Köşe yazarlı çete / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Haziran '07

 
Kategori
Haber
 

Köşe yazarlı çete

Köşe yazarlı çete
 

Bugün sabah biraz geç kalktım. Daha mutfağa yeni varmıştım ki eşim "Bak, senin Bartın’lı gazeteciler ne yapmışlar?" diye günlük gazetelerimden birini elime verdi.

Ahha… Ba… Ba... Ba… Bu nasıl iştir ya? Bartın’da kaç tane gazete var ki? Benim bildiğim Türkiye’nin en eski gazetesi "Bartın" dışında gazete var mı? Eğer yoksa o gazetenin "köşe" yazarlarından biri olarak biz de mi bu haberin içindeki "yerel köşe yazarları"nın içine girmiş oluyoruz?

Haberi okuduktan sonra hemen sarıldım telefona ve "Bartın Gazetesi" sahibi Esen ALİŞ’i buldum ve hiç nefes almadan sordum:

"Yav arkadaş, biz hangi çetenin içindeydik de haberimiz yok, hayırdır? Bu ne iştir?"

Esen de yeni gelmiş işyerine; "Ne çetesi ya… Ne diyorsun sen sabah sabah?"

Anlaşılan daha gazete filan okumamış ve ben; "Yahu, Hürriyet Gazetesi'nde sür manşetten haberi okumadın mı? Bartın’da çete yakalanmış, içinde yerel gazetelerin köşe yazarları da varmış. Tabi, sen 'köşe' yazmadığın için tuzun kuru da biz 'Bartın Gazetesi'nde sanırım 'köşe' yazıyoruz arada sırada da olsa."

Esen ALİŞ önce bir durakladı sonra da "Dur bakalım… Geçen sene (Eylül-2006) böyle bir olay olduydu. Araştırayım sana döneyim ama bu gün Hürriyet Gazetesi'nin sürmanşetten vereceği gibi ‘taze’ bir olay yok" dedi ve telefonu kapattık.

Aradan yirmi dakika geçti geçmedi, telefonum çaldı. Arayan elbette Esen ALİŞ…

"Yok kardeşim böyle bir şey. Dediğim gibi bu olay geçen yıl Eylül ayında oldu, adamların ikinci duruşması yapıldı. Kamu görevlilerinin hepsi salıverildi. Yani olay güncel değil."

Şimdi ben anlamadım bu işi…

Hürriyet gibi bir gazete ve geçen yıl olmuş, ikinci duruşmaları bile yapılmış, hatta neredeyse karara kalmış bir olayı bugün olmuş gibi, hem de "sürmanşet" nasıl verir?

"Bu işin "Hürriyet" tarafı… Takdir, okuyanların…

Esen ALİŞ ile görüşürken sordum:

"Esen… Hani Geçen yıl Bartın’a geldiğimizde (Sanırım son kurban bayramı idi) kaldığımız otelin karşınındaki binanın cephesinde bir gazete tabelası vardı da ben sana sormuştum ‘Esen kim bu gazeteciler (!) Bartın gibi yerde günlük gazete çıkarmanın maliyetinden ve zorluklarından haberleri yok mu yoksa’ demiştim de sen sessiz kalmıştın. Bu haberin içindeki ‘gazetecilerden’ onlardan da kimse var mı?”

Esen ALİŞ yine sessiz kaldı… Bu da işin "basın" tarafı.

Basın camiasının içinde "temiz" kalmak her babayiğidin harcı değildir. Hele hele bu kişi "Anadolu" basını içinde birisi ise.

Ben "Bartın Gazetesi" sahibi Esen ALİŞ’in oğlu Cemal ALİŞ’e “İnşallah Bartın Gazetesini babandan sonra sen daha ileriki zamana taşıyacaksın” demiştim bir gün, Cemal de benim yüzüme manalı manalı bakmıştı. Elbette ne demek istediğin ben çok iyi anlamıştım.

Türkiye’deki ekonomik şartların altında geçinebilmek kolay değil. Babası gibi "temiz" kalmak için giderek kötüleşen ekonomik koşullarda aynı zamanda "aç kalmaya" değer mi?

Koşullar zorlaştı… Temiz kalmak için aç kalacaksın… Ya da aç kalmamak için çete kuracaksın.

Yerel basın olmanın, Anadolu basınına hayat vermenin koşulları, bedeli ağır…

Bu vesile ile Bartın’dan Esen ALİŞ’i (BARTIN gAZETESİ), Muğla’dan Ünal TÜRKEŞ’i (DEVRİM GAZETESİ) ve Kayseri’den Salih BALCI’yı (KAYSERİ MAÇ GAZETESİ) bir kez daha kutlar, gözlerinden öperim…

Esen ve Ünal, ortaokul ve liseden okul arkadaşlarım. Salih’i Kayseri basınından tanıyalı 30 sene oldu…

 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..