Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Haziran '15

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
508
 

Yalnız mısın? Öyleyse müsaitsindir...

Yalnız mısın? Öyleyse müsaitsindir...
 

Resim internetten alıntı


Yok yok, öyle bildik yalnız kadınlara asılıyorlar, amanın rahat vermiyorlar, bunlar da ne biçim sapıklar filan değil konumuz. O konunun muzdaripleri maalesef daha ürkek kadınlardır. Ürkek ve korkak yetiştirilmiş; erkeğin de insan olduğu değil, potansiyel baş belası yaratık olduğu belletilmiş kadınlar. Onların sorunu daha içler acısı…

Benim sözünü edeceğim konu sıradan ama can sıkıcı. Biraz densizliğe giriyor, biraz saygısızlığa. Önce olayı anlatayım sonra hepten neye girdiğine beraberce karar verebiliriz.

Yaklaşık bir aydır, tam anlamıyla gece ve gündüz birbirine karışık yaşadım. Çünkü babam (şu ailemizin bıçkın çapkını) hastaneye yattı, gezmediğimiz servis kalmadı diyebilirim. Üç kardeş nöbetleşe başındaydık ve inanın bittik… Bir yandan kaybedeceğiz endişesi, diğer yandan normal hayatın dışında ekstra bir güç ve emek harcayış. Şükürler olsun ki sağ salim çıktı babamız ve kocaman bir oh çekerek yenice normale dönmeye başladık.

Anlatacağım olay, o günlerde yaşandı. Yine bir akşam, gündüz nöbetinden çıkıp eve geldim. Saat oldukça geç. Bir şeyler atıştırıp, duş alıp doğruca yatağa yöneldim. Cep telefonunu kurdum ve başucuma koydum. Normalde telefonu odaya bile sokmam. Fakat sabah erkenden nöbeti devralmam ve gece bir şey olur da beni ararlarsa duymam gerektiği için telefonla yapışığız o günlerde. (Araya şu dileği sıkıştırmam lazım: Umar ve dilerim telefonlarımızdan asla kara haber almayız. Onu beklemek bile kara haberin ta kendisi kadar üzücü ve acı…)

Yorgunluk beynimden ve bedenimden sızarken ben de sızmaya hazır gözlerimi kapadım. Kapalı gözlerimin önünden gün içinde yaşanmış gerginliklere dair yüzlerce kareler gelip geçiyor, yüreğimden dualar akıyor, uyku ufaktan dimağımı sarıyordu. Ve hani o saliselerle ölçülemeyecek kadar kısacık bir an vardır ve o anda uykuya geçersin ya, işte tam o sıra telefonumdan mesaj sesi yükseldi: Dıııt dıııt!

Gerilimi zirve yapmış sinirlerim yerinden zıpladı! Acaba bir şey mi oldu paniği ile anında kalktım ve mesaja baktım. Bereket hastaneden değildi. Ama o kadar lüzumsuz, o kadar gereksiz bir mesajdı ki sözünü etmeye bile değmez!

Tanıdık hanımlardan biri. Laylay lom bir mesaj. Hani benim hastane durumlarımı bilmese bir nebze ama biliyordu çektiğimizi. Ve ben de şunu biliyordum ki, artık sabaha kadar uyku tutmayacaktı. Aşırı yorgunluğun üzerine, uykuya ramak kala uyandırılmışlığın getireceği uykusuzluk eziyetini çekecektim. Çok sinirlendim, çok! Kalktım oturdum ve cevaben şu mesajı yazdım: “Tam dalarken beni uyandırdığın için sakın özür dileme. Zaten telefonu yatak odasına götürenin ebesini seveyim ben!”

Uyu uyuyabilirsen artık! Sinirler tavanda, vicdan yerlerde… Bir yandan kendime acıyorum, diğer yandan o mesajı yazdığım için üzülüyorum. Keşke öyle demeseydim pişmanlığı… Lanet olsun emi?

Şimdi soruyorum bu gecenin ortasında mesaj yazabilme veya arayabilme rahatlığının arkasında yatan nedir? Cevap çok basit: Yalnızsın, öyleyse müsaitsindir. Hem de ‘müsait’ sözcüğüne, TDK’nin örneklediği biçim de dahil.

Bu nasıl bir densizliktir?

Oysa telefonla arama saatleri adabını herkes bilir. Sabah erken saatler, akşam geç saatler uygun değildir. Çünkü insanların özel yaşamlarına saygısızlık olur. Fakat bu kural sadece evliler için geçerlidir. Belli mi olur, ‘nem’e lazım saatleri’ filandır hani. Biraz daha derinlemesine düşününce şunu görmek mümkün: Aslında kişinin arayacağı kimseye saygısı yok. Eğer karşı taraf evliyse, aramayacak olduğu kişiye saygısı var. Yani kadını arayacaksa, kocasına; kocayı arayacaksa karısına ayıp olmasın durumu. Az daha derine in, onun da saygı değil, korku olduğunu görürsün. Pih!

O gece sabah 4’e kadar uyuyamadığımla kaldım. Eh 4’te uyursam hiç uyanamam diye sıfır uyku ile de nöbete…

Şuraya telefonla konuşma adabı linki ekledim. Bilinsin ki o adapların hepsi herkes için geçerlidir. Evli bekar fark etmez. Ve ayak parmak uçlarıma basarak çıkıyorum siteden. Kimsenin uykusu kaçmasın diye. :)

http://www.yazangenclik.com/nedir-nasil-yapilir/telefonda-gorgu-ve-nezaket-kurallari-1865

Abdülkadir Güler, devrimce bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben hep asıl konuyu unutuyor bir detaya takılıyorum Babanıza niye öyle dediniz bakalım Emine hanımcığım "Şu ailemizin bıçkın çapkını)

Kerim Korkut 
 30.11.2015 8:16
Cevap :
Öyle olduğu için tabi ki. :) Ne var bunda?  30.11.2015 20:35
 

Geçmiş olsun dileklerimle. Öyle günlerde daha da tedirgin olunur. Banka ve GSM şirketleri de sağ olsunlar hiç boşlukta bırakmıyorlar. Verdiğiniz link önemli ben zaten biliyorum dememek gerek bazen bilmediğini bilmez insan. Ben de baktım, zaten biliyormuşum:)Yalnız şunu belirteyim bu kural koyucuların telefon sapıklarından haberleri yoktu tabi ki. Telefonunuz çalıyor "Ben Emine Supçin, buyrun.." Bir daha ki aramasında telefon sapığınız isminizle hitap ediyor ne mutlu!:)Doğrusunu bilsem de telefonumu açtığımda hemen ismimi söylemiyorum tecrübeyle sabittir.;) Saygı ve Selamlarımla

devrimce 
 23.06.2015 3:41
Cevap :
Sizin tespit ettiğiniz kuraldaki boşluğa gülüyorum şu an. :)) Sanki sapıksız bir hayat varmış gibi. Haklısınız vallahi... Bir ara daha çok vardı telefon sapıkları. Şimdilerde azaldılar mı yoksa beni mi bulmuyorlar bilmiyorum ama çevreden de duymuyorum artık... Ya tamamen vazgeçtiler ya da başka bir alana taşındılar. :))) İçtenlikle, teşekkürlerimle...  27.07.2015 0:54
 

İlk kez bir bir yazınıza itirazım var. :) Bir de verdiğiniz linkteki kurallarda bir eksikliğin altını çizmek isterim. İtirazım, 'müsait' sözcüğünü son zamanlarda TDK'nın da anlamlandırdğı haliyle, sizin öykünüzle tam uyuşmadığı düşüncem. Şöyleki; Arayanın hemcinsiniz olması, tanıyor olmanız, itiraz ettiğim anlamı barındırmadığını düşünmemdendir. Densiz, lüzumsuz ve gereksiz tanınmlamalarınıza tamamen katılıyorum. Eklediğiniz linke de yorum olarak yazdım. Başkalarına ait mekanlarda, kamuya ait(kapalı)alanlarda cep telefonu ile konuşulmaması hatta yüksek sesle konuşulmaması gerektiği belirtilmemiş. Önemli bir eksiklik olarak(yaşayarak gördüğümden) belirttim. Oh be!.. İlk kez bi yzaınıza itiraz ettim. Selamlar, saygılar.

Hasan Hüseyin Dulun 
 17.06.2015 12:48
Cevap :
Çok kıymetli müzik adamı, değerli Hasan Hüseyin Bey :))) (Durun bi önce güleyim) Hepsinden evvel, yanıtımı geciktirdiğim için özür dilerim. İtirazınıza gelince. TDK tercihler konusuna bir açıklık getirmediği için, arayan kişinin bayan olmasında bir tuhaflık yok. :)) Sanırsam kine :))) Ve linkteki verilerin eksikliği konusunda katılıyorum size. Bu güzel itiraza çok teşekkür ederim. En kısa zamanda bir yazı daha döşenip sizden bir itiraz daha almak istiyorum. :) En içten teşekkürlerimle... :))  27.07.2015 0:59
 

herşey karşılklı..saygı gösterrsen saygı görrsün ..kendine gelince herşeyi yaparım başkasına gelince biraz saygı...yok yaaa

savas barka 
 17.06.2015 7:23
Cevap :
Değil mi ama... Teşekkürler.  27.07.2015 1:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 135
Toplam yorum
: 3783
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2998
Kayıt tarihi
: 23.07.08
 
 

Eğitim sürecinin bazı bölümleri Almanya ve İngiltere'de olmak üzere en son PAÜ'den eğitim uzmanlı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster