Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Şubat '10

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
609
 

Yanlış mı yapıyorum sizce?

Yanlış mı yapıyorum sizce?
 

Blog arkadaşlarımızdan birisi ' Kısaltmaları nasıl okurdunuz? ' başlıklı bloğuma son derece saygılı bir eleştiri - yorum yazmış. Demiş ki; Ülkemizin ve ülkemiz insanlarının devasa sorunları ortadayken bu kısaltmalar aklınıza nereden geldi? Ve, ülke sorunlarına ilişkin görüşlerimi okumak istediğini belirtmiş. Son olarak da ' Umarım sizi kırmadım ' diye eklemiş. Dedim ya, son derece saygılı bir eleştiri idi ve tabii ki kırılmadım. Ama, zaman içinde birkaç kez buna benzer eleştiri aldığım için - ki onlar oldukça kırıcıydı- ortadan bir açıklama yapma gereği duydum.

Buraya üye olurken kategori olarak ' Antalya ' yı seçmiştim. Bana göre doğru bir seçimdi de. Çünkü, bir insanın en iyi bildiği konuda yazmasının en doğru davranış olduğuna inanıyordum. Antalya'yı da çok iyi bildiğime göre iyi de anlatabilirdim yazıyla. Bir süre sonra yazı akışımda anılarım ön plâna çıktı ister istemez. O anıların da neredeyse tamamı Antalya'da yaşanmış olsa da içeriğinde Antalya'yı değil, anılarımı aktarıyordum sonuçta. Bu nedenle kategorimi değiştirerek ' Anılar ' yaptım.

Yazılarıma bakarsanız bir tane bile ekonomi, siyaset, spor bulamazsınız. Ehil olmadığım bir konuda blog yazmak istemiyorum. Bu kategoride hakkını vererek yazan çok değerli blog yazarları var, ben yazarsam ayıp olur, haddini bilmezlik olur. Şimdi ben kalkıp da, özellikle futbolla ilgili yazıları yazanlara ' İşiniz mi yok, insanlar aç gezerken, açlık grevi yaparlarken, siz kalkmış milyon dolarlar kazananların dünyasını anlatıyorsunuz ' desem yakışık alır mı?

Hâlâ çekinerek şiir yazıyorum örnekse. Şiir konusunda ne kadar ehil olduğumu bilmesem de ' Yıllar yılı yollarını gözledim / Dün akşam ' Ezel ' dizisini izledim / Özlemini unutmak için / Kapı penncere temizledim ' türünden yazılan onca şeyi ' Şiir ' başlığı altında yayımlayanların yanında, şiirlerimin ehven-i şer olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Alçak gönüllülük mü dediniz? Bende fazlasıyla var, merak etmeyin.

Bir dileğim var izninizle; herkes kendi kategorisinde yazsın, en ehil olduğuna inandığı konuyu kategori olarak seçip yazsın, başkalarına sitem ederken de hangi kategoriyi seçmiş olduğuna baksın. Ben ' Anılar 'ı seçmişsem, onları yazmaya devam edeyim. Sizler de öyle yapın bence. ' Gündelik yaşam ' kategorisini seçip bu kategoride sadece bir blog yazan yazar gördüm ben burada. Neredeyse her hafta ' Blog ' kategorisinde yazanları da görüyorum.

Seçtiğim kategori benim ülkemin sorunlarını ciddiye almadığımın göstergesi olabilir mi? İki hafta sonra Antalya'da kayısı, badem ve erguvan ağaçları çiçeğe duracak. Adrasan yolundaki tarlaları gelincikler, sarı papatyalar süsleyecek. Ve belki de ben bu güzelliğin çağrışımıyla, 6 yaşımda ilk trene binişimi, trenin Ege'nin o güzelim ikliminde çiçeklenmiş gelincik tarlalarından geçişini, Nazilli'deki bir okul eğlencesinde kıra gidişimizi ve başımıza papatyalardan taç örüşümüzü yazacağım. Çünkü benim kategorim ANILAR. En ehil olduğum konulardan biri olduğu için yazacağım, yazmalıyım. Bütün bunları yazarken, ayağındaki ayakkabısı delik, karın içinde yuvarlana yuvarlana okula giden küçük çocuklar olduğu gerçeğini de hiç unutmayacağım, unutamam da.

Ben yanlış mı yapıyorum acaba, ne dersiniz?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Tülin Hanım, blog yazarların yazılarının belirli kategoriler altında toplanma amacı, okuyucuların binlerce yazı içinde istediklerini bulabilmelerini kolaylaştırmak olsa gerek. Eğer amaç duygu ve düşünce paylaşımı ve bu doğrultuda kişisel gelişim ise, bu bağlamda bir konu hakkında yazarken "yetkin olmak" ya da "olmamak" önemli bir gösterge olmamalı. "Gündelik yaşam" konusunda otorite olmayan kimse olabilir mi? :-) Herkes günlük yaşam koşturmacasında. Felsefe konusunda yazan profesyonel bir filozofla da hiç karşılaşmadım doğrusu. Sözü fazla uzatmadan izninizle görüşlerimi özetleyeyim. Bence dilbilgisi kuralları çerçevesinde her konuda yazabilmeliyiz. Hatalarımız varsa bunları saygı ve iyi niyet çerçevesinde düzeltmeliyiz. Yoksa suya yazmak olur bu kadar çaba ve çok da yazık olur. Sevgi ve saygılarımla.

Güz Özlemi 
 20.05.2011 11:36
Cevap :
Bence de her konuda yazmalı insan. Ama madem ki kategori seçiyoruz, en çok o kategoride yazmalıyız. Futbol, ekonomi, siyaset bana uymaz örnekse:) Anılar kategorisini sonradan seçtim ben. İlk seçtiğim kategori Antalya idi:) Ama zaten anılarımın neredeyse hepsi Antalya'da yaşandığı için bir taşla iki kuş vurmuş oldum:) Sevgilerimle...  20.05.2011 17:14
 

bu "SOYEK" dost yanılıyor... TV kısaltması, "tivi" diye okunmaz. Okunursa yanlış olur... IMF de "ay em ef" diye okunmaz. Okunursa o da yanlış olur... Bu dediklerim üniversite sınavlarında öğrencilere soru diye sorulmuştur... Bana kalırsa da Türk kaşığıyla da Amerikan pisliği yemek anlamına gelir... Soyek, ORTAYOLCU bir dost... Biraz zorlarsam, İslamcı olur... Saygımla...

UFUK KESİCİ 
 08.03.2010 12:49
Cevap :
Sevgili Ufuk, dün bir turist Doğu Garajı'na nasıl gideceğini sormuştu. Ben de yeni tramvayla gidebileceğini söyledim ve bilet alacağı yeri tarif ederken çarşıdaki postanenin karşısında diyeyim dedim. pe-te-te diye heceleyecekken kendi dilimde hecelediğimi farkettim ve hemen düzeltip Postoffice dedim. pi-ti-ti komik geldi bana, o yüzden Postoffice dedim:) Ben de i-me-fe demekten yanayım doğrusu.  08.03.2010 13:59
 

Kısaltmalar hakkındaki yazınızı okudum. Değindiğiniz noktalar benim de kafama takılan şeylerdi. Daha sonra kısaltmanın felsefesini kendime kabul ettirerek bu takıntılardan kurtuldum. Bana göre kısaltmanın dilbilgisi kuralı konamaz. Kısaltma birkaç sözcükten, hatta uzunca bir sözcük olan adlandırmayı kısadan geçmektir. Ve sadece bu kadardır. Nasıl okunduğu genel kabule göre kendiliğinden belirlenir. Örneğin, VIP yabancı bir tanım kısaltması olduğundan Türkçe'de "vip" okunur diye büyük harf "İ" kullanamayız. Ayrıca tıpkı "TV" de "ti-vi" okunabildiği gibi, "VIP" de "vi-ay-pi" diye okunabilir. IMF de böyle çift okunmalı bir kabullenim görmüştür. Bu kısaltmalara aşina kişiler iki tür seslendirmede de ne dendiğini anlarlar. Kısaltmanın açılımını bilmeyene ise nasıl denirse densin bir şey ifade etmez. AKP de böyle oldu. Kimi "a-ke-pe" der kimi de "AK Parti" der. ikisi de aynıdır. Bence kısaltma kurum ve okuma kuralları zorlamalı bir dilbilgisi. Esas olan kabul görmüş olan biçim ve sestir.

Muharrem Soyek 
 21.02.2010 13:13
Cevap :
Değerli Soyek, çocukluğumuzda bi-bi-si diye heceleyerek BBC'yi öğrenmiştik zaten. Sonraları Amerikan malı süttozlarının kutularındaki isimleri heceledik. Verdiğiniz örneklerin kendi dilimizle de hecelenebiliyor olması ne güzel. Kısaltmalar kaçınılmaz elbette ama, A harfini ey diye hecelemek hoş gelmiyor bana. Son cümlenizdeki gibi, kabul görmüş biçim ve seste oldular artık. Sevgi ve saygılarımla...  23.02.2010 22:50
 

Bu tür eleştiriler zaman zaman bana da geliyor sevgili Tülin. Ama hiç üzerime alınmıyorum... Yapılan bu eleştirilerin bilinçli olduğuna inanmıyorum çünkü. Zaten sen de pek güzel bir açıklama yapmışsın. Keşke herkes bildiği konularda yazsa...

Melek Koç 
 20.02.2010 21:58
Cevap :
Sevgili Melek, ben, haberlerdeki takım elbiseli adamlara baktıkça ruhumun daraldığını hissediyorum. Bir gün ajans başladığında, sunucunun ' Değerli seyirciler, bugün ülkemizde kayda değer hiçbir olay olmamıştır, her yer güllük gülistanlıktır ' demesini nasıl özlemle bekliyorum bilsen. Bu ruh hâliyle nasıl siyasetle ilgili yazabilirim ki? Sevgilerimle...  20.02.2010 22:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2070
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster