Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ekim '15

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
357
 

Yazmaktan öte!

Ne güzel değil mi, paylaşımlarımızı birbirimize aktarmak, birlik olmak, bir düşünmek, bir ortama ait olmak? Öyle değil mi?

O zamanki adıyla Asabi Kedi, şimdiki adıyla Güz Özlemi’nin, beni ikna etmesiyle başlayan, 4 yıldan fazla yüzlerce blogla devam eden bu serüven, benim kişiliğimi bulmamı sağlayan bir deneyime ve hatta Ecrin’in doğmasına sebep oldu! Şunu demek istiyorum, Ecrin tuş sesleriyle büyüdü.

Tabi şunu da itiraf etmem lazım, ilk parafta bir kinaye var. Yoksa ülkemde birlik olup bir düşünmek ancak savaşlarda ve mili maçlarda gerçekleşen bir şey. Yalnız yanlış anlaşılmasın bir alay konusu değil bu anlatımım, sadece tespit!

Üniversite birinci sınıfın yazında Bolu Çimento Fabrikasındaki stajımın son günü Suat Konuralp isminde, orta yaşlı bir mühendisin hediye ettiği Ajanda ile başlayan yazma ve yaşama maceram, bugün itibariyle yaşama aşkından, yazma aşkına dönüşmüştür. Bu 26 yıllık süreç içerisine, 23 yıllık mühendislik, 2 yıllık öğretim görevliliği, 5 eser, 2 çocuk, bir evlilik ve 4.5 yıllık blog yazarlığı sığmış.    

Son bir yıldır, özellikle deneyimlediğim farklı format ve yazım diliyle ilgili arayışlarım, bana okuyucu kaybettirse de,  “aşk” konusu üzerinde a’dan başlayıp z’ye götürerek, duygularımı düşünceye dönüştürmeyi başarmıştır. Yıllar evvel tartışılan bizde de sıkça gündeme gelen “toplum için mi, kendin için mi yazmak” sorusuna, bazen öyle, bazen böyle yazarak cevap vererek, sanıldığının aksine yazmak üzerine ahkam kesmeyip deneyimleyerek, bu konuda bir yerlere gelmeyi hedefliyoruz. Ülkemin her türlü negatif enerjisine rağmen duygularımızı bir avuntu haline getirip yazmaya devam etmek, ne kadar zor olsa da, elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.

Bu blogta yazarları kişileştirip herhangi bir tartışma yaratmak gibi bir niyetim yok. Kendimi yalayıp yutup öpmek gibi bir niyetim de yok!

Sadece şunu ifade etmek istiyorum:

Yazmak kendimi bulma serüveninde bana gerçekten çok yardımcı oldu. Sizleri anlamakla kalmayıp kendimi çözmek konusunda resmen bir terapi aracı oldu. Buna hakkım var mıydı bilmiyorum? Belki de yazım türümüzün blog olması bana bu cesareti verdi yoksa tabi ki kişisel dünyamıza ait bazı enstantaneler diğer insanları ilgilendirmeyebilir. Yine de belirtmeden geçemeyeceğim, yaşamak üzerine dünyaya gelen benim gibi göçebe düşünceli bir martının,  Richard Bach ve Leo Buscaglia’dan öğrendikleriyle hareket etmesi kadar doğal bir şey olmamalı!

Sonuç olarak bana sabrettiğiniz için hepinize teşekkür etmek istiyorum. Can dostum Güz Özlemi, kızgın eleştirilerine rağmen Ümit Bey, her zaman örnek aldığım ve sımsıkı duran Alev Meisel, gönüldaşım  Nil Alaz, gerçek iyi bir örnek Ata Kemal, hocaların hocası Erdal Hoca, duygularını her şekilde ifade eden Tly, beni yazmaya şevklendirmiş matematikçi Nadir Şener, hayata karşı net duruşuyla Filiz Alev, düşüncelerine hayran olduğum ve esinlendiğim Ersin Kabaoğlu, yeteneğine hayran olduğum Sudan Hayaller, özgün ve özü sözü bir Kerim Korkut, bir Abbas bey, evet gerçekten o kadar çok insan var ki burada birlikte bir ortam oluşturduğum, ne kadar bahsetsem de diğerleri eksik kalır.

Son söz, ülke ve millet olarak, kavga etmeden ve özellikle birbirinin varlığına saygı duyarak, 1 Kasım’dan sonra yepyeni bir Türkiye’ye evet diyelim. Ve MB’de bu güzellikleri berabercek paylaşalım...

Sevgiyle kalın...

 

Abbas Oğuz, Ersin Kabaoglu bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, içten ve samimi yazılar her zaman hissedilir, daha doğrusu samimi insanlar hissederler, bazen kızgın bir eleştiriyle karşılaşır yinede kızamazsınız içinizden kızmak gelmez çünkü hissedersiniz onu da. Hissetmek ve içtenlik insanı ayrıcalıklı kılan vasıflardır.

Selda Çakmak 
 21.12.2015 16:36
Cevap :
Ne kadar doğru yazmışsınız, bizi hangi niyetle değerlendiğiniz gerçekten önemli. Bir de meyve veren ağaç taşlanır ya da hiçbir başarı Türkiye'de cezasız kalmaz... Teşekkür ederim  25.12.2015 14:52
 

Merhabalar Sevgili Eric; öncelikle hayatınızdaki her şeyi en ince ayrıntısına kadar hatırlayıp iyi ya da kötü hepsine minnettar oluşunuz gerçekten takdire değer. Ve özünde iyi insan olmanız, ayrıca bu iyiliği herkese ulaştırma çabanızda sizi özel kılıyor. Yazmaktan öte, gönlünüzdeki tüm isteklerin gerçekleşmesini dilerim... Sudan Hayallere gelince :) zarif yorumunuz için teşekkürler... Çoktandır yazmaya ara verdim. İkinci üniversite kapsamında Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Felsefe Bölümüne başladım. Bütün zamanımı daha çok okumak alıyor. Ama en kısa zamanda yazılarla buluşmak dileğiyle, sevgiyle kalın....

SAYHAN 
 26.10.2015 10:35
Cevap :
Evet, bu doğru; geçmişle hesaplaşıp hatalarımdan ders almak konusunda bir davranışım var ve bunun tek sebebi gerçekten iyi insan olabilmek. Ve bu konuda gerçekten çok çabalıyorum. Size yeni bölümünüzde başarılar dilerim. kendinizi geliştirmek üzere verdiğiniz çabayı takdirle karşılıyorum. Son dönemde artık kendimi karakter olarak kullanmaktan vazgeçiyorum. Böylelikle ben de artık sade vatandaş olmak konusunda hiçbir tereddüt yaşamıyorum. Hayat böyle işte geçip gidiyor ve biz gerçekten an ve an ona uyum sağlıyoruz... Saygılar   27.10.2015 11:16
 

İtiraf etmeliyim ki 2 sene öncesine kadar “Ecrin” isminin varlığından dahi haberdar değildim! İlk kez Antalya’da duydum ve sonra şaşkınlıkla izledim ki m2’ye üç Ecrin düşüyor:) Anlamını bilmiyorum. Güneyde popülerliğinin bir nedeni olmalı. O şükran duygularıyla, kızının ismini “Milliyet” de koyabilirdin, şükür:) MB’de farklı bir soluk olduğun kesin; ancak seni okumam o anki psikolojimle ilintili. Bazen Ertuğrul Özkök’e benzetsem de seni, “seni bol” satırlara değil de verdiğin mesajlara odaklanarak kısıyorum homurtularımı. Martı Jon 12 yaşımdan beri yanımda. Eğitim hayatım, iş ve sosyal hayatım hep onun öğretileriyle yol aldı. Yazdığım kitaplarda, öykülerde de yer aldı. Hakkımdaki düşüncelerin için sağ olasın Anıl kardeşim. Selam ve sevgiyle.

Ata Kemal Şahin 
 26.10.2015 8:24
Cevap :
Bir dönem, ki o dönem Anıl Yiğit olarak yazdığım dönem, Ümit beyin, Güz Özlemi'nin ve sizin bahsettiğiniz kadar abartılı yazdığım bir dönem bu. Sebebini de bu yazıda bahsettiğim üzere "buna hakkım var tümcesiyle" özetlemiştim kendime. Ve daha evvel dediğim gibi Eric Van Buyten olmak beni yazım konusunda gerçekten rahatlatıyor ve özgürleştiriyor. Benim bir yıla kadar öğrendiklerimi aktarmak gibi bir kaygım vardı ve artık öyle bir kaygı taşımıyorum. Türkiyemdeki hassas konuları konuşabilmek için gerçekten bahsettiğiniz yazar gibi ve aynı mantıkta kendimi kullanıyordum çünkü test edip onaylamıştım. Ama öğretmenlik yapmaya başladığımdan beri bu yanımı törpülemeyi başardığımı düşünüyorum. Ben babamın tabiriyle UTANMAZ adamım ve söylenmeyi söylemekte tereddüt etmem. Sebebi ise bir evlilik geçirdiği ve benden 4 yaş büyük olduğu için ilk aşkımdan toplum tarafımdan vazgeçmek zorunda bırakılmam ve karar vermiştim; bir daha böyle bir hata yapmayacaktım. Halen de sözümün arkasındayım. Sevgiler  27.10.2015 11:29
 

Duygularını saklayan ama kendini saklayamayan insanlara alışığız.Siz tuhaf geldiniz. Neden bu kadar samimisiniz? Reklam dili kullanmamışsınız. Oysa gerçeğinizi bilsek bile sizi abartamayız. Keşke bizi kandırmaya çalışsaydınız!

Kerim Korkut 
 26.10.2015 8:23
Cevap :
Duygularım çok değerli olduğu için değil, kendimi saklamak zorunda olmadığım için rahat-rahat hayatı ve bazen de hayatımı yazabiliyorum. Amaç hayatı paylaşmak, gizlenmek değil... Berabercek bir arada elbette! Sevgiler, saygılar  27.10.2015 11:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 1635
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 272
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster