'Benim için o'culuk ya da benim için'cilik / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Temmuz '11

 
Kategori
İlişkiler
 

'Benim için o'culuk ya da benim için'cilik

'Benim için o' kalıbıyla yaşıyor insanlar çoğunlukla. Başkasını, örneğin, delice seviyoruz. O kadar ki onun için yapmayacağımız şey olmayacak kadar. Normalde insanların sevgilerini ifade etme formatı bu. Aşk şarkılarının çoğuna bakın hep seven kişinin sevme tutkusu, özlemi, aşkı, hasreti anlatılır. 

Bana kalırsa buradaki kalıpta, bir benim için'cilik var. Bencillik diyeceğim ama tam karşılamaz. 'Benim için'cilikte aslında başkasına duyduğumuz sevgi, bencil bir sevgi. Benimizin mutluluğunu, hazzını, keyfini arıyoruz. Sevdiğimizi sevme nedenimiz bize verdiği bu mutluluktur. 

Bu yapmaya çalıştığım ayrım, bu konuları düşünenler için söyliyeyim, sevilmeyi ya da sevmeyi sevmekteki bencillik de değildir. 

Bencillik olarak nitelesem de, genelde bu söz (sevmeyi ya da sevilmeyi sevmek) olumlu bir söz gibi kullanılır, bana kalırsa değildir, çünkü, siz biriyle sevgi ilişkisi içindeyken, esasında karşıdakini seviyor olmazsınız, onu sevmeyi sevmek, sevdiğnizi nesneleştirmektir. Bunun tersi de aynı kapıya çıkar, sevilmeyi sevmek, o da, karşıdakini sevmek değil de, onun sizi sevmesini sevmek, yani sevilmeyi sevmektir. Bu halde de, ilişkide olduğunuz kişiyi nesneleştirmiş olursunuz. 

'Benim için o' ya da 'benim için'cilik, sevdiğinize her türlü fedakarlığı gösterseniz de, hayatınızı ona adasanız da, ona tutkuyla, inançla bağlı olsanız da, yeteri kadar saygıdeğer değildir. Çünkü bu kalıpta, karşımızdakini hep nesneleştiririz. Özne biz oluruz ve o bizim için vardır ve anlamını bizimle olan bağından alır. 

O bizim için varolurken, onu mutlu etmemiz, paraya pula, şuna buna boğmamız, işin niteliğini değiştirmez. 

Tekil durumları bu bakışla incelediğimizde elbette bin türlü durum çıkar. Örneğin bir kadın ya da erkek ben içincilik ile yaşamıştır hep, ama karşısındaki kişi bundan hep mutlu olmuş olabilir. Böyle bir örnek, bu ilişkinin yine de saygıdeğer olduğunu göstermez. Çünkü esasında, bu konumdaki kişi, nesneleştirmeyi kabul etmiş, bunu sindirmiş ve bundan mutlu olmuştur. Onun bu tekil, yanılsamalı mutluluğu, bu ilişkideki araçsallığını ortadan kaldırmaz. 

Sözü getireceğim yer belli olmuştur herhalde. Bir sevgi ilişkisinde, sevdiğimiz mutlaka özne olmalıdır. Benim için o'dan ya da 'benim içincilik'ten, 'onun için ben' ya da 'onun içincilik noktasına gelmemiz gerekir. 

Benim gözümde ancak böyle bir ilişki tatminkar, doyurucu, asil, saygıdeğer ve idealdir. 

Sevgim kendi mutluluğumu değil, onun mutluluğunu hedeflemeli. 

Ancak böyle olduğu zaman, karşımdaki özgür bir insan haline gelir. Özgür insan olmanın faydalarının haddi hesabı yoktur. Seni kandırmaz, sana yalan söylemez, yanındaysa seni istediği için olduğunu bilirsin; özgürdür, sahicidir, realitedir, somuttur. Özgür insan seni bırakıp gitme hakkı tanınmışya d senin bırakıp gitme hakkını kabul etmiş insandır, o yüzden yanındaki varlığı değerlidir. 

Peki bir soru soralım: Sevgim kendi mutluluğumu değil, onun mutluluğunu hedeflerse, ben onun mutluluğu için kendimi nesneleştirmiyor muyum? Bu mu asillik? 

Buna iki cevap var: Birisi, onun mutluluğunu hedefleyerek kendimi onun 'aracı' haline getiriyorum. Yani bilinçli bir davranış gösteriyorum. Ne yaptığımın farkındayım. Bir yöntem(!) izliyorum. Bunun, kendini karşısındakinin bencil isteklerine karşı feda etmiş, hiçleşmiş bir kadın ya da erkek konumundan farklı olduğu açıktır. 

İkinci olarak, bu bir bilinçli davranış olduğu için, kişi kendini özne olmaktan çıkarmamaktadır. İlişkisini yaşarken, ben merkezli pencere yerine, o merkezli bir pencereyi seçmektedir. 

Bu yaklaşım kişinin benliğine ya da personalitesine aykırı değildir. Kendi benini ve birey haklarını koruyan (sevdiğine karşı bile korumalıdır, çünkü insan onurluysa sevilir -gerçi ne onursuz insanlar da seviliyor ya, ama insanlar ne yapsın, kadın ve erkek sayısı dünyada orantılı, muhtemelen onurlular da onursuzlar da- ve onurlu insanın sevgisi tatmin edici olur) ve aynı zamanda benim içincilikten onun içinciliğe doğru bir yol vardır. 

Benim içinciliğinin sahte, bencilce, gerektiğinde yok edici, ezici, diyet isteyen, karşısındakini özgürlüğünden alakoyan, onu sadece kendine yar etmek isteyen hastalıklı sevgilere prim vermemek lazım. 

 
Toplam blog
: 467
: 1012
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye düş..