- Kategori
- Sosyoloji
" Ben zengini severim "
Peygamberimize atfedilen bir söz vardır: "Ben zengini severim..." Gerçek dışıdır. "Yoksulluğum övüncümdür" sözü ise o yüce değerindir. Kültürümüze en yaraşan sözlerden biri ise "ben insanı severim" olmak gerek.
Yunuslardan, Hacı Bektaşlardan süzülüp de gelen... Allah'ı sevmek ve onun kullarını sevmek gerek. Hem de hiç ayırmdan. "Ben zengini severim" sözü ise en fazla günümüzün kimi politika liderlerine uygun olsa gerek. Ne gariptir halkımızda en az olan şeyi "seviyorlar". Dünyalıklarını da onun için yapıyorlar... Kooperatifler, arsalar, evler, arabalar... Daha yat kültürü başlamadı ama ilk fırsatta yurt dışındalar! Seçim kampanyalarına bakın... Nerede zengin varsa o, üstelik de halkın çıkarlarını, fakir fukaranın haklarını "en fazla" savunacağını savlayan partilerin yönetiminde. Dört köşe siyaset diye buna derim. Siz atın ben yerim! Yazık ki geçiş toplumlarında böyle. Kapalı toplum bu. Hesap sorulamaz! Yıllardır siyasetin finansmanını saydam kılacağız, milletvekili dokunulmazlıklarını sınırlayacağız, dediler. Sonra da komisyonlarda birbirlerini aklayıp, bildiklerini okudular. Evet çağdışı siyaset esnafı elbet zengini sever. Kendine ve halkına güvenemez. Bu ülkenin emeklilik sistemine dayanamaz!
Halkın arasından çıkanlar da vardır tek tük aralarında ama ilk fırsatta "sınıf atlarlar". Sonra da öyleleri içinden yetiştikleri toplumdan neredeyse tiksinti duyarlar. Yedikleri haltlar nedeniyle de o toplumun içine dönmeye adeta korkarlar. O "ben zengini severim" sözü peygamberimize ait değildir. Kendilerini tiran gibi görmeye alışmış bazı politka esnaflığının en tepelerindekilere yakışabilir. Evet herhallerinden, eylemlerinden, halktan gibi görünüp adeta şeytanla ilişikiye girmelerinden de bellidir. O'nlar halkı değil "zengini" severler. Halkımız ise bir şarkıyı hep beraber söyler: "Kuzusuna kurduna Yunus'a Emrah'a bin can feda benim yurduma... Zengin, fakir hepsi sevdalı... sen dost ararsan koş Mevlana'ya"... Bu halkı temsi etmeye yaraşır mı o zihniyet!