- Kategori
- Güncel
Kürtçe şarkı; Aynur Doğan olayı
Olayı kısaca özetlersek şöyle;
Silvan'da 13 askerin PKK tarafından öldürüldüğü tarih 14 Temmuz. 15 Temmuz'da Kürtçe ve Kürt halk şarkıları söylemesiyle tanınan Aynur Doğan isimli şarkıcı, İstanbul Caz Festivali kapsamında bir konser veriyor ve konseri sırasında ıslıklanarak konseri yarıda bırakmasına neden olunuyor.
Bu olayın elbette tasvip edilecek, onanacak bir tarafı yok.
Ama olay sadece bu kadarla bitmiyor, ertesi günlerde, konseri ıslıklayarak, yuhalayarak yarıda kesenlere ve belki onlarla duygudaşlık yapanlara çirkin bir hakaret yarışı başlıyor: Faşistler, dangalaklar, sersemler.
Normal koşullarda, sıradan bir günde, böyle bir konser veriliyor olsaydı ve seyirci tepki gösteriyor olsaydı, bu sanata ve Kürt kültürüne karşı gelme ve bu nedenle faşizan bir yan taşıyabilirdi. Ve dikkat ediniz bu koşulları taşıyor olsaydı, hiç kimse bu konseri protesto da etmeyecekti.
&
Protestocuları eleştirirken şunları düşünmek mümkün: PKK'nin terörü ile Kürtçe şarkı söyleyen arasında doğrudan bir bağlantı kurulamaz. PKK terör eylemi yaptı diye, kimse o tarihlerde Kürtçe konuşamaz ve şarkı söyleyemez de denilemez.
Bu nedenle Aynur Doğan'a gösterilen tepki eleştiriyi hak eder.
Ancak olayı daha bütünlüklü görmek gerekir. Etnik milliyetçi bir hareketin demokratik özerklik ilan ettiği (14 Temmuz); terör örgütüyle bağını koparmadığı ve uzun süredir bunların halk tarafından tolere edildiği bir ortamda ve nihayetinde ortaya çıkan bir katliama karşı, milletin Kürtçe şarkıları duyunca, dans edip, coşmasını beklemek için biraz salak olmaz lazım. Kaldı ki Aynur Doğan'ın bir PKK sempatizanı olup olmadığı ve dinleyicinin üzerine gidip gitmediği de tam bilinemez. Belki de Demokratik Özerklik ilan edildi diye çok daha mutlu ve coşkuluydu, bunu da yansıttı. Peki durum böyleyse, ne olacaktı, sanatçı şarkı söylüyor diye herkes huşu içinde onu mu dinleyecekti? Neden?
Sanat ve sanatçının özgürlüğü ne kadar haksa, şiddet içermeyen sivil protesto da o kadar haktır. Yani sanat ve sanatçı protesto edilemez demek züppelik yapmaktır. Çünkü iki hak eşittir. Sanki sanat daha üstünmüş gibi görmek bu züppeliğin nedenidir.
Ama yapılacak protestonun haklı nedenlerinin olması gerekir. Bizzat Aynur Doğan'ın ve yaptığı eylemin protestoyu hak ediyor olması gerekir.
Olayda bu yok görünüyor, bu nedenle protestolar doğru hedefe yönelik olmadığı için eleştiriyi hak ediyor.
Ancak protesto edenlere yönelik eleştirinin düzeyi ve şiddeti olaya başka bir boyut katıyor. Bu görmezden gelinemez. Çünkü bu abartılmış eleştiriler politik bir işlev görüyor: İnsanların etnik milliyetçilğe karşı duyarsız ve tepkisiz kalması sağlanıyor.
Yazıda dikkat çekmek istediğim nokta şudur: Protesto edenleri eleştirmek belli ölçülerde normal, ancak etnik milliyetçilik akımına karşı durmaya çalışanlara yönelik karşı bir politikaya malzame yapılması eleştirinin karşı eleştirisidir.
EDİT: 21 Temmuz 2011. M.Bardakçı'nın bendenizin bakış açısına yakın yazdığı 20 Temmuz tarihli yazısı.