Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ekim '12

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
3096
 

Yaşlılık

Yaşlılık
 

Yaşlılara,“ Sen bizim için önemli ve değerlisin” mesajını verecek tavır ve davranışlarda bulunmalıdır.


Fakülte yıllarımızda bize öğretilen bir gerçek şuydu: ” İnsanoğlu, ana rahminden ayrılıp dünyaya gözünü açtığı andan itibaren yaşlanma başlar” İnsan zamanla ne kadar barışık yaşarsa yaşasın bir müddet sonra yaşlılık kapıya gelip dayanmaktadır. İnsana düşense onunla birlikte yaşamanın yolunu aramaktır.. Yaşlılık, sorunları değişen ve gelişen dünyamızın çözüm bulmak için çaba harcadığı konular arasındadır. Geriatri, Gerontoloji, Gerontopsikoloji, Gerontososyoloji, Gerontopsikiyatri gibi bilim dalları da bunun için çalışmaktadır.

Ülkemizde de Geriatri ve Gerontoloji dernekleri, Geriatri Vakfı, Geriatri Dergisi gibi kurum ve kuruluşlar Geriatri konusundaki gelişmeleri yakından izleyerek üyelerini, okuyucularını bilgilendirmek, ilgili uzmanlık dalındaki hekimlere “yaşlıların sağlık sorunları ”konusunda eğitim vermek, bu amaçla seminer, panel sempozyum ve kongreler düzenlemek, araştırmalar yapmak, projeler geliştirmek ve uygulamak, üyelerine destek sağlamak, bilimsel yayınlar yapmak ve toplumun “sağlıklı Yaşlanma” konusunda bilinçlendirilmesi gibi konularda çalışmalar yapmaktadır. Yine birçok kurum ve kuruluş yaşlılığı geciktirici ya da olumsuz etkisini azaltıcı “anti aging” yöntemleri, uygulamaları için araştırmalar, harcamalar yapmaktadırlar.

Gelişmekte olan ülkelerde yaşlıların sayı ve oranı toplam nüfus içerisinde hızla artmaktadır. Gelişmiş ülkelerde ise toplam nüfusun yaklaşık % 16 sını yaşlılar teşkil etmektedir. Türkiye’nin toplumsal yapı ve nüfus özelliklerinden dolayı henüz yaşlılık toplumsal bir sorun düzeyine ulaşmamış gözükse de, yinede hızlı değişime bağlı olumsuzluklar ve olumsuz örnekler aynı hızla yayılmaktadır. Cami avlularına bırakılan yaşlılar, huzurevlerinde yaşananlar, yaşlılara saldırı gibi haberler, artık günlük sıradan haberler arasında yer almaktadır.

İdarecilik yaptığım dönemlerde, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SOYADA Vakfı) toplantısına görevim gereği mütevelli heyet üyesi olarak katılmaktaydım. Burada ihtiyaç sahibi olan insanlara ihtiyacına göre devlet eli uzatılmakta ve yardım yapılmaktadır. Gözlemlediğim şu ki geçen zamanla birlikte gördüğümüz tabloda değişmektedir. Bunlardan biride yaşlılarımızın yalnızlığa ve muhtaçlığa terkedilmiş olmasıdır. Yetişkin evlatları, torunları olan insanların yaşlanıp eski güç ve kudretini yitirince bir köşede kendi haline terk edilmesi düşünülmesi ve ibret alınması gereken bir durumdur. Hızlı değişim toplumsal kurumları, davranışları ve maalesef değerleri de değiştirmektedir. Değişimden etkilenen en büyük toplumsal kurumda ailedir. Ailedeki değişimler yaşlının statüsünü, fonksiyonunu etkilemekte, dolayısıyla da yaşlıya yönelik hizmetlere ihtiyaç duyulmaktadır.

İnsanlar yaşlandıkça fiziksel, ruhsal değişimlere uğrarlar. Organlarda yenilenmenin yavaşlaması, yıpranması hatta durması sonucu fiziksel değişimler meydana gelmektedir. Fiziksel gerilemeler beraberinde psikolojik ve sosyal özelliklerde de gerilemeleri de getirmektedir. Fiziksel ve ruhsal gerilemeye bağlı olarak yaşlılarda yaşama gücü ve isteği giderek azalmakta, sevme içgüdüsü önemli derecede etkilenmekte, yalnızlık, ölüm korkusu ve çevreye uyumda güçlükler ortaya çıkmaktadır. Yaşlının fiziksel gücünü, işini kaybetmesi, rol değişimi yaşlıyı karamsarlığa iter. Ayrıca yaşlanma belirtisi olarak, eskiye özlem duyma, yeniliğe karşı isteksizlik, kuşaklar arası ayırım artar.

Yaşlı için aile, başlıca psikolojik ve toplumsal destek sistemidir. Kentlerde gelir farklılıkları, toplumsal hareketlilikle aile üzerinde etkisini göstermekte ve aile küçülmektedir. Ailede kadının çalışması, az çocuk sahibi olma isteği, otoritede değişimler yaşlının toplumsal ilişkiler kurmasını zorlaştırmakta ve hizmet ihtiyacı artmaktadır.

Ülkemizde yaşlılar için yaygın bir bakım türü kurum bakımıdır. Yaşlı evi, Huzurevi, Dinlenme evi gibi adlarla faaliyet gösteren bu tip kurumlarda da yaşlının toplumsal ilişkilerini geliştirecek programlar hazırlanmalı, özellikle de gençlerle kaynaşmayı sağlayacak faaliyetlere ağırlık verilmelidir.

Yaşlılık sorunları kapsamında bakım, güvenlik, konut, sağlık, boş zamanı değerlendirme ve uyum problemlerini ele alabiliriz. Bu sorunlara yönelik olarak sosyal güvenlik hizmetleri, sağlık hizmetleri, barınma hizmetleri,  serbest zaman değerlendirme hizmetleri verilmektedir. Ancak verilen bu hizmetler psikososyal ihtiyaçları tümüyle karşılayamamaktadır. Çünkü yaşlanan bireyin ruhsal yapısı zayıflamakta, yalnızlık, ölüm korkusu, sevgisizlik, elden ayaktan düşme gibi psikolojik problemler ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla verilen hizmetler işbirliği ve koordinasyon içinde planlanıp daha verimli, sürekli ve etkili sunulmalıdır.

Yapılan araştırmalar, yaşlıların, toplumda kendine düşeni yaptığı ve toplumun yaşlı ihtiyaçlarına duyarlı olduğu kanaatine varmaları, onların sosyal uyumlarını yükseltmede çok başarılı olduğunu göstermiştir. Yaşlıların psikososyal uyumlarını kolaylaştırma, onların problemlerini en aza indirmek amacıyla, ailenin bireylerinin ve genel çerçevede toplumun, yaşlıların sorunlarına duyarlı olması, onların ihmaline fırsat verilmemesi gereklidir. Özellikle toplumsal muhtevalı programların planlanması gerekmektedir.

Daha önce de belirttiğim gibi, yaşlı için aile başlıca destek sistemidir. Bu nedenle ailelerin yaşlılarına karşı ilgili ve sorun çözücü yaklaşım izlemeleri, kuşaklar arasındaki farkı en aza indirmeye çalışmaları gerekir. Aile yaşlısına gereken önemi vermeli, onlara karşı “ Sen bizim için önemli ve değerlisin” mesajını verecek tavır ve davranışlarda bulunmalıdır.

Sonuç olarak yaşlılar toplum içerisinde ilgiye, desteğe, sevgiye ve hizmete ihtiyacı olan hedef kitledir. Bu nedenle ailelerin ve kurumların rol ve fonksiyonlarını bu doğrultuda düzenlemeleri en uygun yoldur. Kimse unutmamalıdır ki yazımın başında belirtmiştim, yaşlılık doğumla birlikte başlar ve hepimiz bir gün bu kaçınılmaz ve geri dönüşü olmayan sürece maruz kalacağız. Kendimize yapılmasını istemediğimiz şeyleri yapmamalı, yapılmasını arzu ettiklerimizde biz yapmalıyız ki karşılığını görelim.

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 6071
Kayıt tarihi
: 22.06.07
 
 

1962 Elbistan doğumluyum. İlk öğretimimi Kahramanmaraş'ta, orta öğretimimi Denizli'de, Üniversite..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster