​ “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü”nde Kadınlara Jest / Özel Günler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Kasım '11

 
Kategori
Özel Günler
 

“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü”nde Kadınlara Jest

“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü”nde Kadınlara Jest
 

Türkiye’de bir ilk yaşandı.

Türkiye, “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”ni, imza atan ülkeler arasında, parlamentosunda ilk onaylayan ülke oldu. 

Sözleşmenin onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısını kabul ederek, yasalaştırdı.  Ve bu önemli karar 25 Kasım’a denk geldi.

Aslı “25 Kasım Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslar arası Mücadele ve Dayanışma Günü” olan bu günün hikayesi,  Dominik Cumhuriyeti’nde, diktatörlüğe karşı mücadele eden harekete dahil olan 3 kız kardeşin hikayesiyle başlıyor.

25 Kasım, Mirabel Kardeşler’in diktatörlüğün askerleri tarafından, tecavüz edildikten sonra vahşi bir şekilde katledilmesinin yıl dönümüdür. Bir utanç ve insanlık ayıbının yıl dönümüdür ama bu kardeşler, bu şekilde öldürülen ne ilk kadınlardır ne de toplumsal bir gösteriye katıldığı için saçlarından sürüklenen ya da vahşi bir şekilde aile içi şiddete maruz kalıp öldürülen son kadın.

Mirabel kardeşler, ülkelerindeki siyasal özgürlük için kararlılıkla mücadele ederek latin Amerika'daki diktatöre (Rafael Leonidas Trujillo) meydan okurlar. Bu yüzden diktatörlük tarafından zulme uğrayarak pek çok kez hapsedilir ve en son olarak da 25 Kasım 1960 yılında arabalarından zorla indirilerek tecavüz ve işkenceyle katledilirler.

Sonrasında, bu katliam kayıtlara kaza olarak geçecektir. Bizdeki faili meçhul kayıpların, ölümlerindeki sır perdesinin kaldırılma çalışmalarındaki devlet tarafından ortaya sürülen hep aynı gerekçeyi hatırlatıyor bana. Ya kaza olmuştur, ya da intihar etmiştir.

Konumuza dönersek; Bu üç kız kardeşin birinin kod adının kelebek olmasından da esinlenerek, o günden sonra bu hareket, dünyada “kelebekler” adıyla efsaneleştirilerek anılmaya başlar.

Önce 1982 yılında Dominik’te toplanan Latin Amerika Kadın Kurultayı’nda 25 Kasım, “25 Kasım Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslar arası Dayanışma Günü” olarak kabul edilir. Daha sonra 1985 yılında, BM tarafından “25 Kasım, kadına yönelik şiddetin yok edilmesi için uluslar arası mücadele günü” ilan edilir.

1981’den bu yana dünyanın dört bir köşesinden kadınlar, efsaneleşen bu üç kelebeği anıyorlar

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ayrımcılığa, ataerkil toplumsal şiddete, aile içi şiddete, savaşa, ırkçılığave milliyetçiliğe karşı kadın dayanışmasını öneriyor, seslerini yükseltiyorlar. Adeta bu günün bu mücadeleyle anılmasına vesile olan Mirabel kardeşlerin ruhlarının bir kelebek gibi uçuşmalarını izliyorlar. Ölümlerinin üzerinden yaklaşık 52 yıl geçti, ölümleri bu mücadeleye simge oldu ancak ülkemizde ve dünyada kadına yönelik şiddet artarak devam ediyor.

Dün mecliste onaylanan sözünü ettiğimiz sözleşme kapsamında bundan sonra neler olacak sorusuna dönersek;

Sözleşme; taraflara, zorla gerçekleştirilen evlilikler, psikolojik şiddet, taciz, fiziksel şiddetve tecavüz dahil olmak üzereşiddet, cinsel şiddet,zorla kürtajve kısırlaştırma, kadın sünneti, sözde namus adına işlenen suçların cezalandırılmasına yönelik, gerekli hukuki ve diğer önlemleri alması konusunda yükümlülük getiriyor.  

Devlet, cinsel suç faillerinin tekrar suç işlemesini engelleyen tedavi programlarının oluşturulması için önlem alacak. Şiddet mağdurlarına, yasal ve psikolojik danışmanlık, mali yardım, konut, eğitim, öğretim ve iş bulma desteği sağlanacak. Emniyet güçleri şiddet mağduruna koruma vermek zorunda kalacaklar.

Sözleşme, uluslararası alanda kadına yönelik ve aile içi şiddetle ilgili ilk bağlayıcı belge olma özelliğini taşıyor. Sözleşmede, devlet kurumlarının ve görevlilerinin kadına karşı şiddet uygulanmamasını sağlaması, kadına karşı ve aile içi şiddetin önlenmesi, cezalandırılması, ulusal düzeyde veri toplanması ve eşgüdümden sorumlu bir resmi kurumun tespit edilmesine yönelik düzenlemeler de var.

Mahkemeler karar verirken bu kararı dikkate almak zorunda kalacaklar ve yasa, kültür, örf ve adet, din, töre, gelenek ve namus gibi kavramların şiddetin gerekçesi olamayacağını kabul edecekler.

Kadınlar, dünyanın her yerinde ulusal, sınıfsal, cinsel sömürüye maruz kalıyorlar. Oysa biz kadınlar çok iyi biliyoruz ki doğanın bize verdiği annelik içgüdülerimizle toplumun yapılanmasında, barış içinde yaşamasında doğal görevi olan toplum yapı taşlarıyız.

Sermaye gibi, şiddetin de vatanı, milleti, dini ve mezhebi olmuyor. Bugün bu sömürü biçimleri milliyet, ülke, bölge ayrımı gözetmeksizin dünyanın her yerinde var ve ne yazık ki var olmaya devam ediyor.

Umarım bu yasayla en azından azalacaktır. Umarım…

 

Şükran Demirtaş

 
Toplam blog
: 249
: 3042
Kayıt tarihi
: 19.03.11
 
 

Doğup büyüdüğüm şehirde, İstanbul'da yaşıyorum. Emekliyim. Gezmeyi, görmeyi, keşfetmeyi sevdiğim ..