​ ''Milletvekili maaşı,öğretmen maaşını geçmesin''denilen bir zamandan; asgari ücretli öğretmenlere! / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ekim '16

 
Kategori
Güncel
 

''Milletvekili maaşı,öğretmen maaşını geçmesin''denilen bir zamandan; asgari ücretli öğretmenlere!

''Milletvekili maaşı,öğretmen maaşını geçmesin''denilen bir zamandan; asgari ücretli öğretmenlere!
 

Görsel internetten alınmıştır.


Yaz biter ve sonbaharın ilk ve en güzel ayının başlarında, üç aylık koyu sessizliğin sonunda, göçmen kuşların yuvalarına dönüşü misali okullar cıvıl cıvıl olur. Adeta okullarda sonbahar değil, ilkbahar yaşanmaktadır. İşte bu coşkulu başlangıcı tarif ederken, EĞİTİM ve ÖĞRETİM yılı başlıyor deriz.

Eğitim ve öğretim yılı başlar; o taptaze fidanlara can sularının verilme vaktidir. Fidanlıktan gencecik ağaçlara terfi edenlerin fazlalık dallarının budanma vaktidir. Elbet bunları yapacak bir de bahçıvan vardır ki, ona ÖĞRETMEN denir.

Öğretmen,eğitecek ve öğretecek... Onun işi başka hiç bir meslekle kıyaslanamaz, onun işi insandır. Onun işi insanlıktır. Eğitendir, öğretendir, yol gösterendir...

******************************************************************

Öğretmenliğin şüphesiz kutsal bir meslek olduğunu savunanlardanım. Bir toplumun geleceğinin şekillenmesinde en büyük pay sahipleri onlar.

Eğitmek ve öğretmek, bu çok önemli iki kavramın uygulayıcısı onlar. Malum, geçtiğimiz günlerde yeni eğitim ve öğretim dönemi başladı. On binlerce öğretmen kamu ve özel okullarda ders başı yaptı.

Öğretmenin maddi ve sosyal açıdan sıkıntısının olmaması, etkili bir eğitim öğretim için şarttır.

Peki, öğretmenlerimiz mutlu mu?

Uzun zamandır gözlemlediğim, kamu kurumlarına atanamamış özel okul öğretmenlerinin içimi acıtan durumundan bahsetmek istiyorum.

Gelin hep beraber bir kamu okulunda görevli bir öğretmenin çalışma şartlarına bir göz atalım.(hata varsa lütfen düzeltiniz.) Maaşları haftalık 15 ders saati üzerinden hesaplanır ve asgari 2500-2800tl.dir. 15 ders saatini aşan her saat, ek ders ücreti olarak hesaplanır ve maaşlarına ilave edilir. Hiç bir koşulda (bazı istisnalar hariç) haftalık ders saatleri 30 saati geçemez. Okulların kapalı olduğu yaz döneminde yaklaşık iki ay izinleri mevcuttur ve maaşlarını almaya deva ederler.

Bir de özel okul öğretmenlerine bir göz atalım. Haftalık ders saatleri genellikle 25-35 ders saatinden daha az olmaz ve ek ders ücreti almazlar (Ders saati az olan bazı öğretmenlerinde sigorta primleri tam yatırılmaz). Aylık maaşları 1200-1600tl civarındadır. Okulların kapalı olduğu yaz döneminde iki ay maaş almazlar ve sigorta primleri yatırılmaz. (Bu veriler genel istatistiki verilerdir ve okuldan okula değişiklik gösterebilir.)

Kamu öğretmenlerinin de şartlarının daha iyi olması gerektiğini düşünüyorum fakat, konunun uzayıp okunması açısından sıkıcı olmaması için, özel okul öğretmenlerine yoğunlaşıyorum. Yukarıda ki karşılaştırmadan maksadım kamu öğretmenlerinin keyfi yerinde, imkanları harika demek değildir (ki öyle olduğunu düşünmüyorum). Sadece özel okul öğretmenlerinin uğradığı haksızlığın daha iyi anlaşılabilmesi çabasıdır, çünkü; onların durumu çok daha vahim. Yalnız bırakılmış durumdalar. Tabii bu arada birde kamuda ki sözleşmeli ve ücretli öğretmenler var. Onların da durumları özel okul öğretmenlerinden çok da iyi değil.

Diyebilirsiniz ki, Kpss'yi onlarda kazansaydı da onlarda atansaydı. Ben de derim ki; evet bir noktada haklısınız, emek verip hak eden karşılığını almalı. Fakat suç sadece kazanamayanlarda mı yoksa üniversitelerde ihtiyaca göre kontenjan belirlemeyen sistemde mi? Günümüzde kamuda A öğretmenliğinden açık bulunuyorken, B öğretmenliğinden on binlerce fazlalık var. Bu nasıl bir planlamanın sonucudur?

Peki Kpss'yi kazanan daha mı akıllıdır ya da daha iyi öğretmen midir? Tabii ki hayır, eğer öyle olsaydı bir çok özel okulun eğitim kalitesi ile eğitim başarısı daha yüksek olmazdı ve imkanı olan bir çok aile çocuklarını özel okullarda okutmazdı. Yine diyebilirsiniz ki, tüm öğretmenler kamuda çalışırsa özel okullar ne olacak? İşte yaranın asıl kanayan noktası burada, asıl trajedi burada başlıyor...

Öğretmenlerimiz özel okul patronlarının oyuncağı haline geliyor. Sömürülüyorlar... Devletin bu duruma müdahalesi var mı? Mevcut duruma bakarsak yok gibi.

Günümüzde özel eğitim kurumlarının kazançları astronomik boyutlarda, neredeyse yıllık 10.000 liranın altında özel bir okul bulmak imkansız. Bu okulların sahibi şahıslar ve şirketler sezon sonunda servetlerine servet eklerken, bu okulların öğretmenleri ay sonunu getirebilmenin derdi içindeler çünkü; bir çoğu asgari ücret veya biraz biraz üzerinde maaşlarla ve çok yorucu haftalık programlarla çalışıyorlar.

Nedeni ne peki?

Devlet babanın bu öğretmenleri yalnız bırakması,ilgili bir düzenleme olmadığı için patronların insafına bırakması. Bu okullar Milli Eğitim Bakanlığı kontrolünde iken, müfettişleri müfredat ve okul yeterliliği konusunda denetimlerini sürdürürken, neden öğretmenlerin sosyal hakları ve çalışma saatleri de denetlenmez.

Tamam, kamuda ki gibi olsun demiyorum ama, en azından makul bir taban ücret ve tavan bir ders saati uygulanması zorunluluğu getirilebilir. Öğretmenlerin hakları korunabilir ve bu ülkenin geleceği için daha bir özveriyle, daha bir istekle çalışmaları sağlanabilir kanısındayım.

Bir çok öğretmenimiz atanamadığı ve özel bir okulda da çalışmak istemediği için polis ve asker olma sınavlarına girerek bu meslekleri tercih etmekteler (çok sayıda örnek gösterebilirim). Durum böyleyken,onca yılın emeği hem kendileri adına, hem de eğitim aldıkları kurumlar adına uçup gitmekte.

Burada sormadan edemiyorum. Ülkenin yaklaşık öğrenci ve eğitim kurumu sayısı belliyken, mevcut öğretmen ihtiyacı yaklaşık olarak belliyken, neden üniversitelerin kontenjan ihtiyaçları buna göre belirlenmez? Gelişmiş ülkelerin yüksek öğretim sisteminde, istihdama dayalı kontenjan uygulamaları mevcutken, biz de neden uygulanamamakta?

Aslında o kadar çok sorulması gereken soru ve çözülmesi gereken sorun var ki, bu yazı böyle uzar gider... Düşündükçe yazasım geliyor fakat, asıl vurgulamak istediğim konudan uzaklaşıyorum o zaman.

Ben öğretmen değilim. Ailemde de öğretmen yok. Sadece beni üzen bu konuyu dile getirmek istedim. Sıkıntı paylaşıldıkça azalır derler,siz değerli MB yazarları ve okuyucularıyla paylaşmak istedim.

Son olarak, Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarında yaşanan bir olayla bitirelim.

Milletvekilliği maaşları konusunda bir düzenleme yapılacaktır ve Mustafa Kemal'e sorarlar:

         -Paşam, milletvekillerinin maaşları için hazineden ne kadar pay ayrılsın? Bu konuda ne düşünürsünüz?

Mustafa Kemal cevap verir:

         -Sakın öğretmen maaşlarını geçmesin!

İşte, milletvekili maaşı,öğretmen maaşını geçmesin denilen bir zamandan, asgari ücretli öğretmenler ordusunun olduğu bir zamana...

Saygı ve sevgi ile... 30 EYLÜL 2016-Denizli / Özkan SARI 

 
Toplam blog
: 102
: 4394
Kayıt tarihi
: 05.09.15
 
 

Kalın Sağlıcakla... ..