururdu farklı boyutlardaki sararmaya yüz tutmuş “Ha düştüm, ha düşeceğim” endişesi taşıyan yaprakları. Ama hayır. Hep sol’a doğruydu, hep sol’a… Rahatsız etmedi beni bu tek yönlülük. İzlemeye devam ettim uzunca bir süre. Karanlık, rüzgar, rüzgarın arada duyulan sesi ve yağmurun ışıltı kattığı yapraklar.  Arada, gecenin o vaktinde “Bu insanlar nereye gidiyor bu saatte” diyerek her seferinde (anlamsızca) merak ettiğim araba sesleri ve farları da katılıyordu ahengine gecenin. Far, pencereden odanın içine vuruyor önce, sonra odanın içindeki eşya ve objelere. Birazda düşüncelere. Düşünceleri, aydınlatıyordu bir bakıma aslında. Anlayana! Zaten her daim alacakaranlıkta olmamalı fikirler değil mi? Aydınlanmalı ara sıra da olsa. Bir araba farı dahi yarıyor kimi zaman bu işe. Haa ama değil mi “Anlayana”?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 228
Kayıt tarihi
: 18.08.12
 
 

Bu kişi; Hayal kurmaz. Pollyanna hakkında iyi şeyler düşünmez. Materyalisttir. Kendini sever, ins..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster