- Kategori
- Güncel
Gezinekon (!) ve siber teröristler !

Siber teröristlerden (!) bir bölüm köprüyü geçerken...
Gençlik ve halk AKP hükümetine öyle şiddetli bir şaplak atmıştır ki Osmanlı tokadı yanında sinek vızıltısı kalmış, yankıları dünyanın dört bucağını yerinden oynatmıştır. Şaplağın şiddetiyle iktidar şallak mallak olsa da -muhalefet ve sendikaların pısırıklığını gördükten sonra- ilk şokun korkusunu üzerinden çabucak atmış, kısa sürede toparlanıp ardı ardına jet mitingler düzenleyerek karşı atağa geçmiştir.
AKP iktidardan hiçbir zaman gitmeyecekmiş gibi tüm gücüyle örgütleniyor, polis sayısını arttırıyor, biber gazı, plastik ve boyalı mermi ithalatında dünya şampiyonu olma yolunda, yeni tutukevleri inşa ediyor, tüm kanunları ve mevzuatı işine geldiği şekilde değiştirmeyi sürdürüyor.
Halkımız, gençlerimiz, aydınlarımız, sanatçılarımız sahipsizdir. Hiçbir kurum, kişi veya kuruluş onlara sahip çıkmayı becerememiştir. CHP, MHP, sendikalar ve akademik çevreler 31 Mayıs’ta başlayan bu direnişi çözümlemede son derecede başarısız olmuş, iktidarın göstermelik stepnesi olduklarını kanıtlamışlardır. Zira, çevrecilik ile başlayıp “hükümet istifa” sürecine dönüşen bu beklenmedik spontane başkaldırı ve direnişten hepsinin ödü patlamış, devletten bol keseden aldıkları maaş, dokunulmazlık ve ayrıcalıkları kaybetme korkusu yüreklerini ağızlarına getirmiştir. Hiç ummadıkları bir olay gerçekleşmiştir. Korkutucu olan halkın bu beklenmedik uyanışıdır.
Sanal ortamda hızla oluşan bu tepki daha sonra alanlara, parklara, sokaklara direniş olarak yansıyor ve insanlar açık hava toplantılarına, forumlara, tartışmalara yöneliyor. Hani ilk prototiplerini Antik Yunan kent devletlerinde gördüğümüz “doğrudan demokrasi” örneğinde olduğu gibi. Eylemin merkezi kentlerdir. Direniş burjuvaziye karşı değil, ancak, takunyalı ileri tomakrasiye (!) karşıdır. Dolayısıyla bu direniş ve kitle hareketini sınıfsal başkaldırı olarak yorumlamak gerçekçi bir yaklaşım olamaz.
Gençlik, halk, üniversite ve lise öğrencileri, yazarlar, aydınlar, sanatçılar, bilim insanları, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Avrupa Parlamentosu, Uluslararası Af Örgütü, dünya liderleri, Halk TV, Ulusal Kanal, Sözcü, Yurt, Aydınlık, Cumhuriyet gazeteleri, The Economist, Der Spiegel, BBC, Reuters, CNN, Twitter, Facebook hepsi iktidar tarafından hedef tahtasına yerleştirilmiştir.
Duyulan korkunç korkunun hangi boyutlara ulaştığını yetkililerce söylenen ve sürekli tekrarlanan yalanlardan anlıyoruz. Büyük korkular, büyük yalanlar üretiyor. Güya bu büyük komplonun istihbaratının çok önceden bilindiği ve beklendiği gülünç bir şekilde en yetkili ağızlarca dillendirilmektedir.Öyle ki sosyal medyada paylaşım yapan, hükümeti tiye alan ve eleştiren sıradan yurttaşlar yetkililerin gözünde neredeyse siber terörist ilan edilmiştir!
İşte bu nedenle şimdi sıra Ergenekon benzeri çakma bir “Gezinekon tertibi” başlatarak bu siber teröristleri (!) tek tek yakalamaya gelmiştir. Farkındaysak dozu yavaş yavaş arttırılmakta olan büyük bir cadı avı başlatılmış bulunmaktadır. Evlere baskınlar düzenlenmekte, gözaltılar, toplu tutuklamalar, para cezaları, korkutma, yıldırma, sindirme ve kişileri hedef gösterme taktikleri hızla uygulamaya konulmaktadır.
Ancak, şurası iyice bilinmelidir ki tüm bunlar boşa çırpınışlardır. Hitler, Mussolini, Çavuşesku, Kaddafi, Saddam gibi despotların sonlarını gördük. Sürekli olarak gerici dinsel temalarla geviş getirmeyi sürdüren AKP’nin, kent soylu burjuvaları ve gerçek kentli bireyi temsil etmekten çok uzak olduğu açıktır. İstedikleri kadar Versace'den, Dior’dan son moda elbiseleri giysinler, en lüks dört çekerlere kurulsunlar kentli ya da şehirli asla olamazlar. Hükümet, toplumun en cahil, en geri, en alt katmanlarını, satır ve çivili sopalardan medet umanları kışkırtmaya çalışıyor. Bu Anayasa ve Türk Ceza Kanununa göre büyük bir suçtur.
Ve son olarak AKP’ye inanan kitlenin ahlak ve terbiye seviyesinin ne kadar düşük olduğunu Kazlıçeşme'deki mitingde “Erdoğan’ın g… kılıyım” diyen kadın olayında görmedik mi? Uç bir örnek olsa da inanarak ve coşkuyla söylenmiş olan bu söylem önemli bir göstergedir. Bu tür insanlarla nasıl bir empati ve paylaşım yapılabilir ki? Bunlarla mı “tarih yazılacak” ? Ayakların baş olması işte aslında budur. Korkunç derecede acı ve gülünç olan gerçek de budur!