Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ağustos '14

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
339
 

Yediğim kazıkların haddi hesabı...

Yediğim kazıkların haddi hesabı...
 

Hepsi terk etti gitti. Ben mi yetmiyordum onlara, yoksa onlar mı yanlış kişilerdi bilmiyorum; ama değer verdiklerimin hepsi... hepsi...

...çekti gitti...

Taa ortaokul yıllarımdan sıra arkadaşım Zübeyde... Aramızdan su sızmazdı, o benden sorulurdu, ben ondan. 3 yıl boyunca ona verdiğim kopyalar helali hoş olsun; sayemde süper liseye girmeye hak kazanmıştı. İkimiz de aynı lisede farklı sınıflara düştükten sonra tenefüslerde bile selam vermez oldu (nedense). Önce görmezden gelmeler, sonra selamı sabahı kesmeler. Anlamlandıramadım ama ben de kendimi geri çektim. Sonra... Sonrası malum; ne bir iz, ne bir haber...

Lisedeki Arzu... Her ihtiyacı olduğunda yanında olduğum, her aradığında işimi gücümü bırakıp gittiğim, uğrunda annemle papaz olduğum en derin eski dostum. Büyükçekmece'yi terk ettiğimizde uzun zaman mektuplaştığım, telefonlaştığım, yazları gidip kaldığım kadim dostum... Aniden, gelen telefonların kesilmesi, ardından beklediğim mektupların nedensiz bir şekilde gelmemesi... Nerelerde, ne yapıyor hiç kimse bilmiyor...

Üniversitede bizi eküri olarak adlandırdıkları dostum N... Onsuz kendimi hep eksik hissederdim. Son derece iyi ve yardımsever, zeki, espirili... Onunla ders çalışmak benim için ne büyük zevkti! Grup ödevlerimizle onun kıvrak zekası sayesinde yüksek notlar alırdık. Hep iyi anlaştık, hiç birbirimizi kırmadık. Ta ki ben bilmeden istemeden onu kırana kadar. Telefonlarıma cevap vermediği için trip yapıp bir daha aramamıştım. Meğer cevap vermemesinin sebebi ses telleriyle ilgili bir ameliyat geçirmesiymiş. Bunu öğrenince beynimden vurulmuşa döndüm! Eşeklik etmiştim, gereksiz alınganlık yapmıştım. Ama mesajla açıklama yapabilirdi belki, o zaman ben de kırılmazdım telefonlarımı açmadığı için. Sonra numarası da değişti, bir gün doğum gününü kutlamak için annesini aradım. O da teşekkür edip N.'ye ileteceğini, hatta yeni numarasını kaydetmem için kendi numarasından bana çağrı atacağını söyledi. Aradan kaç yıl geçti bilmiyorum, hâlâ çağrı atacak mı merak ediyorum. Şimdi Facebook'ta birbirimizin paylaşımlarını "beğen"iyoruz... (Bu yazımı okuma ihtimali yüksek; bu yüzden ismini yazmadım belki yine kızar bana diye)

Doğduğumdan beri belki de en çok sırlarımı paylaştığım, en çok değer verdiğim, en çok vakit geçirdiğim, en çok ağladığım ve güldüğüm kişi kuzenim. Ne oldu bilmiyorum, ikimiz de evlenince ve o farklı bir şehre yerleşince ne kadar da uzaklaştık. Eskiden birbirimizin doğum günlerini ilk kutlayan kişi olmak için gece 00.01'de arardık veya mesajla kutlardık. Zaman zaman birbirimizi kırsak bile kısa süre sonra hiçbir şey olmamış gibi kuzu sarması olurduk. Yani tipik bir abi-kardeş gibi... Şimdi ise yine Facebook'ta "beğen"ilen veya yorum yazılan paylaşımlardan öteye gidemiyoruz. Hatta buralara gelip gidiyor ama haberim bile olmuyor :(

Çalışma hayatımda tanıştığım; espiri anlayışımızın tamamen örtüştüğü, telefonda en uzun süre sıkılmadan konuşabildiğim, yine sırdaşım, yine dostum Neşe... Bana çok destek oldu, iş ve özel yaşamımda her şeyi yoluna koymam konusunda beni çok telkin etti, ona gerçekten minnettarım. Görüşmüyor değiliz, karşılaştığımızda yine espirilerimiz havada uçuşuyor; neden böyle bir başlığı olan yazımda kendisine değindiğimi açıklayayım; evlendiğimden beri (5 yılı geçti) bana gelecek, hâlâ bekliyorum. Hatta geçen sene bir gün ayarlamıştık, Neşe ve başka bir arkadaş bana gelecekti. Gelecekleri gün ben müthiş yiyecekler hazırlamıştım onları çok iyi ağırlamak istiyordum. Sonra bir aksilik oldu ve gelemeyeceklerini söyleyip başka bir güne ertelediler. Ben yine onları en iyi şekilde ağırlamak için hazırlıklar yaptım ama bir aksilik oldu ve yine gelemediler. Şimdi üçüncü fırsatımızın ne zaman olacağını merakla beklemekteyim. (Ve bunları okurken sırıtacağından ve telefona sarılacağından da eminim :) Neşe'm)

Sıradaki, kısa süren bir arkadaşlık neyse ki (Uzun sürenler kazık atınca pek ağrılı oluyor da). Komşum Nermin... Bu dört dairelik apartmanda üç komşuyduk; yaşlarımız yakındı, ve peş peşe oğlumuz oldu üçümüzün de. Yani ortak çok şeyimiz vardı. Sık sık üçümüzden birinde bir araya gelirdik, oğlanları aynı anda uyutup sohbet ederdik. Nermin de canımsız tatlımsız konuşmayan bir tip. Ben de samimiyetinden bir an bile kuşku duymadım (saftirik işte). Bir gün apartman boşluğunda gürültüler duyunca korkup delikten baktım. Büyük büyük eşyalar taşıyan adamları görünce kapıyı açıp "Üst kattaki boş daireye birisi mi taşınıyor?" diye sordum. "Hayır abla, üst kattakiler başka bir yere taşınıyor" cevabını alınca şok oldum. Hemen telefonu aldım elime ve aradım, açmadı. Ben zavallı iyimser, hümanist şahıs, "Herhalde çocuğu uyutuyordur" diye düşündüm. Bir süre sonra yine aradım, yok açmıyor. Mesaj attım, cevap vermiyor. Aradan uzun bir süre geçti, bir gün diğer komşuma uğradığımda bana dedi ki: "Nermin'in eşiyle benim eşim karşılaşmış, biraz konuşmuşlar; Nermin'in eşi, Nermin'in senden hiç hazzetmediğini falan söylemiş"... Buyur burdan yak. Yüzüme gülüp canım cicim diyen kişinin benden hiç hazzetmediğini 4.bir kişiden duyuyorum! Allah'a havale ettim tabi ki kendisini...

Düşünüyorum da, ben ne kötü bir insanım da haberim yok. Kimseyle geçinemiyormuşum baksanıza! Değer verdiğim ya da vermediğim herkes ne mal olduğumu (!) anlayınca çekip gidiyor!

Ama hepsi de bana bir şey öğretti; bu yüzden hepsine minnettarım. Artık hiç kimseyle samimi olmamayı, hiç kimseye kendimden daha fazla değer vermemem gerektiğini öğrettiler bana. Bulunduğum ortamlarda herkesle etkileşim kurabiliyorum ama artık hep bir mesafe koyuyorum. Hep temkinliyim, hep tedirginim. Çünkü tahmin ediyorum ki onlar da günün birinde bana kazık atıp kaybolacaklar bir yerlere.

2 tane GERÇEK dostum var ve onlar bana yeter yakınımda olmasalar da.

Yeni dostlara (ve dolayısıyla yeni hüsranlara) hiç ama hiç gerek yok!

 

 

Dipnot: Bahsi geçen şahıslardan sadece Neşe'ye kırgınlığım yok, diğerleri ise birer hayal kırıklığı mı desem, hüsran mı desem, atılan kazıkların kaynağı mı desem bilemedim.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

diğer insanların eğri olması seni de eğriltmesin..sen doğru bildiğin yolda dosdoğru devam et...

ismail altuntaş 
 04.08.2014 10:33
Cevap :
Kimseye guvenmemek ve sonuc olarak hayal kirikligi yasamamayi secmek disinda tavsiyenizi dikkate alacagim, tesekkurler.  05.08.2014 6:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 152
Toplam yorum
: 964
Toplam mesaj
: 60
Ort. okunma sayısı
: 1869
Kayıt tarihi
: 19.08.06
 
 

Ortada bir problem görüyorsak bu bizim de problemimizdir. Ve eğer 'birisi'nin bu konuda bir şeyle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster