Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Temmuz '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1623
 

"Başkent Öğretmenevi’nde Cumhuriyet gazetesi soran ilk öğretmen” unvanı bana verildi!..

"Başkent Öğretmenevi’nde Cumhuriyet gazetesi soran ilk öğretmen” unvanı bana verildi!..
 



Geçen hafta günlerim, Ankara’da bir hastanenin Acil Servis’inde, çevresinde geçti.

Ankara'ya giden, öğretmense, ev dışında yatmayı düşünürse, aklına ilkin Başkent Öğretmenevi gelir. İlk gün, benim aklıma da öyle geldi.


Sabah, kahvaltıya gitmeden gazetelerimi alayım dedim.

Tezgahta üç farklı gazete vardı.

“Başka gazete yok mu?”

“Hepsi bu, kalmadı!”

“Cumhuriyet de ...”

“Cumhuriyet gelmez!”

“Niye?”

“Satılmıyor!”

“Yoksa!..”

“İlk soran sizsiniz!”

“Bu kadar öğretmenler ne okuyor?

“Posta!”

“Ne mutlu bana!”

*****

Öğretmenevlerinin durumu belli.

Okuyoruz ya da tanık olanlardan duyuyoruz. Öğretmenevlerinin “oyun salon”larında Cumhuriyet gazetesi yasak!

Haklı görevliler!

Oyun oynayan, pinekleyen adamlara ciddi gazeteye okutmaya ne gerek var?

Demek ki, “kantin”de de Cumhuriyet satmaya gerek yok!

Cumhuriyet okumak isteyen, gitsin, başka yerde bulsun gazeteyi!

Ben de öyle yaptım!

Öğretmenevinden, gerçekten memnun kaldım.

Ama beni asıl memnun kılan, "Başkent Öğretmenevi’nde Cumhuriyet gazetesi soran ilk öğretmen” unvanı kazanmak oldu!

Bu unvanı bana veren kantindeki görevli bayana teşekkür ederim!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gazete okumak başka; ama Cumhuriyet okumak bambaşka. Peki ben okuyor muyum bir öğretmen olarak. Okumuyorum. Bilirsiniz, Cumhuriyet okurları gazeteyi saklı taşımışlardır bazı dönemlerde. Fişlenmek için Cumhuriyet okumak yeterdi. Çok şükür beni fişlemediler bu yüzden(!). Belki başka sebeplerle fişlemişlerdir, kimbilir. Sendikal hareketlilikler de böyle olmuştur. Bazı sendika üyeleri bazı dönemlerde fişlenmişlerdir. O nedenledir ki bazı stratejik mesleklerdekilerin memur eşleri pek kolay sendika üyesi olamazlar. Geçmişteki bazı korkular toplumu o hale getirdi ki (istenen buydu) insanları örgütlü olmamaya itti. Şimdi tüm bu deneyimler sonucunda toplum büsbütün korku travmasına itiliyor. İnanın bir kez hayır diyebilsek ilelebet evet diyeceğiz ya; işte onu henüz başaramadık.

mehmet ak 
 26.07.2010 13:45
Cevap :
Mehmet Bey... Katkınız için teşekkür ederim. Saygılar, selamlar.  28.07.2010 18:34
 

Cumhuriyet gazetesine gelecek olursak... Orada Cumhuriyet olmaması bir yana, kimsenin sormaması da bir yana. İkisinin resmini de çıkartalım yanyana :)) Fikirlerden, düşüncelerden korkan bir toplum olduğumuzdan oralara tehlikeli gazeteleri sokmamak doğal görünür. Cumhuriyet gazetesini çok nadiren (yılda bir-iki) defa almışımdır. Ancak girdiğim ortamlarda bulursam okurum. Elime geçen her şeyi okurum, herşeyden bir şey öğrenmeye çalışırım. Öyle ki bazen manyaklık derecesinde okuduğum da olur (günde 10 gazete gibi:)) Kısacası okumalı, sağ-sol-ön-arka demeden her fikre objektif bakarak çıkarımlarda bulunabilmeliyiz diye düşünüyorum. Sevgi, hürmet ve muhabbetle

Murat HACIOĞLU 
 22.07.2010 12:08
Cevap :
Murat Bey... Gazete okumak, bir alışkanlık. Bir alışkanlık da, öncelik verilen gazete. Ben doğmadan, bizim eve giren gazetelerden biri olduğu için, okur boykotları dışında, Cumhuriyet’ten vazgeçemiyorum. Başka okuduklarım da var. Gazete alınan yerlere, hep aynı havadaki gazetelerin alınması, kimi yerlerde/ öğretmenevi gibi yerlerde Cumhuriyet satılmaması, ister istemez, “kasıt”ı akla getiriyor. Gazeteden korkanın korkusu derinde demek! Düşünceler, düşünce düzeyinde kaldıkça, ardından yapılan eleştiriler, eleştirel düzeyde sürdükçe, yararlıdır. Dediğiniz gibi, “Kendini bilen insanlar hangi mesleği seçerse seçsin asgari kültür seviyesine ulaşabilmek için gayret gösteriyorlar.” Saygılar, sevgiler.  22.07.2010 12:27
 

Bu durum artık neo-klasik bir hadise kıvamında hocam. Öğretmesi gereken kişiler kendilerini geliştirmeyi bırakalı çok olmuş demek. Hani dün konuşmuştuk ya, kötü örnekten geneli yargılamamak lazım diye. Bence onlar azınlıkta kalıyor. Düz hesapla bakıldığında oraya gelen kişiler öğretmenlerin %1'i bile değildir. Benim ablam, eniştem ve bir yeğenim öğretmen. Hiç pişpirik oynamaya gittiklerine şahit olmadım. Evlerinde oldukça büyük kütüphaneleri var. Posta okumazlar, tatilde bulmacası için alırlar ama :)) Onun bulmacası çok oluyormuş, öyle dedi ablam :)) Kendini bilen insanlar hangi mesleği seçerse seçsin asgari kültür seviyesine ulaşabilmek için gayret gösteriyorlar...Sevgi, hürmet ve muhabbetle

Murat HACIOĞLU 
 22.07.2010 12:02
 

Öğretmen Evlerinin resmi internet sitesinde sizi Bakan Nimet Çubukçu 'nun "Öğretmenevleri, aynı zamanda öğretmenlere verdiğimiz değer ve önemin de bir simgesidir" sözü/ mottosu karşılar. Öğretmen evleri; Tüm devlet erkanı, takım-taklavatı, zevat-zerzevatı buralardan bedava faydalanırken, yapımında paraları kullanılan öğretmenlerin yine para vererek kullandığı sosyal tesisler değil midir ? Asıl amacı öğretmenlere hizmet olması gerekirken, rant oluşturma, rant dağıtma ve kar elde etme merkezleri değil midir ? Facebook' a girilmeye çalışıldığında "bu siteye erişim, sakıncalı içeriğinden dolayı, MEB’ in isteğiyle TT A.Ş tarafından engellenmiştir." mesajı veren wireless internet bağlantısına sahip yasakçı mekanlar değil midir ? Eğitimcilerin bir araya gelmesi hasebiyle kültür merkezi görünümünde olması gerekirken, sürekli okey seslerinin geldiği mahalle kahvesi misali kullanılan yerler değil midir ? Sayın Hocam, şanslısınız yine de dua edin; falakaya yatırmamışlar sizi..

Kerem PORAZAN  
 22.07.2010 11:58
Cevap :
Kerem Bey... Öğretmenevleriyle ilgili söyledklerinize katılıyorum. Oralar tam bir ticari merkez gibi..Salonları düğün, nişan için kiralayanların kalabalığında, arabanızı koyacak bir yer bile bulamazsanız... Başkent Öğretmenevi de akşamları öyle... Yorgun olunca, kafayı vurup yatınca, rahatlıyorsunuz bir bakıma. Öğretmenevleri, öğretmenlerden çok, başkalarına hizmet veriyor. Öğretmeninin bir öncelik hakkı yok; yer varsa kalırsın...Fiyatlara bakarsan, aradaki fark da öğretmen için o kadar çekici değil. Öğretmenevlerindeki "öğretmen" sözcüğü, işlevini yitirmiş sayılır. Kültür, öğretmenevlerinden uzak! Saygılar, selamlar.  22.07.2010 14:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2459
Toplam yorum
: 2830
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2386
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

24 Kasım 1944'te İspir'de doğdum. Ankara Kurtuluş Lisesi'ni, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster