Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ağustos '12

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
4845
 

Yeniçeri Ocağının kaldırılması

Yeniçeri Ocağının kaldırılması
 

Vaka’-i Hayriyye

16 Haziran 1826'da tarihe karışan

Yeniçeri Ocağı'nın yerine

Asakir-i Mansure-i Muhammediye

Adlı yeni bir ocak kuruldu.

Anlamı ise

"Muhammed'in zafer kazanmış orduları"dır.

Yeniçeri

Osmanlı Devleti’nde askerî bir sınıftı.

Kuruluşunu Orhan Gazi veya I. Murad dönemlerine dayandıran görüşler bulunmaktadır.

Yeniçeriler, Padişah’a bağlı Kapıkulu Ocakları’nın piyade kısmıdır

Osmanlı Devleti’nin sınırlarının genişlemesi ile kuruluşundan bir süre sonra çocukların

8–18 yaşlarında alınarak bir asker yetiştirilmesi (devşirme) ile oluşturulmaya başlanmış,

17. yy’dan itibaren tekrar müslümanlardan da Acemi Ocağı’na alım yapılmaya başlandı.

Yeniçeri barış zamanında İstanbul’u korur, sefer sırasında ise merkezi orduyu oluşturur, Padişah’ı korurlardı.

Ayrıca devletin farklı bölgelerinde konumlanmış yeniçeri birlikleri de vardı.(alıntı)

Yeniçeri’leri tam öğrenme olayım, Ottoman adlı kitabımı yazarken olmuştu.

Bu kitabımda bir yeniçeriyi Muhammed’i anlatmıştım. Onu ve onun haremdeki büyük aşkı Anca’yı.

O zaman Yeniçeri nasıl olunur?

Kimler yeniçeridir?

Yeniçeriler ne yapar?

Hayatları nasıldır?

Bunları incelemiştim. Devşirme çocukların yeniçeri olma yolundaki verdikleri mücadaleleri yazmıştım. Benim incelediğim dönemde Yeniçeri olabilmek için çok ciddi eğitim almak gerekiyordu. Başlı başına büyük uğraşılar, mücadaleler vermeliydiler.  Eğitimin yanı sıra çok da gözüpek olmalı, cesur ve iyi bir asker olarak yetişmeliydiler.

Yeni Çeri - Yeni Asker anlamına geliyordu…

İlk kuruluşu zamanında sadece devşirmelerden ve iyi eğitim almış güçlü kuvvetli gençlerden oluşan ve Devletin kuruluşundan kısa bir süre sonra oluşturulan Yeniçeri Ocağı, 16. yüzyıldan sonra Padişaha veya Hanımsultana yakın bazı yetenekleri kısıtlı kimselerin ocağa alınmasından sonra bozulmaya yüz tutmuştu.

Çünkü, eğitimsiz ve başıboş kimselerin ocağa girmeleriyle bu askerî teşkilat, doğrudan siyasete katılan, devlet adamlarını tayin veya azlettiren, padişahları tahttan indiren veya tahta çıkaran bir kuvvet halini almıştı.

Diğer taraftan Yeniçerilerin kendileri gibi Bektaşîolan Ahiesnaf ocaklarıyla iç içe olması ve Sultanın aldığı bazı ekonomik ve siyasi tedbirlere AhiEsnaf Ocaklarıyla birlikte karşı durması Sultanın ve Ulemanın tepkisini çeker olmuştu.

16. yüzyılınsonlarından itibaren Padişahın sefere çıkmaması neticesinde ganimet geliri azalan Yeniçeriler, sakat ve yaşlı yoldaşlarına bakmak ve kendi hayatları ile savaşa gidenlerin ailelerinin geçimini ikame etmek için gelir elde etme çabasına girmişlerdir.

Neticesinde; askerlikle ilgisi olmayan ticaret, kahvehane işletmeciliği, hamam işletmeciliği, kayıkçılık, depoculuk, odun ve yakacak işleri gibi sektörlere el atmışlardır.

Yeniçerilerin; özellikle İstanbul’da bulunan Yeniçeri Ortaları mensuplarının ticaret hayatına atılması; Yeniçeri Ocağının bozulması gibi lanse edilse de; gerçek bundan farklıdır.

Avrupa devletlerinin deniz ticareti ile birlikte sömürgeciliğe yönelmesi, ardından uzayıp giden İran ve Almanya savaşları devletin mali sistemini bozmuştu.

Anadolu ve Rumeli eyaletlerinde Ayan sınıfının ortaya çıkması ile savaştan geri dönen veya savaşa katılmayan yerel beylerin sayısı artmış.

Padişahın savaşa katılmaması neticesinde kendisine bağlı Kapıkulu Ocağının da savaşa katılmayışı, savaş esnasında Türk Ordusunun vurucu gücünü azaltmıştır...

Yeniçeriler, çeşitli nedenlerden dolayı; 17. ve 18. yüzyıllardasık - sık ayaklanmışlardır.

Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması, nihayet sadrazam Benderli Mehmet Selim Sırrı Paşa zamanında gerçekleştirildi. 17 yıldır bu ocağı kaldırmayı tasarlayan II. Mahmut, 25 Mayıs 1825'te bu fikrini uygulamaya koydu.

Eşkinci ocağı adı verilen yeni bir askeri sınıf kurulduğunu resmen açıkladı.

Avrupa tarzında üniforma giydirilen yeni ordu, 11 Haziran 1826'da eğitime başladı. Bundan 3 gün sonra ayaklanan yeniçeriler, kazanlarını Etmeydanı'na çıkararak gösterilere başladılar. Ulemayı yanına alan II. Mahmut, Sancak-ı Şerif'i çıkararak halkı yeniçerilere karşı savaşmaya çağırdı.

Yeniçeri Ocağı dışındaki bütün ocaklar, padişaha sadakatlerini bildirdiler. (alıntı

Aksaray'daki Etmeydanı'nda bulunan yeniçeri kışlaları top ateşine tutuldu.

6.000'den fazla yeniçeri öldürüldü.

20.000 civarında isyancı da tutuklandı.

16 Haziran 1826'da tarihe karışan Yeniçeri Ocağı'nın yerine,

Asakir-i Mansure-i Muhammediye

Adlı yeni bir ocak kuruldu.

Anlamı ise;

Muhammed'in zafer kazanmış orduları’dır.(alıntı)

 

Yeniçeri Ocağı ile ilgili geniş bir bilgiyi aktarmak istiyorum:

Avrupa’da kurulan devamlı ordudan bir asır önce vücuda getirilmiş olan Yeniçeri ordusu, Osmanlı Devleti'nin ilk dönemlerinde çok etkin bir unsur olarak ortaya çıkmıştı. Bu ordu, teşkilat ve disiplini ile bu sıfatı taşımaya hak kazanmıştı

Piyade birliği olan Yeniçeri ocağının, hangi tarihte kurulduğu kesin olarak tespit edilememekle birlikte bunun, 14. yüzyıldaI. Murat (Hüdavendigar) döneminde Çandarlı Kara Halil Paşa'nın tavsiyesiyle bir ocak halinde kurulduğu söylenebilir.

Bazı kaynaklarda bu kuruluşun 1365 yılında olduğu söyleniyorsa da büyük bir ihtimalle bunun 1362 yılında olduğudur. Şu gerçek bilinmelidir ki, Osmanlı kuruluş yıllarında koyu sunni düşünceye sahip bir yapıda değildi. Özelikle Orhan Gazi’nin Alevî-Bektaşilikle ilgilendiği bilinmektedir. Orhan Gazi yeniçeri teşkilâtı kurulacağı zaman Hacı Bektaş dergâhına gelir. Yeni kuracağı yeniçeri ocağı icin dua ister. Hacı Bektaş, Pir'i de Bunların adı yeni asker Yeniçeri olsun diyerek:

Cenabı Hak yüreklerini ak, pazularını kuvvetli, kılıçlarını keskin, oklarını tehlikeli, kendilerini daima galip buyursun:

Diye dua eder. O yüzden yeniçeri ocaklarına;

Ocak-ı Bektaş-î-yân,

Kendilerine,

Taifei Bektaş-î-yân, Güruh Bektaşiye, Zümre-i Bektaşiye

Gibi isimler vermişlerdir.

Osmanlı Devleti, devşirme denilen Hıristiyan çocuklarından oluşturduğu orduyu Hacı Bektaş-ı Veli'nin düşüncelerinden yararlanarak eğitti ve şekillendirdi. Yeniçeri Ordusu denilen bu ordunun başında bulunan ağa da Bektaşî idi. Bu ordu, 1826 yılına kadar Osmanlı Devleti'nin birinci gücüolmuştur. 1826 yılına kadar Osmanlı Ordusu savaşa gitmeden önce, Yeniçeri ocağından bir müfreze Hacıbektaş'a geliyor, Dergâh Avlusu'nda saf tutarak, Hacı Bektaş-ı Veli Evlâdı’ndan postnişi olan zatın da katılması ile:

Mü’miniz Kalû-Beli’den beri... Hakkın Birliğine eyledik ikrar... Bu yolda vermişiz seri... Nebimiz vardır Ahmed-i Muhtar... La Yezal mestaneleriz... Nur-ı ilahide pervaneleriz... Sayılmayız parmak ile tükenmeyiz kırmak ile... On iki imam Pir-i tarikat cümlesine dedik beli... Üçler, beşler, yediler... Nur-ı Nebi Kerem-i Ali, Pirimiz üstadımız

Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli... Demine devranına Hü diyelim Hü!

Diye gülbang çekiyorlar (dua ediyorlar) ve Pir'den himmet istiyorlardı.

Tarihlerde yaşayan kişilerden aktarılan bilgilere göre Yeniçeriler'in gür sesi Hacı Bektaş-ı Veli’ın her tarafından duyuluyordu.

Bir yeniçeri gülbengi (duası) daha:

Allah - Allah İllallah, baş üryan, göğüs kalkan, dide al kan, sine püryan;
Bu meydanda nice başlar kesilir hiç olmaz soran;
Kahrımız, kılıcımız düşmana ziyan, kulluğumuz, padişaha ayan;
Sayılmayız parmakla, tükenmeyiz kırmakla;
Üçler, Beşler, Yediler, Kırklar Nur-ı Nebi, Kerem-i Âli,
Hacı Bektaş-ı Veli;
Dem ü devranına hû diyelim, Hûûûûû!(alıntı)

 

 

Nazan Şara Şatana

http://www.facebook.com/nazansara.satana.5

http://twitter.com/#!/nazansarasatana

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 1094
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 2146
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Nazan Şara Şatana (d. 1957, İstanbul), Türk yazar. Eğitim hayatından sonra; Günaydın Gazetesi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster