- Kategori
- Haber
20. ve 21. yüzyılın partileri...

Siyasi parti örgütlenmiş akılla toplumun sorunlarını çözme planlarını yapar, halktan güven alır ve onları yerelde ve genelde uygular. Söylemler değişse de varlık nedeni budur; iktidar olmak!
Tabii demokrasiyi vareden de muhalefetin olmasıdır. Bu işin teorisi. İşin, doğasında ise siyasetin öznel zorlukları ve ülkesine göre değişen kimi koşulları vardır.
Genel sistem içinde bir alt sistemdir parti siyaseti. İlle de siyaset yapmak için partisel de olması gerekmez. Demokrasisi yerleşmiş ülkelerde kitle örgütleri de oldukça güçlüdür. Bu da genel bir değerlendirme.
Konu bize gelecek, elbet: Türkiye'de siyaset kendi dışındaki alanlardan daha geri bir noktadır. Sistemin doğallaşmasına, rejimin olağanlaşmasına, demokrasinin kurumsallaşmasına yeterince katkı yapamamaktadır. Yasası açısından "Genel Başkanların" adeta buyruğundaki siyaset küçük hesaplara dayanan gündelik fermanlarla yönetilir. Uzlaşma değil de daha çok karşıtlık üretir. Ekonomik, sosyal, kültürel kurumlarıyla Türkiye günümüz siyasetini aşmıştır. Ancak sosyal katma değerini kalkınmasının diğer unsurlarının ardına koyabilmek için o köhnemiş siyaseti aşamamaktadır.
Siyaset devlet merkezli veya tam karşıtı olarak tepkişmeye girmektedir. Ulusal davaları uluslararası alanda izleme yeterliliği de çok değildir. Genellikle standartları açısından içe kapanıktır. Bir anlamda da seçkincidir. Seçim sistemiyle de bu tablo perçinlenmiştir.
Bu, 20. yüzyıldan kalma bir siyasettir. Kuşkusuz önde gelen partilerde çok değerli isimler var. Ama iş örgütlenme sorunu ve modern ve çağdaş yapılanma meselesi. Toplumun genelindeki kimi olumlu olmayan göstergelere bakılarak siyasetin içinde bulunduğu kaptan çok da farklı olamayacağını iddia etmek de mümkün. Ama siyaset biraz da ilerlemek, toplumun önüne yeni hedefler koymak ve kalkınmayı topyekun düşünmek demek değil midir? Öyleyse 21. yüzyıla yaraşır gençleri ve kadınları da kavrayacak sınıfsal çıkarları dengeleyecek ve çağdaşlaşma yolunda kamu ve özel alana destek olacak yapılanmalara gerek var. Öyle olmayanları halk süpürmeye başladı bile.