Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ekim '06

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
979
 

Yüksek duvarlar ardında...

Yüksek duvarlar ardında...
 

Kelimelerin yetmediği zamanlar vardır. Kelimelerin teselli olmadığı zamanlar... Böyle bir zamanın içindeyiz ikimiz. Ona binlerce şey söylemek istiyorum. Kederini sırtlanmak istiyorum. Ama o kederinden kalın, yüksek duvarlar örmüş kendine. Herkesi uzak tutuyor ordan. Bu onun sığınağı sanki...

Ona uzaktan bakmak zorundayım. Çünkü, O böylesinin daha iyi olacağını düşünüyor. O yüksek duvarları kendisinin aşması gerektiğini düşünüyor. Onu birinin oradan çıkarabileceğini değil...Artık biliyorum ;Aşk her zaman yanında olmak değil... Aşk bazen onun yalnız kalabilme isteği karşısında susmak...

Karşımda yüzü düşmüş, sakallarını çekiştirip duran bir adam var şimdi. Kelimeler ağzından zorla dökülen...Bakışları ile beni korkutan, en uzak mesafeye iten..."Neden böylesin?" diyorum, "Benim bir yanım kederdir" diyor. Onu anlıyorum ama yanında olamıyorum. Anlamak ama yanında olamamak...Bir seni uzağa yolladığında anlamanın anlamı nedir ki?

Günlerdir böyle kederle sarınıp sarmalanmış. Onu kendi haline bırakmak mı yoksa yanında olmaya çalışmak mı? İlkinin doğru olduğuna karar veriyorum. Çünkü biliyorum ki bu onun için en iyisi. O kederini bir yerlerde bırakıp gelecek. Bir zaman hayatın içine dalıp, onu omuzlarından kayan bir şal gibi bir yerlerde düşürecek. Ta ki tekrar üşüyene, yeni bir şal edinene dek...

Biraz kederi içinde kaybolmak istiyor. Bunu anlıyorum. Çünkü onun bir yanı hayat, bir yanı keder. Gece ve gündüz gibi... Gecesinin koynunda yıldızlarını topluyor şimdi...

Güneş doğana kadar beklemeli...

RESİM: Edward Munch

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

haber geliyor yine güzel şeyler sunmuşsun paylasıma ama inan vakit bulamadım veya sizin konularçok harika nerden bulursunuz ya söyleyecek kelime bulamıyorum..sırf yazmış olmak veya eleştirmek için yazmaktansa hiç yazma oku yeter diyorum..okuyorum bunu bil..duygusal ve çekip gitmeleri içeren biraz kıraç vari yazıların dokunuyor bana..ha bide m.coşkundenizimiz vardı dimi..onuda yad edelim artık çağı biraz geriden takip etsekte vede pc var artık daha çok sizi takip edeceğim kim bilir sayende bende yazmaya başlarım..sevgiyle kal..

Trapper 
 25.02.2007 17:20
Cevap :
Sevgili Trapper, Çok teşekkür ederim incelikli sözlerin için...Sevgiler ve saygılar...  25.02.2007 21:31
 

Herşeyden önce yazdığın bu güzel teşekkürler anlaşılan bırakıp gitdemeyecek kadar çok seviyorsun onu gerçekten şanslıbir insanmış gerçekten sevince gidilmiyormuş bunu bende ögrendim böyle yazmaya devam et

Ercan 
 06.11.2006 22:45
Cevap :
Sevgili Ercan Bey, Hayatta çok önemli bir şey öğrendim. Hayatınızdaki insan çok ama çok değerliyse, onun her halini anlamak için özel bir ihtimam gösteriyorsunuz. Gitmek çok kolay değildir her zaman, hele de bu kadar zor bulunan değerli biriyse. Çok teşekkür ederim sevgiler...  07.11.2006 8:29
 

merhaba sevgili fulya şunu söylememe izin ver gene çok başarılı bi yazı kaleme almışsın insanı yakalayan saran bi yazı ben kendi adıma kendimden bir şeyler buldum yazında... bazan insan hayatında kelimelere dökemediği döksede doğru karşılıkları bulamayacağı zamanlar olur böyle zamanlarda beyninden binlerce düşünceler zinciri geçerken sorulara kaçamak cevaplar verir yada sakalını çekiştirir... (bilirim bende de var sakal ) aslında duvar değildir onu kendi dünyasına hapseden bu düşünceler zinciridir ve o kapı açılmadan da kimse giremeyecektir içeri yada izin verilen dışında kimse... ve biliyormusun döndüğünde yada duvarlar kalktığında orada birinin olduğunu bilmek çok güzel umarım buna değiyordur sevgi ve saygılarımın kabulu dileğiyle 3 nokta

NoSFeRaTu 
 31.10.2006 0:55
Cevap :
Sevgili Suat Bey, Çok teşekkür ederim. İşte bu düşünceler zinciri içinde yanıtlar kaçamak, bakışlar yabancı olur. O zaman işte karşında böyle bir adam ya da kadın varsa onun o düşünce zincirini mutlaka bilmek istersin. Çünkü yanında olmak onun kederine ortak olmak istersin. O kederi sırtına alıp onun yükünü hafifletmek istersin. O zincir örer duvarları işte. O kendini duvarlar içine hapseder. O duvarlarda sızabilecek bir nokta bulduğun zaman belki o duvarların içinde onunla birlikte yalnızlığına ortak olabilirsin. Onu sağlam bir destekle yalnız bırakabilirsin. Kendini hem tek başına rahat hisseder hem de yanında biri olduğunun güvenini duyar. Elbette değiyor. Sevgi ve saygılar Suat Bey...  31.10.2006 13:33
 

Bu çok zor... Sen anlasan bile hayat bunu anlamıyor. Ya da keder! İnsan ya kederi ile başbaşa ya sevinçleri ile başbaşa! Yalnızlık nasıl birşey bilmiyorumki.....

A y s a n c a 
 30.10.2006 22:18
Cevap :
Sevgili Yusuf Bey, Yalnızlığa ihtiyaç duyduğunuzu anlıyorum söylediklerinizden. Evet hayat bunu anlamıyor öyle çok sorumluluklar binmiş ki omuzlarımıza yalnızlık bir lüks olarak kalıyor belki. Ama kendimize biraz alanlar yaratmalıyız sanki...Nefes alacak alanlar ne dersiniz?Sevgiler...  31.10.2006 0:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1085
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster