Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Nisan '13

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
412
 

Yüreğimde bir akşamüstü

Yüreğimde bir akşamüstü
 

Bazen yürekler de konuşur.

Öylesine sarsar ki insanı bu tınılar. Hiç ummadığı bir zamanda mesela… Kendinden kaçmak isterken; ruhunu kapatıp diğer insanlara, sessiz sedasız sıyrılırken hayatın albenisinden; küsmüşken, incinmişken, kendi minicik çabalarıyla onarmaya çalışırken kırıkları. Bazen bir çığlık, bazen bir fısıldama ama her zaman çağıran ve seni kendi aurasına alan bir dehliz gibi ortaya çıkar yürek konuşmaları.
İnsanın en özel zamanları kendisiyle baş başa kaldığı anlar olabiliyor bazen, en azından ruhu böyle söylüyorsa diyelim. Şeffaf, duru bir iç hesaplaşmaya girişiyor benlik, son derece yalın, öz bir kimlikle. Orada yapay kimlikler barınmıyor, sadece sensin karşındaki; neysen o yani, daha ötesi yok. Böyle olunca maskeler düşüyor haliyle; kime beğendireceksin ki kendini? Ruh çıplak, duygular savunmanız olunca tüm gerçek sorgulamalar da bir bir çıkıyor ortalığa. Eteklerindeki taşları döküyor insan. Akıtıp akıtıp da içindeki fazlalıkları yalnızlığına, bir akis duyuyor kendi söylediklerine dair. Tüm gerçeklere tıkasa da kulaklarını bu oluyor.
Yaa işte böyle küçük hanım dedirtiyor kendi kendine. Geriye dönüp bir bak bakalım! Nelerin üzerini çizmişsin? Neleri karalamışsın kalemlerin en siyahı ile ve neleri pamuklara sarıp saklamışsın. Memnun musun gördüklerinden? Aferin sana be boşuna geçmemiş anlar, boşuna yaşanmamış anılar diyebiliyor musun? Kendine bir ödül veriyor musun gözlerinin içine güzel bir ufuk manzarasını yerleştirirken?
Peki...
Ya öyle değilse ?
Ya hoşuna gitmiyorsa karşılaştığın duygular, yüzleştiğin eskiler. Ne yaparsın, nereye kaçarsın; ya da hadi gel şöyle diyelim bırakabilir misin pişmanlıklarını dış kapının dış mandalında?
Olamaz mı? Zor mu yoksa!
Gel ona öyle demeyelim de derinlikli tecrübeler olarak kabul edelim.

Yüreğin de ruh hali günün zamanlarına benzer aslında. Bazen ışıltılı, aydınlık, neşeli bir erken serinliğini yansıtırken; kimi zaman da karanlık bir gecenin kasveti ve buhranı sarıp sarmalar ve kabına sığamaz; dolup dolup taşar, kendi içine akar, ferahlayamaz.

Bir de...

Bir de yüreklerin akşamüstü zamanları olur. Sakin, dingin, ılık bir havada yağmurdan sonraki toprak kokusu gibi içine çekesi gelir insanın böyle anları. Bu öyle acıtmaz, ya da coşkudan deliye döndürmez insanı. Sadece bedeni burada bırakır da ruhu alır bir yerlere götürür. Alis Harikalar Diyarı'nda masalında olduğu gibi hem endişelenirsin alıştığın, bildiğin ortamdan ayrıldığın için; kozana dönmek istersin aslında, hem de içinde bastıramadığın bir merakla takılır gidersin içindeki bilgiç tavşan kılığındaki dürtüye.

Sonra kendini efsunlu bir ortamda bulursun. Bu, aslında üzerini kapadığın belki üç belki beş belki 25 sene öncesine ait bir anının ortaya dökülme anıdır. O sana anlatır, açıkçası konuşur seninle ve der ki: Evet, ben senin yüreğinim, anlatıyorum, dökülüyorum ama dinleyen senin o yıllardaki sen olmadığını da iyi biliyorum. Büyük bir olgunlukla beni dinleyen, artık içi belki de sadece hafifçe sızlayan, belki biraz özleyen, biraz içlenen, yepyeni daha güzel, daha olgun bir sensin beni dinleyen. Güzel olan nedir biliyor musun? Her şey olur her şey biter hayat devam eder kıvamına geliyor insan böyle tecrübelerin ve geriye dönüşlerin ardından, muhakkak... İşte hele ki bu dönemlerinde yapabiliyorsan bu kaçışları, davet edebiliyorsan yüreğini bir akşamüstü çayına nasıl özel olmasın o anlar.

Hayatta yaşadığı tecrübeler insana biraz da şunu öğretiyor. Duyguların ağırlığı ne olursa olsun zaman onun üzerine öyle bir kül döküyor ki o anki şiddeti, gücü, coşkusu her ne ise duruluyor ve belki biraz daha silik ama kesinlikle kalıcı bir iz bırakıyor. Bu ister bir aşk olsun ister ölüm. Zaten insanın bu yetisi olmasa herhalde derin travmaların ardından yeniden hayata dahil olma gücünü, düşüp düşüp de tekrar ayaklanma cesaretini bulamaz.

Ben, kendi tecrübelerime dayanarak diyebilirim ki hakikatten yüreğimin en çok akşamüstü konuşmalarını seviyorum. Çünkü böylece hayatta kat edilen yollar, güzellikler, durulmuş öfkeler, acılar, hırslar, sakinlemiş bir ruh hali ile daha güzel algılanıyor. Daha mutlu oluyor ve yaşadığı ömrü daha rahat kabulleniyor. Her ne kadar çok sık olmasa da yüreğimde bir akşamüstü ritüelini bazen sabırsızlıkla beklerken buluyorum kendimi.

İnsanın zaman zaman kendisini de şımartması gerekir öyle değil mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

:):( Efsunlu bir ortamda kendini bulmak,25 yıl öncesinin ortaya dökülen anı ve dinleyenin o yıllarda ki ben olmadığı.Bu yazınıza vuruldum Ayşegül hanımcım.Teşekkürlerimle.

Şennur Köseli 
 30.04.2013 10:55
Cevap :
Ooo çok merak ettim Sevgili Sennur Hanımcığım, dinlemek isterdim doğrusu. Hem hüzünlü hem mutlu bir anıyı içinde barındırıyor herhalde 25 yıl öncesi. Hayat böyle hakikatten bir yanı hüzünle sararırken duyguların; diğer yanı yeşeriyor baharın en taze kokusu ile belki kimbilir, ben de özledim güzel yazıları, yazılarınızı yorumlamayı, biraz sabır diyorum kendime:)sevgiler güzel gönüllü dostuma...  30.04.2013 22:12
 

Gönül esimiz diyorum ben bu olaya. Çok dinlerim, çok ciddiye alırım gönül sesimi. Sevinçlerim, hüzünlerim, öfkelerim, acılarım, velhasılı tüm duygularım usuldan usula, ardı ardına seslenir kulağıma.bezen hoş bir melodi yumuşaklığındadırlar.Bazen de fırtınalar gelir geçer o özel zamanlarımda yüreğimden. Bu güzel konu, gerçekten çok güzel işlenmiş. mesleğiniz nedir bilmiyorum ama, edebiyat dilini kullanışınız da gerçekten imrendirici.

Bir tutam hayat 
 22.04.2013 17:30
Cevap :
İnsan, yazarken o kadar içinde oluyor ki yazdıklarının ve onu oraya götüren duyguların bir anda dolup taşıyor satırlar. Ben MSÜ şehir planlama mezunuyorum aslında ve çok küçükken bile yazı hep hayatımdaydı, hep sevdim edebiyatı. Hakkını verdin mi derseniz tam olarak değil derim ama hiçbir şey için geç değil sanırım. Çok teşekkür ederim inceliklli düşünceniz için, tanışmış olduk ne güzel...  22.04.2013 23:12
 

Daha ilk satırlarda, kendi kitaplarımı okuyorum sandım! Yürekler konuşur ve küser! Sonra, içe dönmesi vardır biçarenin! Duvarlar üzerine üzerine gelir, insanların neden ağızlarını açtıklarını; ama ses çıkmadığını merak eder! Çoktan dışlanmıştır ötekilerin dünyasında! Anlar, kabullenir ve gider! Ah o isyankâr ruh yok mudur her demde yüreği suçlayan! Bir başınadır artık ıssızlığında! "Yüreğin Akşamüstü Halleri"ne bayıldım! Ece'nin son kitabı "Düğümlere Üfleyen Kadınlar" kadar hoş; ancak yüreği "atar" kılan ise "Öğle Vakti Fırtınaları"dır! Fırtına sonrasını herkes sever de fırtınanın içine atlamak bir yürekten fazlasını ister! Yaşamınızda ne kadar kül varsa o kadar da sabahsız gün vardır! Bence yüreğinizin bir de sabah konuşmalarını dinleyin! Sizi siz yapacak, üzerine kül dökmeyeceğiniz anları yaşatacak olan da odur! Sevgiler.

Ata Kemal Şahin 
 18.04.2013 13:18
Cevap :
Benim kendi halinde yazılarımı sizin derinlikli kitaplarınızla bir tutmanız ne özel bir armağan Ata Kemal Bey, başarılı bir yazarla yani. Daha kırk fırın ekmek misali bir durumda olsam de içtenlikle kabul ediyorum. Bir de konunun Ece tarafı var ki farz oldu artık okumak, ben önce Lüsyen'i almıştım ama. Hakikatten yürekler bazen taşıyamayacağı ağırlıkları saklarlar çekmecelerinde; zaman zaman da açarlar, dökerler ortaya. Herbirimizin bir iç hesaplaşma dönemi oluyor hayata dair, her zaman iyi ruh hâli ile olmasa da gene de iyi geliyor insana. Yüreğin sabah hallerine gelince benim için güzel kararlar almanın ve planların, iyimserliğin bütünlüğü oluyor diyebilirim, teşekkür ederim, değer kattınız, sevgiler.  19.04.2013 1:10
 

Dalgalar gibi... Nedense geceleri daha bi dingin oluyor insan.

serifsoner 
 16.04.2013 17:13
Cevap :
Merhabalar, belki biraz el ayak çekiliyor, belki günün karmaşası dışarıda kalıyor,ondan olabilir mi acaba? Hakkınızda yazınızı okuyunca ortak iki yönümüz olduğunu farkettim.Ben de MB da böyle yazmaya başladım kısa bir süre önce.Yaz yaz diyordu içimden bir ses;çok iyi olduğumdan değil hani; kendim için. Bir de satış pazarlama.Teşekkürler yorumunuz için.  16.04.2013 22:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 63
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 951
Kayıt tarihi
: 18.12.12
 
 

Hayatın sıradan olmadığını düşünen, bir yanı yazma eylemi için deli divane olan, iki harika annel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster