- Kategori
- Güncel
...Çünkü böyle artık!

Diyelim ki ülkenin başkentinin göbeğinde, 25 bin kişinin katıldığı bir miting olmuş, alıyorsun gazeteni eline, ön sayfada hiçbir şey yok. İçine bakıyorsun, yarımı bırak, çeyrek sayfa bile değil haberi. Yüzeyselce geçmiş gitmiş. Mitingin amacı ses duyurmakmış, bir dertleri varmış boşver gitsin.
Umutlu olabilir misin hala ülkenden? Muhalif olmak cesaret ister bir hale geldiyse, iktidarın karşısında yer almak hapise girmeyi göze almak demek olduysa, uğraşmak gelir mi içinden hala, nereye kadar devam edebilirsin?
Mesela, iktidara karşı bir eylem olmuş olsun yine Başkentin göbeğinde, ama bu sefer daha az kişinin katılacağı... Gittiğinde -çok normal çünkü oraya gitmen senin, Başkentin göbeği diyorum, her gün geçiyorsun belki de oradan- trafik tıkansın daha gelmeden ana durağa, sebebe bakarsın ki yol kenarına gösterici sayısından çok polisi taşıyan polis minibüsleri park etmiş. Ellerinde silahlarıyla dolaşıyorlar kaldırımlarda.
Kendini tehdit altındaymış gibi hissetmez misin? Bir polis devletindeymiş gibi, sürekli etrafında polisler dolanıyorlar, mutlaka ama mutlaka varlar.
Bir süre sonra dikkatini çekiyor, miting olmasa da oradalar. Bir korku imparatorluğu yaratılıyor, bunun farkındasın, polis de bunun bir aracı. Böyle yapay korkular yaratıldığında, sen o korkulara alet olur musun, yoksa kızar mısın içinden, öfkeyle mi dolarsın?
Hes'leri protesto etmek istediğinde engellenirsen yine aynı polisler tarafından, ya da parasız eğitim istediğin için 19 ay hapiste yatarsan ve hatta bunu sahnede söyleyince bile insanlar çölde vaha bulmuş gibi sarılıyorsa sana, o kadar umutsuz, o kadar çaresiz bir haldeyse ülke, üzülür müsün? Ağlar mısın hapiste 500'ü aşkın öğrenci var diye?
Uydurma delillerle, basılmamış kitaplar toplatıldıysa, devletin istihbarat zaaflarını açığa çıkaran gazeteciler hapislerdeyse, haber kaynakların senin karşına sorgulayıcı sorular olarak geliyorsa, 1111, 800, 200 gündür mesela tutukluysan, daha da çok uzun süre devam edecekse, hepsini geçtim 1 gün bile tutuklu kaldıysan eğer, yaşadıklarını, tüm bunları söylediğinde, bunları anlatmak istediğinde insanlar gülüp geçiyorsa, sözlerin basında yer bulmuyorsa bırakır mısın kendini?
Mesela toprakları ellerinden alınan, kaynakları kurutulan, kimliksizleştirilen insanların tepkisizliklerini gördüğünde çıldıracak gibi olur musun? Anlam veremediğinde, duysunlar diye uğraşmak mıdır yapacağın, yoksa boşverip çekip gitmek mi?
Ya da, polislerden tek beklentin, seni aslında hiçbir zarar verme niyeti olmayan, dertlerini duyurmak isteyen öğrencilerden, emekçilerden, işçilere, insanlardan koruması mıdır, yoksa yine başkent, yine göbek diyorum, orada patlayacak bir bombadan koruması mıdır? Ve o polis, o istihbarat teşkilatı, onca rahatsız edici düzeydeki güvenlik önlemlerine rağmen o bomba patladığında...
Bir söyle, ülkeni, bunlara rağmen suskun insanlarını hala sevebilir misin?