- Kategori
- Mizah
''Blogdaki kıza aşık olan adam...'' (2)

''-Sevgili Kardeşim, senin duygularını çok iyi anlıyorum... Bu konuda sana elimden gelen yardımı yapmak boynumun borcu... Sen, kalbinin sesini dinle... Yarın hanımefendiyle buluş... İyice enine boyuna konuş...Birbirinizi yakından tanıyın... Her ikiniz de aydın insanlarsınız. Size de yüzyüze, karşılıklı konuşup anlaşmak yakışır...'' demiştim.
Nahit, derin bir iç çekerek ellerime sarıldı...Gözleri dolmuştu...Onun bu hali karşısında ben de çok duygulandım.İnsan hangi yaşta, hangi mevkide olursa olsun ''Kalbinden gelen seslerin'' etkisiyle ayakları yerden kesilebiliyordu. Gözü hiç bir şeyi göremiyordu...Nereye baksa sevdiğinin hayalini görüyordu.
Fakat, hala algılayamadığım bir şey vardı...İnsan görmediği, konuşmadığı;sadece yazıştığı, sanal bir resmin arkasındaki kişiye böylesine bağlanabilir miydi? Başa gelmeyince anlaşılmıyor demek ki...
Tanrım, ben bu resmi , bu bayanı daha önce nerede görmüştüm? Bu yüzü...evet bu yüzü mutlaka bir yerlerden tanıyor olmalıydım...
''-Yanılıyorum...''dedim kendi kendime...Şimdiki güzellik salonlarından çıkan bayanlar hep birbirlerine benziyorlardı...Kozmetik sanayisi, o kadar gelişmişti ki, bu işin uzmanları aynı anda ''Klonlanmış'' gibi üç beş güzeli aynı anda yaratabiliyorlardı...
Bunları düşünürken kuşkularım da azalmıştı...
Nahit'in sesiyle kendime geldim.
''-Eeeee, abicim, ben artık kalkayım...Seni de yeterince meşgul ettim.Şimdi gidip biraz dinleneyim...Malum, yarın çok zinde olmalıyım...Sen halden anlarsın...Ben görüşmeden sonra seni hemen arayacağım...Sen de dinlen...Dünür başı olacaksın...Eeee...kolay değil...Kiihhh...kiiihhh...! ''
''-Tabi tabi, canım kardeşim...Ama beni mutlaka ara...Sakın gecikme çok merak ederim sonra...Kiiihh..kih...! ''
Nahit, çocuksu bir telaş içinde adeta uçarcasına, arabasına bindi ve gitti...Ben oracıkta oturdum kaldım...Omuzlarım tonlarca yükün altına girmiş gibiydi...Bu işin sonunu merak ederek sahil bandında uzun uzun yürüdüm...
Birden kafamda şimşekler çaktı...
''-Evveeett...Buldum''diye bağırıp parmağımı şakırdatınca karşıdan gelen ve birbirlerine iyice yapışmış iki sevgili ürkerek karşı kaldırıma geçtiler... Evet...Bu...Bu...resimdeki bayan benim resim öğretmenim, Nebahat Hanım'dı...
O kadar güzel bir bayandı ki hepimiz O'na aşıktık ve takma adı da :''Filiz Akın'dı ''
.........................
''-Haydi canım, Mesut , sen de yahu....! Kafayı mı yedin?...Nebahat Hanım , bu gün nereden baksan 65'lik bir bayandır...Tamam minare yıkılmış kubbe yerinde kalmıştır ;ama bu bu resim...O'nun 27 yaşındaki hali...
Eyvah...! Bunu Nahit'e nasıl anlatabilirdim şimdi...Demek ki Nahit, kendi kendine ''Gelin, güveyi oluyordu...''
Benim öğretmenim, Nebahat Hanım, delikanlı kadındı...Kimseyi aldatamazdı...Hele güzel bir resminin arkasına sığınıp , Nahit'in hisleriyle oynamak...! Asla...!
Bu işte bir yanlışlık vardı...Ama nerede...?
Eve gelir gelmez bilgisayarımı açtım ve büyük bir heyecan içinde bloglar arasında gezinmeye başladım...İşte...O...Karşımdaydı...
Evet, bu Nebahat öğretmenimin gençlik resmiydi...O döneminin iyi bir ressamıydı ve kendi resminin yağlı boya çalışmasını oraya koymuştu...Kişisel bilgilerini çok kısa yazdığından benden başkasının O'nu tanıması da olanaksızdı...Tüm yazılarını, yorumlarını okudukça inancım daha da kesinleşmişti...Her yazısını da kendi tablolarıyla süslemişti.Resimle ilgilenmeyenler bunu anlayamazdı.
Bizim Nahit, kendisini resmin büyüsüne kaptırmış ;işin aslını tam kavrayamamıştı... Hocam da Nahit'i kırmamak için nezaketen bu daveti kabul etmiş olabilirdi...
Nahit, saflığının ve hastalık derecesindeki romantikliğinin , ''Uçarılığının''kurbanı oluyordu...
Ayrıca ''Blok''yazarlarının gruplar halinde , yakın çevrede buluştukları da burada anlatılıyordu...Kanımca da ''Safiyane'' ve çok doğal bir ''Buluşma'' olacaktı, bu...
Peki şimdi ne yapacaktım? Ya ben yanılıyorsam...? Düşündüğüm gibi değilse durum...?
Nahit'i arayıp düşüncemi iletsem mi acaba?...Yok...yok...Olayı gidişatına bırakmak en iyisiydi...Beklemeli ve görmeliydim, sonucu...''Dimyat'a giderken evdeki pirinçten de olabilirdik.''
O gece hiç uyuyamadım...Ertesi gün, konuyu tüm ayrıntısıyla eşime anlattım, kuşkularımı dile getirdim...
Televizyondaki dizileri bayılarak seyreden eşim, olayı pek önemsemedi ve gözünü TV'den ayırmadan:
''-Mesut , seni de Nahit'i de iyi tanırım...Siz hayal aleminizde her şeyi abartırsınız... Nahit de senin gibi zamanında maymun iştahlının biriydi.İşte bu dizideki gibi bu işin sonu hüsranla bitecek...Kafana takma...Al , sen şu kahvemin falına bir bakıver'' deyince hiç şaşırmadım. ''Allahım ! Bana şu kadındaki sabır ve rahatlıktan biraz ihsan etsen ne olurdu ?'' diye konuştum(İçimden tabi...)
Eşimin falını okurken kafam hala Nahit'teydi...
Nahit'ten gelecek telefonu bekliyordum...Biraz gecikmişti...''Ben arasam mı ?''diye düşünürken telefonumun sesiyle irkildim.Evet...Arayan Nahit'ti...Sesi de oldukça neş'eliydi...Israrla sormama rağmen açıklama yapmıyordu...Bana bir sürprizi olacağını söylüyordu...Çıldıracaktım...
''-Allahım...Nereden bulaştım bu adama...?''diye söylendim...Saat beşte aynı kafede buluşmamızı istiyordu...
Kafeye gitmek için hazırlandım, eşime birlikte gitmeyi teklif ettim...O, dizilerinden birini daha seyrederken:
''-Valla...Kimsenin -Etlisine, sütlüsüne -karışmam... Sen git ve Nahit'e de selamımı söyle...''dedi...
Kafede, birkaç emekli nargilelerini içiyor;karşı köşede de iki sevgili derin bir muhabbet içindeydiler.Heyecanımı gidermek için duble bardak , limonlu ada çayı istedim.Denizde martılar oynaşıyordu...Telaşla evlerine koşturan mesai bağımlısı insanların da Nahit'in konusunu merak edecek halleri yoktu...
Ama , bu ''Blogdaki kadının ve adamın aşk hikayesi ''Benim için ''Kardak Krizinden''daha beter bir krize dönüşmüştü....Acaba Nahitin, o gizemli sürprizi neydi...? Kalbimin atışları daha da artmıştı...
İşte...Nahit, sağ taraftaki ağaçların altında görünmüştü ve bana doğru geliyordu...
Aman yarabbi...Yanında genç ve güzel bir bayan vardı...Ve o bayan, benim öğretmenim, Nebahat Hanımın ta kendisiydi...
Rüya mı görüyordum...Kendimi cimdikledim...Hayır bu...bu bir rüya değildi...O güzelim ''Filiz Akın''yaklaştıkça yaklaşıyordu.İkisi de çok neş'eliydiler...
Nahit'in gür sesiyle kendime gelmiştim:
''-Mesut Hocam...! Baaakkk...Sürpriiiizz...!''
................................
(Son bölüm yarın)
Nahit, derin bir iç çekerek ellerime sarıldı...Gözleri dolmuştu...Onun bu hali karşısında ben de çok duygulandım.İnsan hangi yaşta, hangi mevkide olursa olsun ''Kalbinden gelen seslerin'' etkisiyle ayakları yerden kesilebiliyordu. Gözü hiç bir şeyi göremiyordu...Nereye baksa sevdiğinin hayalini görüyordu.
Fakat, hala algılayamadığım bir şey vardı...İnsan görmediği, konuşmadığı;sadece yazıştığı, sanal bir resmin arkasındaki kişiye böylesine bağlanabilir miydi? Başa gelmeyince anlaşılmıyor demek ki...
Tanrım, ben bu resmi , bu bayanı daha önce nerede görmüştüm? Bu yüzü...evet bu yüzü mutlaka bir yerlerden tanıyor olmalıydım...
''-Yanılıyorum...''dedim kendi kendime...Şimdiki güzellik salonlarından çıkan bayanlar hep birbirlerine benziyorlardı...Kozmetik sanayisi, o kadar gelişmişti ki, bu işin uzmanları aynı anda ''Klonlanmış'' gibi üç beş güzeli aynı anda yaratabiliyorlardı...
Bunları düşünürken kuşkularım da azalmıştı...
Nahit'in sesiyle kendime geldim.
''-Eeeee, abicim, ben artık kalkayım...Seni de yeterince meşgul ettim.Şimdi gidip biraz dinleneyim...Malum, yarın çok zinde olmalıyım...Sen halden anlarsın...Ben görüşmeden sonra seni hemen arayacağım...Sen de dinlen...Dünür başı olacaksın...Eeee...kolay değil...Kiihhh...kiiihhh...! ''
''-Tabi tabi, canım kardeşim...Ama beni mutlaka ara...Sakın gecikme çok merak ederim sonra...Kiiihh..kih...! ''
Nahit, çocuksu bir telaş içinde adeta uçarcasına, arabasına bindi ve gitti...Ben oracıkta oturdum kaldım...Omuzlarım tonlarca yükün altına girmiş gibiydi...Bu işin sonunu merak ederek sahil bandında uzun uzun yürüdüm...
Birden kafamda şimşekler çaktı...
''-Evveeett...Buldum''diye bağırıp parmağımı şakırdatınca karşıdan gelen ve birbirlerine iyice yapışmış iki sevgili ürkerek karşı kaldırıma geçtiler... Evet...Bu...Bu...resimdeki bayan benim resim öğretmenim, Nebahat Hanım'dı...
O kadar güzel bir bayandı ki hepimiz O'na aşıktık ve takma adı da :''Filiz Akın'dı ''
.........................
''-Haydi canım, Mesut , sen de yahu....! Kafayı mı yedin?...Nebahat Hanım , bu gün nereden baksan 65'lik bir bayandır...Tamam minare yıkılmış kubbe yerinde kalmıştır ;ama bu bu resim...O'nun 27 yaşındaki hali...
Eyvah...! Bunu Nahit'e nasıl anlatabilirdim şimdi...Demek ki Nahit, kendi kendine ''Gelin, güveyi oluyordu...''
Benim öğretmenim, Nebahat Hanım, delikanlı kadındı...Kimseyi aldatamazdı...Hele güzel bir resminin arkasına sığınıp , Nahit'in hisleriyle oynamak...! Asla...!
Bu işte bir yanlışlık vardı...Ama nerede...?
Eve gelir gelmez bilgisayarımı açtım ve büyük bir heyecan içinde bloglar arasında gezinmeye başladım...İşte...O...Karşımdaydı...
Evet, bu Nebahat öğretmenimin gençlik resmiydi...O döneminin iyi bir ressamıydı ve kendi resminin yağlı boya çalışmasını oraya koymuştu...Kişisel bilgilerini çok kısa yazdığından benden başkasının O'nu tanıması da olanaksızdı...Tüm yazılarını, yorumlarını okudukça inancım daha da kesinleşmişti...Her yazısını da kendi tablolarıyla süslemişti.Resimle ilgilenmeyenler bunu anlayamazdı.
Bizim Nahit, kendisini resmin büyüsüne kaptırmış ;işin aslını tam kavrayamamıştı... Hocam da Nahit'i kırmamak için nezaketen bu daveti kabul etmiş olabilirdi...
Nahit, saflığının ve hastalık derecesindeki romantikliğinin , ''Uçarılığının''kurbanı oluyordu...
Ayrıca ''Blok''yazarlarının gruplar halinde , yakın çevrede buluştukları da burada anlatılıyordu...Kanımca da ''Safiyane'' ve çok doğal bir ''Buluşma'' olacaktı, bu...
Peki şimdi ne yapacaktım? Ya ben yanılıyorsam...? Düşündüğüm gibi değilse durum...?
Nahit'i arayıp düşüncemi iletsem mi acaba?...Yok...yok...Olayı gidişatına bırakmak en iyisiydi...Beklemeli ve görmeliydim, sonucu...''Dimyat'a giderken evdeki pirinçten de olabilirdik.''
O gece hiç uyuyamadım...Ertesi gün, konuyu tüm ayrıntısıyla eşime anlattım, kuşkularımı dile getirdim...
Televizyondaki dizileri bayılarak seyreden eşim, olayı pek önemsemedi ve gözünü TV'den ayırmadan:
''-Mesut , seni de Nahit'i de iyi tanırım...Siz hayal aleminizde her şeyi abartırsınız... Nahit de senin gibi zamanında maymun iştahlının biriydi.İşte bu dizideki gibi bu işin sonu hüsranla bitecek...Kafana takma...Al , sen şu kahvemin falına bir bakıver'' deyince hiç şaşırmadım. ''Allahım ! Bana şu kadındaki sabır ve rahatlıktan biraz ihsan etsen ne olurdu ?'' diye konuştum(İçimden tabi...)
Eşimin falını okurken kafam hala Nahit'teydi...
Nahit'ten gelecek telefonu bekliyordum...Biraz gecikmişti...''Ben arasam mı ?''diye düşünürken telefonumun sesiyle irkildim.Evet...Arayan Nahit'ti...Sesi de oldukça neş'eliydi...Israrla sormama rağmen açıklama yapmıyordu...Bana bir sürprizi olacağını söylüyordu...Çıldıracaktım...
''-Allahım...Nereden bulaştım bu adama...?''diye söylendim...Saat beşte aynı kafede buluşmamızı istiyordu...
Kafeye gitmek için hazırlandım, eşime birlikte gitmeyi teklif ettim...O, dizilerinden birini daha seyrederken:
''-Valla...Kimsenin -Etlisine, sütlüsüne -karışmam... Sen git ve Nahit'e de selamımı söyle...''dedi...
Kafede, birkaç emekli nargilelerini içiyor;karşı köşede de iki sevgili derin bir muhabbet içindeydiler.Heyecanımı gidermek için duble bardak , limonlu ada çayı istedim.Denizde martılar oynaşıyordu...Telaşla evlerine koşturan mesai bağımlısı insanların da Nahit'in konusunu merak edecek halleri yoktu...
Ama , bu ''Blogdaki kadının ve adamın aşk hikayesi ''Benim için ''Kardak Krizinden''daha beter bir krize dönüşmüştü....Acaba Nahitin, o gizemli sürprizi neydi...? Kalbimin atışları daha da artmıştı...
İşte...Nahit, sağ taraftaki ağaçların altında görünmüştü ve bana doğru geliyordu...
Aman yarabbi...Yanında genç ve güzel bir bayan vardı...Ve o bayan, benim öğretmenim, Nebahat Hanımın ta kendisiydi...
Rüya mı görüyordum...Kendimi cimdikledim...Hayır bu...bu bir rüya değildi...O güzelim ''Filiz Akın''yaklaştıkça yaklaşıyordu.İkisi de çok neş'eliydiler...
Nahit'in gür sesiyle kendime gelmiştim:
''-Mesut Hocam...! Baaakkk...Sürpriiiizz...!''
................................
(Son bölüm yarın)