Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ekim '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
245
 

Yaşamın "bu günden" sonrası içindir...

Yaşamın "bu günden" sonrası içindir...
 

Emperyalizmin yeni paylaşım düşlerinin yansımasıdır, olanlar..!

Anlatımını yapmak istediğim düşünce-tespitlerin oluşumunu; tarih içinde yapılmış olan bir çok savaşa dair bilgiler ve incelemeler toplamı sağlamıştır. Bu savaşların bir kısmını sayarsak; Vietnam savaşı, İkinci Dünya(payaşım) savaşı, Kurtuluş Savaşımız, Birinci dünya (paylaşım) savaşı, Napolyon'un savaşları, Osmanlı savaşları, Roma İmparatorlarının savaşları ve Büyük İskenderin savaşları'nın tümünün süreçleri çok yakın benzerliklere sahip bulunmaktalar.

Toplumların ve Sosyal gurupların Tarihsel-Diyalektik süreçlerinin kaçınılmaz "mecburiyetleri" engellendiğinde veya kesintiye uğradığında, uygulayıcı taraflar arasında çatışma kaçınılmazdır.

Bu çatışmalar, "yapısallar içi" ve "yapısallar arası" anlamda iki biçim de gerçekleşir. Her ikisinde de "engelleyen" ve "engellenen" tarafları kimlerin oluşturduğu, etken veya belirleyici değildir. Çatışmayı başlatan şey;"ortak çıkarların" "reddi ve kabul edilmesi" isteklerinin "kontrolünün" kaybedilmesidir.
Yukarıda ki bakış açısının getirdiği mantık, şu düşüncelerin sıralanmasını sağlıyor;

a) Savaş nedir?

b) Kazanmak isteyeni ya da kazanması gerekeni belirleyen nedir?

c) Bir savaş kimler ile kazanılır?

d) Yapılan her hangi bir savaşın, kurgulayıcıları ve uygulayıcıları aynı unsurlar olmayabilir!

e) Uygulayıcılar kendilerini, o savaşın kurgulayıcıları olarak görmeye başlar ise her iki taraf ta kaybeden olabilir!

Ve bunların sonrasında;

1: Savaşların kaderini, tarafların sahip oldukları Diyalektik ve İdeolojik "gerçekliklerinin niteliği" belirler.

2: Savaş, tarafların ortak "çıkar çelişkilerinin" kesin çözümü için yapılır.

3: Savaşan tarafların bulundukları yaşam-düşünsel zemin ve pozisyon "ortak çıkarları"dır!

4: Savaşın "cephelerini" kazanmak isteyenler belirler!

5: Savaşları, inançlarını ve düşüncelerini kabul ettirebileceği ittifaklar kurabilenler, o ittifaklar ile birlikte kazanırlar! Asıl yaptıkları ittifaka önderlik etmektir.

6: Savaşı, "İttifakların Ütopyası" kazanır..!

7: Savaşı kaybedecek olanlar, bunu daha başlangıçta öğrenirler, fakat sorumluluğu kendi üzerlerinden başkalarına yükleyebilmek için "devam" ederler. Silah, savaş kazanmaz! Yok eder..!

8: Savaşı kaybedecek olanlar, başlangıçta bildikleri "bu işin kaybının" açıklamasını savaş sonrasında "isteyebilecek" olan unsurlarını "cepheye" sürer!

9: Savaşı kazanacak olanlar ise, savaş sonrası "çelişkiler yaşayabileceği" unsurlarını "cepheye" sürer!

10:Savaşı kazanmak isteyen, kendi içindeki "dinamiklerin içsel çelişkileri" karşısında objektif davranmak mecburiyetindedir. Bastırılmış çelişkiler, açık çelişkilerden tehlikelidir!

11: Savaşta taraf olmayacak dış unsurlar ile arasındaki çelişkileri çözümleyebilen taraf, savaşı kazanabilir.

12: Savaşın sonunda, tarafların dışındaki "başka bir unsur asıl kazanan olacak ise" o savaş yapılmamalı! Çünkü, o unsur "tekrar, savaş şartlarını yaratan" olacaktır!

13: Tarafların dışında, savaşa "itiraz eden" unsur, "itirazını" kendi çıkarları temelinde şekillendirir. İtiraz ettiği taraf veya taraflar için, kurgulamayı düşündüğü başka tasarımları vardır! "Çelişkilerin varlığının devamı" onun çıkarlarına uygun olduğundandır itirazı!

14: "Cepheler de" savaşanlar, her iki tarafın da en güçlü ve en yenilmez nitelikleridir!

15::İttifaksız hiç bir savaş kazanılamaz..!

Söylenebilecek birşey daha var, o ise şu; dünya üzerinde en önemli akıl oyunu Satranç'tır; yaşamın kurgusu ile Satranç'ın kurgusu aynıdır. Bizim, bu oyunun içinde ki pozisyonumuzun ne olduğu önemlidir! Oyunun oynandığı tahta'mıyız?
Oyunun içindeki; Şah'mı, Vezir'mi, Kale'mi, Fil'mi, At'mı yoksa Piyon'mu?
Oyunu oynayan taraflardan biri mi? Oyunun seyircilerinden biri'mi? Oyunu yaratan, tasarlayan biz miyiz?

Bu oyunun neresinde olduğumuzu, "doğru anlamda" bütün gerçekliği ile birlikte görebilmeliyiz..!

*Amerikan Emperyalizminin karşısında her zaman başı dik durmuş olan Ernesta'ya saygı ile...
Bu saygının iki gerekçesi bulunmakta;birincisi düşünsel anlamdadır, ikincisi ise verdiği özgürlük savaşı sırasında,
hiç bir zaman Emperyalist bir ülkenin korumasına gereksinim duymama cesaretini sergilemiş olmasıdır.
Talabani, Barzani v.b.'lerinin Emperyalizmin kucağında oturarak yaptıklarının, Che'nin savaşı ile hiç bir benzerliği
yoktur.Ernesta Che Guevara yoksul halk çocuklarını, karşısına savaşçı olarak, hiç bir zaman seçmemiştir.


Fotoğraf:Atlas Dergisi

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 83
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 744
Kayıt tarihi
: 06.07.07
 
 

Sosyoloji, psikoloji, kültürel alanlar ve ilişkiler, insan ilişkileri ve ekonomi-politik ilgi ala..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster