- Kategori
- Edebiyat
" Ruhum gökyüzü renginde açıkmavi giysiydi " : Edit Södergran

Finlandiya İsveçlilerinden olan Edit Södergran (1892-1923), yaşam öyküsünde yer alan sözlerle, ''yaşadığı dönemin çok ilerisini görüşü, cesur ve feminist tavrıyla eleştirmenleri kızdırdı.''
''Gün serinliyor...''da lirizmin sıcaklığını hemen yakalamak mümkün: ''... Ne şaşırtıcı ve hoş bir duygu olurdu, / tek bir gece bile olsa/ duymak başımı göğüslerimin üzerinde.'', ''... Ey benim soğuk gözlü hükümdarım/ bana uzattığın tacı alıyorum/ eğerek başımı kalbime doğru...'' Şiir kadınlığa da vurgu yaparak devam eder: ''Nerede benim şen şakrak bakire kahkahalarım, / nerede kadın özgürlüğüm, gururum?''. Bu satırlar bile bize Södergran'ın özgün ve cesur görüşleri olduğunu göstermez mi?
Şiir, ''... Bir çiçek aradın/ bir meyve buldun./ Bir kaynak aradın/ bir deniz buldun./ Bir kadın aradın/ bir can buldun-/ düş kırıklığına uğradın.'' şeklindeki, şairin bir kadın olmaktan önce bir ''can'' olduğunu belirttiği mısralarla son bulur...
Özgürlük isteğinin dillendirildiği, sorgulayan bir şiirdir ''O Ülke Yok'': ''... O ülke ki, orada tüm istekleriniz gerçekleşir/ o ülke ki, orada tüm zincirleriniz kırılır, / o ülke ki orada yaralı alnımızı serinleteceğiz/ çiğlerinde ay sabahlarının./ Yaşamım ateşli bir düş./ Fakat bulduğum ve başardığım tek şey:/ O olmayan ülkeye giden yol.''
Yine imge zenginliğiyle varolan, Tanrı düşüncesinin izlerini taşıdığı bir şiirdir ''Kimse yok''... Öykülemeye yaslandığını söylemek yanlış olmaz: ''Her şeyde Tanrı var./ Yaşlı kadın hiç beklemediği anda/ karşılaştığında kedisiyle kuyunun başında/ kedi de sahibiyle./ Ne büyük mutluluk karşılaşmaları, / fakat en önemlisi/ tanrının onları buluşturmuş olması/ ve onlara hediye ettiği/ on dört yıllık dostlukları.''
''Güze dair'', şairin güzü ve doğayı betimleyişi ile açılır: ''şimdi güz ve altın renkli kuşlar/ derin mavi suların üzerinden yuvalarına uçuyorlar:/ sahilde oturuyorum, ışıltılara dalmış gözlerim/ ayrılık esiyor dalların arasından./ Ayrılık büyük, ayrılış kapıda/ fakat yeniden buluşmak kesin'' mısralarıyla umudunu da sürdürür.
''Aşk'' adlı şiirinde yine öykülemeyi görürüz: ''Ruhum gökyüzü renginde açık mavi giysiydi, / onu denizin kenarında bir kayanın üzerinde bıraktım/ ve çıplak bir kadın gibi geldim/ sana/ masana oturdum bir tas şarap içtim/ gül kokularını içime çektim.'' Biz de Södergran'ın zihnimizde yarattığı güzel öyküyle baş başa kalırız...
İsminden de anlaşılacağı gibi Eros'a seslenir ''Aşk tanrısı Eros'a'' şiirinde: ''Eros, tanrıların en kıyıcısı sensin:/ neden sürdün beni bu karanlık ülkeye?/ Bir kız çocuğu büyürken/ ışığı kesilip/ karanlık odaya atıldı.''
Kadın vücudunun gizlerini fısıldadığı gibi erkekleri de cesurca eleştirir ''Mor ışıltılı karanlıklar'' da: ''Zarif bakışlı, sarışın güneşli günler/ ve yalnızca güneş ışıkları onurlandırabilir/ yumuşak ve duyarlı bir kadın vücudunu.../Erkekler hiç bir zaman gelmediler, yoktular/ hiç bir zaman var olmayacaklar.../Erkekler sahte aynalar, güneşin bacılarının/ öfkeyle kayalıklara fırlattığı, / erkekler bir yalan, bir şeyden anlamayan beyaz çocuk/ erkekler utançlı meyveler, kıvançlı dudakların küçümsediği.''
''Biz kadınlar''da: ''Biz kadınlar, biz kahverengi toprağa ne kadar yakınız'' der ve bir adamın sorumsuz davranışını gösterir...
''Ormandaki göl''de ''İnciler gibi döküldü/ sıcak yaz günleri ağaçlardan, / açık penceresinden de kalbimin/ düştü bir damla yere.'' derken; ''Yıldızlarda'' şiirinde gerçeküstü benzetmelere başvurur: ''Çıplak ayakla yürümeyin çimenlerin üzerinde;/ Bahçem kırık yıldız parçalarıyla dolu''... ''Gül''de yine bahçe karşımıza çıkar: ''Mutluyum, çünkü sevgilimin bahçesinde büyüdüm''. Öncekiler gibi kısa ve özlü olan ''Buluş'' şiiri şöyledir: ''Aşkın karatıyor yıldızını-/ ay yaşamımda yükseliyor./ Elim elini tanımıyor./ Senin elin istek dolu-/ benim elim özlem.''...
31 yıllık kısa yaşamına beş şiir ve bir özdeyişler kitabı sığdıran Södergran, ''İskandinav edebiyatının en büyük lirik kadın şairi olarak dünya edebiyatına adını yazdırdı''.