- Kategori
- Tarih
"Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın."

Deklanşörümden...
Oğuz Kağan, Doğu'da, Batı'da, Kuzey'de, Güney'de; NÖBETTE!
Bilge Kağan, Gökte, yerde; NÖBETTE!
Alparslan, Anadolu kapısında; NÖBETTE!
Osmangazi, "O" ağacın gövdesinde; NÖBETTE!
Fatih, Bizans surlarında, adalette ve NÖBETTE!
Yavuz'un yüzünde barış, Kanuni muhteşemliğin zirvesinde...
Atatürk, 19 Mayıs’ta; düşman pusuda: İzmir’de, Antalya’da, Konya’da...
(Ata'm modern adamdı. Peşinde bir yığın güzel kız vardı ama o gözlerini "tepeden tırnağa" Anadolu'ya adamıştı.)
Asil tarihiyle asalet dağıtan Türklerin küllerinden doğan Havza’ya, Amasya’ya, Erzurum’a bir bir hâkimiyetin resmi: "MİLLİ DİRENİŞ"
Hazırlıklar ve ardından düşmanın elini kızgın maşayla yakan İmanın gücü: "MİLLİ DİRENİŞ"
Yakın tarihin, Türk tarihinin en büyük şairi o,
Mücadele adamı, ahlâkın abidesi,
Yarı aydın zümreye tokat gibi cevap veren ulus kahramanı,
Çaresizliğin yüreğinde açtığı yaraya imanı deva bilen,
koskoca ulusun duygularına koşulsuz tercümanlık yapmış; özü, sözü, hayali ve tüm dünyası VATANI olan,
en güzel dizelerinde hiç çekinmeden bunu haykıran; fakir ama mert, yürekli, vatan aşığı...
Rabbi’ne yakarırken her sedada vatanın bağrındaki bıçağa tereddütsüz atılan,
sahte vatanseverlere onların söyleminden "500 liralık" vatanı armağan eden milli duygunun şahlanışının adı Âkif...
MEHMET AKİF ki; İBRET AYNASI, milyonları hazır olda bekleten dizelerin tek sahibi.
Elinde kâğıt yok, kalem yok tahtaya kazır çakısıyla Âkif vatanının kaderini: İSTİKLÂL MARŞINI...
Safahat'a sığmayan (marşı millete adayıp onun malı olduğunu düşündüğü için tek eseri Safahat'a koymayan) Arnavut Âkif'in kelimelere hükmettiği İSTİKLÂL MARŞI...
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
...
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl.
Usta kalem MESUT SELEK’İN mimarını üstlendiği bana yalnızca tercümanlık görevinin düştüğü, MİLLİ DİRENİŞ M.Âkif Ersoy'un o özgün kişiliğinden
özgün kelimelerle tarihimizi önümüze seren, onun kudretini bir kez daha bize gösteren bir eser.
Oğuz Kağan'dan Alparslan'a,
Fatih'ten Kanuni'ye upuzun bir direniş köprüsünün coşkulu, kuvvetli anlatımıyla damarları kabartan naçizane parmaklardan çıkan eser, hatta tarihin öğrenilmesini bir tiyatro tadında zevkli hale
getiren öpülesi eller MESUT SELEK...
Tarihin tozlu sayfalarında, asırların uzantısı: Hunlar’ın, Göktürkler’in, Uygurlar’ın, Hazarlar’ın, Kıpçak, Kumanlar’ın, Selçuklular, Osmanlılar’ın kasırgası esiyor MİLLİ DİRENİŞ’TE.
Birbirinden değerli bilgileriyle, uzun emek ve çabanın ürünü, mükâfatı; tarihin en yansız yazılışı: MİLLİ DİRENİŞ...
Özün sözü: "DEVASA BİR TARİH, DEVASA ANLATIMLA" Milli Direniş'te...
(Kurulma aşamasındaki tiyatromuza desteğini hiç düşünmeden veren, bana iki kitabını yollacak nezaketi gösteren değerli blog yazarlarımızdan MESUT SELEK'e bir kez daha saygı ve teşekkürlerimi sunuyorum.)
Dipnot:Yukarıdaki dizeler MİLLİ DİRENİŞ'i(MESUT SELEK) özenle okuyan ve gene özenle değerlendiren zat-ı allerime aittir.Tamamen düşünce içerikli olup hiçbir mesaj içermez.Sürç-i lisan eylediysem affola!
Kemosmalist
İstanbul-2008