Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Şubat '15

 
Kategori
Sınavlar
Okunma Sayısı
1102
 

YGS sınavı yaklaşırken dikkat edilmesi gereken hususlar

YGS sınavı yaklaşırken dikkat edilmesi gereken hususlar
 

Üniversite öğrencileri için uzun bir maraton bitti bitecek(ilk aşaması demek daha doğru) ve bitiş çizgisine yaklaşırken heyecan biraz daha da arttı. Hele ki son 15 gün sınav kaygısının en yüksekte olduğu zaman dilimidir. Nerdeyse 2 milyona yakın insan 15-20 gün sonra aynı anda nefes almaya başlayacak.  Heyecanını yenip dengeli nefes alanlar 2-3 saatin sonunda emeklerinin faydasını görecektir.  Heyecanına kurban gidenler belki de umutlarını erteleyecek. O umutların ertelenmemesi için birkaç şey söylemek gerekirse şunları ifade edebiliriz ama maddelere gelmeden önce bir sendromdan bahsetmek istiyorum.

     “Sınav sonuçlarının açıklandığı gün sendromu” vardır. Ben bu sendromu özellikle 5-6 yıllık gözlemlerimden sonra tanımlamaya çalıştım. Bunda sanal iletişim araçlarının da faydası oldu. Düşünün 2 arkadaş sınava giriyor. Sınavdan bir hafta sonra(ÖSYM genelde 1 haftada açıklar) sonuçlar açıklanıyor. Biri 430 almış(YGS için güzel puan) diğeri ise 230 almış(vasat bir puan). Haliyle her şeyimizi paylaştığımız twitter ya da facebook da bunu da paylaşırız. 430 almış olan gururla paylaşır, ama öbür taraftan 230 alan paylaşmaz(muhtemelen). İşte tanımlamaya çalıştığım sendrom paylaşmayan için geçerli. “Ah keşke biraz daha çalışsaydım, ya lanet olsun 5-6 soru daha cevaplarsam belki de 20-30 puan daha da alırdım” gibi bir düşünce yapısı adeta kendisini rehin alır. Çünkü tehlike kapıyı çalmadan insan sonucunu bilse de psikolojikmen rahattır. Yani düşük alan sınava girmeden o civar bir puan alacağını biliyordu ve buna rağmen yine de rahattı. Ama sonuç kesinleşince ne olduysa psikoloji dibe vurmuş bir vaziyette. İşte bu sendromun yarattığı düşünce yapıları genelde sonuç sonrası çıkar. Aslında ben genelde sınava hazırlanan danışanlarıma daha maraton başlamadan bu sendromu detaylarıyla farkındalıklarına sunarım. Aslında öyle de yapılması gerek. Ama nedense bizim eğitim sistemimizde gerekli tedbirler ya da öneriler(şimdi yaptığım gibi) sınava ramak kala akıllara geliyor(!).. Buna yakalanmamaları için(gerçi her öğrenci az çok bunu yaşar) öğrencilerin her şeyden önce “gerçekçi” olmaları gerekir. Beklenilen ile çalışılan arasındaki dengeyi iyi ayarlamak gerekir. Diyelim ki, sınava çok az çalışmış biraz da sınavı deneme amaçlı görmüş birinin Tıp, Hukuk, Psikoloji, Yüksek Mühendisliler vs. beklemesi pek gerçekçi olmaz. Haliyle denemelerinin kötü gitmesi normal karşılanabilir. Ama sınava çok iyi çalışmış biri bu beklentilerde ise ve denemeleri de kötü geçiyorsa o zaman bazı hususlara dikkat etmek gerekir(bu bölümler sadece örnek amaçlı her bölüm için geçerli). Hadi hemen konu tekrarlarını yap demeyeceğim. Çünkü 1 yıllık konuların tekrarı(spesifik özel yerlere bakar o ayrı) son iki haftada yapılmaz. Muhtemelen konuya iyi çalışmıştır ama soru kırılganlığı vardır. Ama bana kalırsa en önemli faktörlerden biri sınava yakın öğrencilerde oluşan “mükemmeliyetçilik kaygısı” dediğimiz kavramdır. Bu daha öncesinde oluşmaz çünkü hep telafi edilecek zaman vardı. Ama zaman daraldıkça telafi etme düşüncesi yerini kaygıya bırakır. Bu hayatımızın her safhası için geçerli. Aslında daha psikolojik bir kavram kullanırsak bir bakıma “erteleme” dediğimiz durumla aynı süreci barındırıyor. İşte bu gibi durumlar öğrenciler tarafından sınava hazırlık aşamasında sürekli birer “savunma mekanizması”  olarak kullanılıyor. Sınav arifesinde ise yerini kaygıya bırakıyor. Bu farkındalıkla son 15 günü ne yaptığını bilerek geçirmeli üniversite adayları.  Şimdi kısaca olabilecek “kaygıya” değindikten sonra birkaç öneriye geçebiliriz.

1)      Tek bir yayının denemesinden ziyade farklı yayınların denemelerini 15 günlük süreye yaymak yararlı olabilir. ÖSYM’nin son zamanlarda soru şekillerinde/tarzlarında değişikliğe gittiğini unutmamak gerekir. Artık sorular bilgi ve anlamadan ziyade analiz etme, muhakeme ve ilişkilendirme üzerine de inşa ediliyor(biraz ALES mantığı). Yani ÖSYM şu paragraftan hangisi çıkarılamazdan ziyade paragrafı ya da cümleyi analiz etme üzerine şekillendiriyor.

Örnek soru:“Psikolog Mehdi Başer Bursa’daki ikinci seminerini de Ördekli Kültür Merkezinde verdi”. Cümlesinden hangisi kesinlikle çıkarılabilir?

A)    Psikolog Bursa’da son kez seminer vermiştir.

B)    Psikolog Bursa’da tüm seminerlerini Ördekli Kültür Merkezinde veriyor.

C)    Psikolog Mehdi Başer Bursa’daki  ilk seminerini de Ördekli Kültür Merkezinde vermiştir.

Sorudan da anlaşıldığı gibi soyut bilgiden çok verilen cümleyi iyi analiz etmeye dayalı beceriler ÖSYM’nin sevdiği soru kalıpları olmuş yani bir bakıma ÖSYM’nin trendi durumunda.  Özellikle bu gibi soruların olduğu denemeleri tercih etmek faydalı olacaktır.

2)      Denemede sizi ilgilendiren alanlardaki soruların hepsini kesinlikle çözün, çözemediklerinizi de çözdürtün. Unutmamak gerekir ki çözmediğiniz bir bakıma ihmal ettiğiniz soru sınavda potansiyel soru(benzeri) olma ihtimalini taşımaktadır.

3)      Mümkün oldukça son 15 günde ÖSYM kurallarına uyarak(saati, tipik sınav kuralları vs) denemelerinizi çözmeye çalışın.

4)      ÖSYM’nin size verdiği süreden daha az süre kendinize verin. Yani ÖSYM 160 dakika veriyorsa siz 140 verin, o süre aralığına alışma ve hız sınavda işinize epey yarayacaktır.

5)      Denemelerinizdeki netleri arkadaşlarınızla karşılaştırma amaçlı kullanmayın. Amacınız kendinizi arkadaşlarınıza ispat etmek değil ÖSYM’ye ispat etmektir. Son 15 günde çözdüğünüz deneme netlerinizi çok dillendirmeyin.

6)      Eğer iki deneme çözecekseniz araya en az 3 saat girsin ve dinlenme saatlerinizi en sevdiğiniz saat dilimlerine getirmeye çalışın. Son 15 günde sizi sakatlayıcı sosyal aktiviteler dışında yorucu olmayan aktivitelere zamanınızı ayırın.

7)      Şu bölümden şu kadar net yapsam şöyle puan gelir ve böyle bir bölüme giderim gibi hesaplamalar ile olası hayal kırıklıkları oluşturmamaya çalışın. Oynanmamış maçın skoruna göre kendinizi puan durumunda göstermeyin. ÖSYM sınavları “sıralama” sınavlarıdır puan sınavları değil.

8)      Son olarak ilişkileri(sevgililer) olan adaylar bu sınav arifesinde duygusal kararlar vermemeye dikkat etsin. Karşı tarafın yaşayacağı travmatik durumun sınavını çok etkileyeceğini(olumsuz) unutmaması gerekir.

Bunun gibi daha bir sürü madde sayılabilir ama özellikle bu önemli noktalara dikkat etmek gerekir.

Psikolog Mehdi Başer

İletişim bilgileri: https://www.facebook.com/pages/Psikolog-Mehdi-Ba%C5%9Fer/392554860918729

 

https://www.facebook.com/mehdi.baser

 

https://twitter.com/psikologamed

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 929
Kayıt tarihi
: 30.12.14
 
 

Psikolog ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster