​ /Ben eşeğim/ / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

/Ben eşeğim/

/Ben eşeğim/
 

Anlatmak için değil, kendimi haklı çıkarmak için ise hiç değil yazdıklarım.
Yazdıklarım yürek yanıp kavrulurken, pişmanlığında fayda etmediğini göstermek içindir.
Hıh, Çok okumuşum ya ben… Psikolojiden, anlarım ya ben. Beden dili ve etkili konuşma derslerini verdim ya ben…
Öyleyim ve de böyleyim, nihayetinde ukalanın dik alâsıyım. Bunu buraya çiziyorum ve bir daha unutmak istemiyorum. Vicdanımın biyelenmiş bir bıçakla değil de , kör bıçakla dağlanmasını hak edenlerin başını çeken de benim. 

“Bu eşekliği nasıl yaptım” diye sora sora en sonda kendimi şöyle sayıklarken buldum.” Ben eşeğim, ben eşeğim, ben eşeğim” . Eşeğin eşek olmaktan başka suçu yok halbuki. Başka yaratıklarda aklıma geliyor mesela yılan… Yok yılan gibi kadın benzetmesine tabii içeriklere sahip değilim şükür. O olmaz. At gibiyim desem onlar benden daha munis… Şeker verince başını kaşıtan hayvancağıza benzetilmek en iyi durum benzetmesidir; değilim zati. Kedi, köpek? Kedileri oldum olası sevmem kendime yakıştıracağım durum; ihanetle alakalı değil zaten. Köpek; keşke kendine köpek desem: gurur duyarım. 

Uçan kuşlara benzetsem… Ne bi kimseyi pençelerimle savurdum, ne de şahan olup av avladım. Avlanmaktan da anlamam hani.Ormana doğru yürümeli zihnim. Belki ben kendimi benzetecek bi şeyler bulurum. Ama şimdi değil…
Bütün hayvanlar alemindeki yaratıkları kendimden üstün görüyorum iyi mi? 

Bak şimdi, ben neden eşek olduğumu açıklayacağıma, düştüm kendimi neye benzeteceğime. Yok yılan, yok şahan… Öyle bir dumur hallerindeyim ey dostlar. Bağrıma vura vura ağlasam, şu karlı dağlara çıkıp haykırsam, içimdeki yangını bu son üç günlük soğukta söndüremez. Ahhhh ahh (Bu kelime de biraz şairlikli olmuş mu ne?, ama beğendim)… Bu arada cidden soğuk vuvvvvvv. 

Ben boş kafa, kime, neye, hangi nesneye benzetilirsem işte oyum vesselam. Boş, boş, boş kafa… 

Acaba diyorum hangi psiko bilmem ne hastalığına yakalandım. Belim tutuldu doğru. Teşhiste konuldu, tedavi de olundu…
Ama psiko’nun örneklerinden birine uyabilmem için hemen hemen sayılar fazla olmalı. Bu tek…başka yok. Kendi kendime teşhis koymayı bıraksam ben bi tarafa da olayı anlatsam. Annemle babamın kalbini hayatımda yapmadığım, yapamayacağım, yapmak istemeyeceğim şekilde kırdım. Sebebi ziyaretlerini pardon kavgalaşmalarımızın vaziyetini anlatırsam bana hak vermeyin. Verilmez de zaten. Babam bana bişey anlattı, ben anama sordum… Anam bu meselenin on senelik olduğunu babama soracağı tuttu. Sordu da sorarken sesi yüksek çıktı, babamın da sesi yüksek çıktı… Sesler aldı başını yürüdü. Babam asabidir tamam. Durur, durur bütün bir sene susar, cümle alem onu melekleştirdiğinde, o gün bize patlar.
Benim de canım yandı, babama diyorum, babam tamam, anama diyorum, ana tamam… 

Dinlemeyenin olduğu yerde ise dananın kuyruğu koptu… 

Olduğu bir günden beridir de kadınları savunmak adettendir zati âli’mde. Eski sevgilime karşı onun eski sevgilisini savunurken bulmuşluğum vardır. Sana ne be kadın… Adamın gözüne gireceğine, bıçakları biyelemek de nedir, değil mi? Akıl işte…
Feministliğin alamet-i farikası değilim ama işte değil mi ki, kız çocuklarını okuturken, büyüklerini de savunmak misyonu kurdu içime yerleşmiş. 

Her neyse babama karşı anamı savundum. Babam darıldı…
Sonra biri sabahtan terk etti evi, biri peşinden…
İkisi de şimdi iyi olmuşlardır aslında. Olmadılarsa da olacaklardır. Vaka’yı şu-yu bulur, yakındır.
Buradan özetle, karı koca arasına girilmezmiş! 

Ben eşeğim, ben eşeğim, ben eşeğim, ben eşeği, ben eşe, ben eş, ben, be…. 

oh be! eşeğim ben. 

 
Toplam blog
: 359
: 1593
Kayıt tarihi
: 29.11.06
 
 

Deli-dolu, akıllı,  yalandan yere çamura yatan, normal değerlerde zekalı, esprili, şakacı, kendin..