- Kategori
- Güncel
'Akil İnsanlar Raporu' 'Amasya Bildirgesi' ve 'Lozan Antlaşmasını' kaldırmanın ilk aşaması mı?

‘Akil İnsanlar Raporu’ ‘Amasya Bildirgesi’ ve ‘Lozan Antlaşmasını’ kaldırmanın ilk aşaması mı?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Tavşana kaç, tazıya tut’ oyununun ilk aşaması ‘Akil İnsanlar Gruplarının’ üstün performans ve Başbakan Erdoğan’ın hedeflerini ‘doğru algılamaları’ sonucu içeriğine en uygun şekilde sona erdi.
Diğer bir ifade ile ‘Akil İnsanlar Raporu’ ile Başbakan Erdoğan’ın ‘çözüm süreci hedefleri’ örtüşmektedir.
Başbakan Erdoğan’ın tek hedefi üç dönem sonucu olgunluk aşamasına getirdiği ‘Başkanlık Sistemini’ yerleştirmek, ‘Başkan’ seçilmek ve adım adım ‘Türkiye Birleşik Devletleri’ni kurmaktır.
Böylece ‘federatif’ devlet yapısı içinde ‘Kürdistan Eyaleti’ ve diğer ‘eyaletler’ de ‘Türkiye Birleşik Devletleri’nin birer ‘Devleti’ni oluşturacaklardır.
Akil İnsanlar Grubu Başbakan Erdoğan’a hazırladıkları ‘Raporda’ bundan böyle T.C. Devleti’nde ‘Türk Bayrağı.’ ‘Türk Milleti’ tanımlamalarının kaldırılması öneriliyor.
Sözcü Gazetesi ‘Tokmak’ Başyazısında ’Akil İnsanlar Grubu’na soruluyor: ‘Adamların, Türk Milleti ve Türk Bayrağı ile ne alp veremedikleri var? Türk Milleti’nin ve Türk Bayrağı’nın nesi batıyor onlara?
Sorunun yanıtı öncelikle ‘Amasya Bildirgesi’nde yer almaktadır.
Esasları Mustafa Kemal tarafından Yaveri Cevat Abbas Bey’e 21-22 Haziran 1919 gecesi Amasya’da yazdırılan Bildirgede yer alan ‘sosyal’ ve ‘siyasal’ şartlar ile günümüzde Türkiye’nin içine düştüğü konum örtüşmektedir:
1 – Vatanın bütünlüğü milletin bağımsızlığı tehlikededir.
2 – Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
3 – Milletin içinde bulunduğu durum ve şartların gereğini yerine getirmek ve haklarını gür sesle cihana duyurmak için her türlü baskı ve kontrolden uzak ‘milli iradenin’ varlığı zaruridir. Bu da ‘Türk Milleti’nin ta kendisidir.
Amasya Bildirgesi’nde yer alan tespitler(maddeler) günümüzde de geçerliliği korumaktadır.
Akil İnsanlar Grubu’nun raporunda PKK Terör Örgütü’ne gösterilen ‘hoşgörü’ Taksim Gezi Parkı Eyleminde ‘hak arayan gençlere’ gösterilmemiştir.
1982 T.C. Anayasası’nın X. Maddesi: “Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet Organları ve idare Makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır” der.
Ancak aralarında ‘hukuk kavramını’ oldukça iyi özümsemiş ‘hukukçular’ bulunan Akil İnsanlar Grubu tarafından Başbakan Erdoğan’dan “Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması, tüm PKK’lıların affedilmesi talep edilmiştir.
Ayrıca ‘Cumhuriyet rejimine’ karşı ‘isyan’ çıkaran Şeyh Said ve Seyid Rıza, Menemen Olayları baş isyancısı, Asteğmen Öğretmen Kubilay’ı katledenlerden Nakşibendi Tarikatı Lideri Şeyh Esat ve Nur Tarikatı Lideri Said Nursi’nin ‘itibarının’ iade edilmesi talep edilmiştir.
İade-i itibar ‘ATATÜRK İlke ve Devrimlerinin erozyona uğramasına ve zaman içinde unutulmasına neden olacak ‘O’nu ortadan kaldırma planının ilk aşamasını oluşturur.
“Dersim olayları soykırım olarak kabul edilsin ve kınansın” raporu veren ‘akil insanlar’ ya ‘gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içindeler ya da başka bir gezegenden gelmişler...
Aman Allah'ım!...
Bu nasıl 'Hukuk Devleti' anlayışı?
Bu nasıl 'Hukukun Üstünlüğü' ilkesi?
'30.06.2013, Türkiye