Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Kasım '07

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
2457
 

Yakarken gemileri bakmadan geriye, ilerle

Yakarken gemileri bakmadan geriye, ilerle
 

Zamanında Tarık Bin Ziyad, Endülüs’ü fethetmek için İspanya’ya gemilerle çıkarma yapmış, askerleri karaya ayak basar basmaz tüm gemileri yaktırarak askerlerine şunları söylemiştir “Ey mücahitler! Arkanızda düşman gibi bir deniz, önünüzde deniz gibi bir düşman var, nereye kaçacaksınız?" ve sonunda zafer kazanmıştır.

Komutanın izlediği yöntem aslında her insanın kendi içindeki savaşta kullanması gereken önemli bir yöntemdir. Hemen her kişi kendini gerçekleştirmek için girişmesi gereken işlerden kaçmayı/kaçınmayı, o görevi yerine getirmekten daha kolay ve kaygısız bulmaktadır. Ziyad, eğer gemileri yaktırmasaydı gemilerin askerlerinin kaçacağı en güvenli yer olacağının farkındaydı. Kaçmak kolay olandı, kendini güvene alabileceğin bir kabuk yeter de artardı… ama o gemileri yaktırarak askerlerini gerçek hedeflerine daha çok yaklaştırdı, onların motivasyon kaynağı tam anlamıyla ulaşılmak istenen hedef oldu…

Günlük yaşamımızda bizler, sıkıştığımız anda bizi kurtaracak bir gemi ararız ve bulduğumuz anda bu gemiye sıkı sıkı bağlanırız. Dışarıdaki özgürlüğü yaşamaktansa içimizdeki mahzende gerginlik yüzü görmeden yaşama devam etmeyi tercih ederiz.

Kabuğuna saklanmak ya da kabuğunu kırmak… Bu bir tercih meselesidir, saygı duymak gerek ama şunu da unutmamakta yarar var; korkarak, çatışmadan kaçarak, kaygıdan kaçınarak çevreye uyum göstermiş olmayız. Sadece başkalarına ait bir dünyada öylesine vakit harcamış oluruz.

Bir Hint masalında büyücü, fareye bir şans vermek ister. Fareyi kediye çevirir, fare kedi olmaktan mutlu olacağı yerde köpekten korkmaya başlar. Büyücü bu kez onu kaplan yapar. Yine mutlu olacağı yerde avcıdan korkmaya başlar. Büyücü anlar ki özünde olmayan cesareti güç sembolü varlıklarla ona kazandıramayacaktır.

Asıl güç, özümüzde bulunur ama bunu ortaya çıkarmak için de çaba sarfetmek gerekir. Tıpkı gemileri yakılan askerlerin sarfettiği çaba gibi…

Shakspeare, korku ile gerçekleşmeyen davranış arasındaki durumu bence çok güzel özetlemiş; "İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkuyor. Düşünmekten korkuyor sorumluluk getireceği için, konuşmaktan korkuyor eleştirilmekten korktuğu için, yaşlanmaktan korkuyor gençliğin kıymetini bilmediği için, unutulmaktan korkuyor dünyaya iyi bir şey vermediği için ve ölmekten korkuyor, aslinda yasamayı bilmediği için."

Birileri cesaretinizi elinizden almadan, yaşayın korkmadan…

Haktan Demircioğlu

Sinan ÇAĞIRAN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 1451
Kayıt tarihi
: 16.10.07
 
 

Hacettepe Üniversitesi Eğitim Bilimleri bölümü psikolojik danışma ve rehberlik anabilim dalı 2001..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster