- Kategori
- Güncel
Nazlı Ilıcak bile “HAYIR” diyebilir

Nazlı Ilıcak'ın referandumda "Hayır" diyeceğini tahmin ediliyoruz!
Dünkü yazımızda, AKP tabanının mühim bir kısmının, halk oylamasında “Hayır” diyebileceğini belirtmiştik.
AKP’nin kuruluşundan bugüne kadar, bu partinin tabanına hitap eden bir kıdemli köşe yazarı var; Nazlı Ilıcak!
12 Eylül’de yapılacak oylamada Nazlı Hanım nasıl oy kullanacak, okurlarına ne tavsiye edecek dersiniz?
Nazlı Hanım’ın kullanacağı oyu ve tavsiyelerini de, 12 Eylül 1980’de “darbe yapanların yargılanması” maddesinin şekillendirmesi beklenir. Bayan Ilıcak, 30 sene önce darbe yapanların yargılanmasını arzu eder mi?
O günlerde yazdıklarına bakalım…
Darbeden hemen 2 gün sonra, 14 Eylül 1980’de, Tercüman’da şunları yazıyor: “Bir otorite boşluğu doğmuştu. Türk Silahlı Kuvvetleri bu boşluğu doldurdu…”
Hadi bu satırları ilk günlerin heyecanına verelim… Bir de şu satırlarını okuyalım:
“12 Eylül’ün gerekçesi haklıdır; 12 Eylül terörden bezen halkın meşru müdafaaya geçtiği gündür.”
Nazlı Hanım, bu değerlendirmesini ilk heyecanlar, belirsizlikler geçtikten, memleketin nasıl bir darbeyle karşı karşıya kaldığı net bir şekilde ortaya çıktıktan sonra yapıyor… 12 Eylül müdahalesinden tam 34 gün sonra, 16 Ekim 1980’de yazıyor.
Vaktiyle, 12 Eylül’ün gerekçesini haklı bulan, TSK’nin, doğan otorite boşluğunu doldurduğundan dem vuran, halkın TSK hükmü şahsında meşru müdafaaya geçtiğini yazan bir “münevver” herhalde bu söyledikleriyle çelişen bir oy kullanmayacaktır.
Nazlı Hanım, 12 Eylül 1980’in 30’ncu yıldönümünde yapılacak ve 12 Eylülcüleri yargıya taşıyacak olan oylamada tutarlı olacaktır, herhalde… 30 sene önce “meşru müdafaa" diye nitelendirdiği harekâtı gerçekleştirenlerin yargılanmasına gönlü razı olmayacaktır.
Şimdi AKP yönetimine ve Erdoğan’a şirin görünmek için başka türlü yazıyor olsa bile; oy sandığı önünde “vicdan”ıyla baş başa kalınca, “vicdanının sesini dinleyecek” ve 30 sene önce yazdıklarıyla tutarlı olmak için “Hayır” oyu kullanacaktır.
Nazlı Ilıcak’la aynı mevkutede yazan, 12 Eylül darbesinin en “ağır” destekçilerinden olan, darbe liderini yalısında ağırlayan Mehmet Barlas’ın da darbecilerin mahkemeye çıkmasına gönlü razı olmayacaktır. Barlas’ın da, yazdıklarının aksine “hayır” oyu vereceğini rahatlıkla tahmin edebiliriz.
Görüldüğü gibi, vaktiyle 12 Eylül rejimini destekleyen ne kadar “entelektüel” varsa bugün AKP yanındadır. Çünkü AKP, 12 Eylül’ün has bir evladıdır. Şimdi evlat, babasını, yani velinimetini mahkemelerde süründürmek için “Anayasa değişikliği” hazırlama vefasızlığı göstermiştir.
Lâkin 12 Eylül’ün Ilıcak gibi, Barlas gibi “samimi” ve “sadık” payandaları, 12 Eylül 2010’da, 12 Eylül rejimine vefasızlık etmeyeceklerdir!
Hatta 12 Eylül’ün lideri Evren’i, Cumhurbaşkanlığı makamında ağırlayan Abdullah Gül’ün bile, onun yargılanmasına gönlü razı olmadığından “Hayır” oyu vermesi beklenir.
Dostluk ve sadakat böyle günler içindir!
Değil mi, efendim?
* * *
Not: Dünkü yazımız, bir aksilik sonucu eksik çıkmıştır. Baştarafı aşağıdaki şekilde olacaktı. Dün yayınlanamayan bölümü aşağıya alırken, elimde olmayan bu aksaklıktan dolayı özür dilerim.
AK Parti tabanı “HAYIR” diyecek
AK Parti tabanı derken, “Millî Görüş”ten gelen çekirdek tabandan bahsetmiyoruz… “Millî Görüş”çüler elbette “Evet” diyecekler. Sadece AKP’dekiler değil diğer partilerdeki “Millî Görüş”çüler de “Evet” diyecek.
Nitekim Saadet lideri Kurtulmuş, TP lideri Abdullatif Şener ve BBP lideri Topçu kendilerinin “Evet” oyu vereceklerini ilân ettiler.
Erdoğan da “MHP tabanı ‘Evet’ diyecek” derken, MHP’deki Millî Görüş’e yakın olanları kastetmiş olmalı!
Her ne kadar, biz çevremizdeki MHP’lilerden, Anayasa değişikliklerine “Evet” diyecek kimseyi görmüş değiliz fakat çok küçük mutaassıp bir kesim “Evet” diyebilir.
Lâkin asıl fire AKP’de olacak gibi gözüküyor. AKP’yi iktidara taşıyan vatandaşların önemli bir bölümü, 12 Eylül’de “Hayır” diyebilirler.
Niçin?
Çünkü herhangi bir görüş ve ideolojiye bağlı olmayan geniş kitleler “istikrarlı bir hükümet olsun” diye AKP’yi tek başına iktidara taşımışlardır.
Bu geniş kitle “istikrar”ı sağlayan gücün “12 Eylül Anayasası” olduğunu düşünüyor.
Yine bu büyük kitle, AKP’nin 12 Eylül müdahalesi sayesinde iktidar olduğunu görüyor.
Dolayısıyla “12 Eylül’de ‘12Eylül”le hesaplaşma” gibi söylemler; AKP’nin önünü açan, onu iktidara taşıyan “süreç”e “ihanet” olarak algılanıyor ve bu, AKP’yi iktidar yapan kalabalıkları itiyor. Bu kalabalık, “istikrar bozulmasın”, % 92 oyla yürürlüğe soktukları 12 Eylül Anayasasına aykırılık olmasın diye, değişikliklere “hayır” oyu vermeye hazırlanıyor.