Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '11

 
Kategori
Yılbaşı
Okunma Sayısı
252
 

Yeniyıl geliyor! Sevinin!

Yeniyıl geliyor! Sevinin!
 

Yeniyıl kutlama kartı


Eh gene yeniyıl geliyor!

Bunu bahane edip beklentiye girenlere söyleyeceklerim var.

Boş yere heyecanlanıp, ham hayaller kurmayın!

Yeniyıl gelince hiç bir şey olmayacak!

Hayat, bir saniye veya bir gün öncesindeki gibi aynen devam edecek.

Bu, yılların tecrübesiyle sabittir.

Oturduğunuz ev, eğlendiğiniz mekan, bindiğiniz araba, sahip olduğunuz eşyalar öyle bir anda, "hokus pokus" misali değişmeyecek. Sokaklar, caddeler, meydanlar, alışveriş merkezleri velhasıl her şey daha önceki durumunu koruyacak. Yani yeni yıl geldi diye eviniz malikaneye, musluklarınız altın kaplamalıya, banyonuz saunaya, arabanız porscheye dönüşmeyecek. Siz de sınıf atlamayacaksınız. Eski statünüz neyse onu muhafaza edeceksiniz.

Evet takvimlerin üzerinde, 2011 yerine 2012 yazacak ama yüreklerde coşku ve umut meydana getiren  beklentiler gerçekleşmeyecek. Sevinçler kursakta kalacak.

Saatler geceyarısı 00. 01'i gösterdiğinde veya gözler, 01. 01. 2012  sabahına açıldığında farklı hiç bir şey görülmeyecek. Çevrede, yeni bir yıla girildiğine dair somut örneklere şahit olunmayacak. Her şey, baştan beri devam edegelen olağan ve tabii seyrini sürdürecek.

Yeni yıl sevinci yaşayan gençlere şaşırmıyorum. Çünkü önlerinde ihtimallerle dolu bir gelecek var. Eğer işleri yolunda giderse, hayallerini gerçekleştirebilme şansına sahipler. Yani onlar için böyle bir olasılık mevcut. Bu nedenle gençler hayattan, diplomalarından, bilgi birikimlerinden, gelen ve gelecek yıllardan bir şeyler umabilirler. Burada bir problem görmüyorum. Taktığım, benim gibi bazı moruklar... Onlara ne oluyor da halâ çocuksu heyecanlar yaşayıp, hayaller kuruyorlar? Hangi saikle, şimdiye kadar beceremediklerini bundan sonra yapacakmış havalarına giriyorlar!

Hadi bunu bir an için normal kabul edelim ve yeni yıla ait en somut beklenti, "yılbaşı piyangosudur" diyelim.

Bir moruğa büyük ikramiye çıksa ne yazar? Karısını boşasa, alacağı yeni eş ona değil parasına bakar. Büyük ve geniş bir konut alsa, oda taksimi yapacak çoluk çocuk yok. Gezerim, eğlenirim, yerim, içerim dese; el ayak, kol bacak tutmaz; gezemez, oynayıp eğlenemez. Mutlaka ya şekeri ya kolesterolü vardır; istediği gibi de yiyip içemez. 

Gerçek bu ama ilerlemiş yaşına rağmen hala ayıkmamış insanlar görüyorum. Yeniyıldan umut bekliyorlar ve dünyayı bir sahne, hayatı bir oyun, kendilerini de birer artist sanmaya devam ediyorlar. Yaşamın bir oyun değil, geri dönüşümsüz bir gerçeklik olduğunu bir türlü anlamak istemiyorlar. Herif, seksen yaşına gelmiş, ha gitti ha gidecek, halâ doğum günü kutluyor. Halâ kendine, "İyi ki doğdun ....!" dedirtiyor.

A be birader, gelmişsin yolun sonuna. Elalem, "öldüğünü" duymayı, ardından bir fatiha okuyup helvanı yemeyi, sonra da, "Vay be! Bir yıl oldu ha! Zaman da ne çabuk geçiyor!" demeyi bekliyor. Sen halâ, doğduğun günün peşindesin! Sanki imkan bulsan ölürken bile, "doğum günü" kutlayacak gibisin!" İnsanın, "o buruşuk, pörsük beden, 'iyi ki doğacağına' keşke içeride kalsaydı" diyesi geliyor!

İnsan dahil her canlı sadece bir kez doğar. Zaman tektir; başlangıçtan sona doğru gider ve asla yenilenmez. Hayat ise, zaman içinde tekrar eder. Mevsimler değişir, ağaçlar kışın döktükleri yapraklarını, ilkbaharda yeniden açar. Ancak bu, sıfırdan başlama değildir. Bir sürekliliktir. O yüzdendir ki, varolan her şey durmaksızın yaşlanır. Zaman ve onun eskittiği şeyler geri döndürülmez, yani resetlenemez.

Ne var ki insan, bu realiteyi görmezden gelir. Yeni yıl, doğum, evlilik vs. gibi bir sürü kurgulamalarla "hayat oyununu" zenginleştirerek kendini kandırmayı sürdürür. Ancak ölüm, bu kurguyu bozar ve bu oyuna son verir. Bu yönüyle ölüm, hayatın amacını anlamamıza yarayan en yalın gerçektir.

Yeni yıl... ham hayallerin, boş ümitlerin ve gereksiz kuruntuların zirve yaptığı duygusal bir tatmin akşamı. Meraklısının, belli bir ücret karşılığında, "yeni seneyi nerede karşıladığına dair, yıl boyu anlatacağı bir hikaye edindiği" lüzumsuz bir masraf kapısı. Alkol tüketiminin uç noktaya geldiği, abuk subukluğun, kontroldışılığın, nahoş tavırların meşruiyet kazandığı bir dağıtma gecesi.

Yeni yılla ilgili olarak en az kırk yıldır görüp duyduklarımdan ve okuduklarımdan çıkardığım sonuç aynen son paragraftaki gibidir. Hadi iyi seneler!

Resim: nkfu.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hadi sana da iyi seneler.Çoktandır faceboku boşlamıştım.Kafam çok karışıktı.Aniden aklıma geldin.Facede bulamayınca telaşlandım.Eeeee..ne de olsa artık genç sayılmayız.Nice yıllara.

Mehmet Oyan 
 29.12.2011 1:25
Cevap :
Vallahi aynen benim de senin gibi kafam karışık. İçine bir şekilde düşürüldüğümüz bu garip ortam, biz eskimişlerde ikilem yaratıyor. Artık bir zamanların çekinen, utanan tipleri yok! Her yer arsız ve yüzsüz dolu. Herkes anlık yaşıyor. Yediğinden kalanı olduğu gibi yaşadığından kalanı da çöpe atıyor ve unutuyor. Yaptığım nedir, nicedir, doğru mudur, yanlış mıdır diye düşünmüyor. Bizse, "acaba onlara uysak mı uymasak mı" kararsızlığıyla bir gidip bir dönüyoruz. Yani düz yolda yalpalıyoruz. Şimdilik, " nene lazım senin face book" dedim ve geçici olarak kapattım. Telaş meselesine gelince; şu an endişeye mahal yok. Çok şükür yaşıyorum. Selamlar. İyi yıllar.  29.12.2011 15:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 719
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 686
Kayıt tarihi
: 28.04.07
 
 

Emekliyim. Herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. İnsanların farklı fikir ve inançlara sahip..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster