- Kategori
- Anılar
''Ben seni canımdan çok seviyorum!''
Yazdıklarımı belki bir gün tanıyanlarım, çocuklarım,olursa eğer torunlarım okur. Karım Ayten'le biraz sert tarışmamız oldu. Bölge farklılığımız nedeniyle anlaşamadığımız konular oluyordu. Bu evlenmelerde kız sadece kocasını var sayıp ailesine karşı mesafeli olabiliyor. Bu durum da bazen sıkıntı yaratıyor. Kendi ailesine aşırı düşkünlüğünü düşünürsek, o zaman evlenmeyecektin diyebiliriz.
Tartıştığımız akşam evden ayrıldım, o gece şef arkadaşımın evinde kaldım. Ertesi gün köyüme anamın yanına gittim. Anam köyde yalnız yaşıyor, daha eli ayağı tutuyor. Konuya giremedim, bana ısrarla Ayten'i niye getirmedin diye soruyor.
Hafta sonu bir baktım Ayten Şule ve Şeydanur ile beraber eve geldi. Şaşırmıştım. Alaplı'dan Çaycuma'nın bir köyünü nasıl buldu diye. Sekiz yıllık evliliğimizde bir iki kere gelmişti. Vefat ettiğinde on üç yıllık evliydik. On beş kez Erzurum'a gittik. Kah düğünlerine, kah cenazelerine, bazen de yıllık izinlerde. Birkaç ay zor toparlanırdık maddi yönden.
Köy evmizdeki odada ikimiz yalnızdık. Pencere açıktı. Takım elbisem vardı üzerimde, kravat yoktu. Ellerim cebimde karşı yamaca bakıyordum. O şekilde konuşuyordum, kavga gibi değil, gayet ciddi. Hiç taviz vermedim. Baktım iki el belime dolanıyor, sıkı şekilde bana sarıldı;'ben seni canımdan çok seviyorum!' Şaşırmıştım tabi. Sanırım evliliğini kurtarmak için böyle söyledi. Doğrusunu Allah bilir.
O gece kalmadan kendi evimize döndük.
Ayten ciddi bir insandı. Güvenilirdi. Acı tatlı bir hayatımız oldu. Her ezan okunuşunda mutlaka 'Aziz Allah!' derdi. Kahkaha ile gülmezdi. Onun en çok tebessümünü özledim. Ramazan aylarında soframız bereketli olurdu. Ben de mecburiyetten oruç tutardım. Her ay ramazan olsa keşke diye düşünürdüm. Diğer aylarda normal bir soframız olurdu. Gelirimiz aynı, şaşar kalırdım. İftar sofrasına çok özen gösterirdi.
Kızlarının bir mühendis, biri fizikçi oldu. Ne çok severdi çocuklarını, elbiselerini kendi dikerdi, tertemiz çiçek gibiydiler. Mekanın cennet olsun Ayten.