Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Eylül '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
541
 

Yalnızlık zor iş

Yalnızlık zor iş
 

Bugün metro dünkü kadar kalabalık değil. Belki de işten erken çıktım ondandır... Kalabalığa yakalanmadım bu sefer. Ama yine de ayakta gidiyorum.

Yanımdaki hintli kadının saçları ne kadar da kısa... Elinde halk kütüphanesinin kartını tutuyor. Parmakları boş... Yüzük yok. Ne yapayım gözüme ilişti parmaklarının boşluğu. Demek ki yüzük olmayınca parmaklar boş kalıyormuş.

Belki de yalnızdır... Ama tek başına değildir.

Yalnızlık ile tek başına olmak epey farklı şeyler... Şurda tek kişilik koltukta oturan kız bindiğinden beri telefonda konuşuyor... Acaba yalnız mı kalmak istemiyor?

Gözlerim bir anda kapıya yöneldi... İnanılmaz güzel bir kız bindi... Yalnız mı dememe kalmadan hemen yanımdaki çoçuğa sıcacık bir merhaba dedi... Belli ki aynı vagonda buluşmak için sözleşmişler... Kız biner binmez gözleri ile ısrarlı bir şekilde çoçuğu aradı.

Ya yeni yeni çıkıyorlar ya da sadece arkadaşlar... Öyle sevgili gibi durmuyorlar... Vücud dili anlatıyor hemen.

Yalnızlık zor iş... Herkes yalnız kalmamaya bakıyor ve yalnız kalmamalı da.

(Belki de telefon mesajlarımızı, emaillerimizi günde defalarca kontrol edişimiz boşuna değil.)

Böyle etrafı seyrederken... Yok hakikaten etrafı seyrediyordum kızları değil (ama ne yapayım... Etraf fotomodel gibi kızlar ile çevrilmişse)

Evet biraz fazlaca onlar baş rolü oynadılar yazının buraya kadar olan kısmında... Onlar vardı etrafta ben de onları anlattım size.

Gerçi amacım bunları anlatmak değil... Bugün okuduğum bir makale böyle etrafımı daha sıkı gözlememe sebep oldu.

Daha dün(13 Eylül 2007) yayınlanmış... "Genome Biology” isimli dergide... Kaliforniya Üniversitesi (UCLA) Tıp Fakültesi Onkoloji bölümündeki araştırmacılar tarafından yapılmış bir çalışma.

Bana ilginç geldi sizlerle de paylaşmak istiyorum;

Çalışma sosyal çevremizin sağlığımıza nasıl etkilediği üzerine. Sürekli olarak yalnız kalan insanların gen düzeyinde bu durumdan nasıl etkilendikleri incelenmiş. 14 yüksek derecede yalnız yaşayan insana karşılık 14 düşük düzeyde yalnızlık yaşayan insanlar üzerinde çalışma yapılmış.

Lökositlerde (beyaz kan hücreleri) 22.000 (yirmi iki bin) gen analiz edilmiş. 209 adeti yalnızlık çeken insanlarda daha aktif bulunmuş. Bağışıklık sisteminin üzerinde özellikle etkili olduğu görülmüş. Bu da hastalıklara daha az dayanıklılığa sebep oluyor... Özellikle kalp ve damar hastalıkları ile bağlantılı kronik enfeksiyonlar, Alzheimer ve diğer hastalıklara yakalanma ihtimalleri artarak gelişiyor oldukları saptanmış.

Hatta yalnız insanlar daha az yaşıyora kadar varıyor sonuç.

Ben sadece çok kısa bir özet ile çalışmayı duyurmak istedim. Ama ilgilenenler için makalenin orijinal linkini de buraya yazıyorum.

Son söz YALNIZ KALMAYIN!

Link= http://genomebiology.com/2007/8/9/R189

Makale= Social regulation of gene expression in human leukocytes, Genome Biology 2007, 8:R189

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hayatta yalnız insanlar özellikle yaşlanma başında ise ve kendilerini oyalayabilecekleri kadar, kültür, yetecek kadar para ve imkanları da yoksa sanırım daha çabuk terkediyorlar dünyayı. Makaleyi indirdim.Henüz okumadım. Okusam da çok azını anlayacağım elbette:)) benim anlamadığım şey var aslında genlerde olan değişimin yaşayan organizma üzerindeki etkisini görmek olası mı? Ben bu değişimlerin yavaş ve uzun bir süreçte olduğunu düşünüyordum. Yani şu anlamda kişi yalnız kaldı genlerinde nasıl bi değişim oldu çalışması değil sanırım. Belki de gen karakteristikleri kişiyi yalnızlığa itendir, bunu mu anlamalıyım. Aslında makaleyi okuduktan sonra yazmalıydım. Selam ve sevgiler

Ezgi Umut 
 03.05.2008 20:25
Cevap :
Hem dediginiz gibi ama hem de sosyal bir ihtiyac galiba yalniz kalmamaya calismak..benim anladigim da yalnizlik bir takim stres faktorleri ile olan enzimleri de salgilattiriyor ve bunlara fazlaca maruz kalmak zamanla genlerin ekspresyonlarini baskiliyor ya da indukluyor. Sonucta cevrenin de fizyolojimiz uzerinde buyuk etkisi var. Etkilerinin gorulmesi cok uzun sureler de almiyor diye dusunuyorum. Sevgi ve selamlarimla.  03.05.2008 20:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 237
Toplam yorum
: 729
Toplam mesaj
: 78
Ort. okunma sayısı
: 1280
Kayıt tarihi
: 06.08.07
 
 

Biyolojinin son yıllarda, özellikle son 10 yılda içeriğinin yoğun bir şekilde moleküler düzeye inmes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster