​ "Bir kısrak başı, ulusal takım ve bir düş!" / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '08

 
Kategori
Deneme
 

"Bir kısrak başı, ulusal takım ve bir düş!"

"Bir kısrak başı, ulusal takım ve bir düş!"
 

Tan vakti yeni bir güne, yeni bir dünyaya, umutla ve coşkuyla uyanmak!


Hiç hesapta olmayan ulusal bir futbol maçı galibiyeti gecesiydi o gece. Türkuaz da olsa, ulusal takımının formasını çim sahalarda, Viyana'da, final maçlarında görmek isteyen tatlı bir heyecanla kıpırdayan yorgun bedenini yatağına usulca bir bayrak gibi serdi. Ta derinlerden üçlü bir koronun sesini duyar gibi oldu. Finallerde "...eski formamı geri istiyorum..." diyordu içli nağmelerinin nakarat kısmında bu koro. Üç Hürel'in değil de Üç Usta Ayağındı gaipten gelen ses gibi kulağına değen. Zeki Rıza Sporel ( 1898- 1969 ), Ali Sami Yen ( 1886- 1951 ) ve Hakkı Yeten ( 1910-1989 )'li bir triouydu bu sanki. Duydukları ve duyumsadıkları ulusalcılık suçlaması endişesiyle yine sol yanını incitmesin diye, o yanını oldukça çekinerek yaz yorganının en korunaklı yanına sakladı özenle. Uykuya dalmaya çalıştı başkent bozkırının ilk yaz gecelerinin birinde, orta yaşlı ama idealleri genç adam.

Ardından “ …dört nala Uzak Asya’ dan gelip bir kısrak başı gibi Akdeniz’ e uzanan bu memleket…” in bizim olduğunu anımsadı. Önce “ sol yanı “ ve sonra da kendisi biraz olsun rahatladı! Hayal dünyası genişti… O kısrak başının üzerinde yaşayan 73 Milyonun yarısının, önce siyah bir tülle, ardından ipekli simsiyah bir örtüyle örtülmeye çalışıldığını hissetti ve ister istemez irkildi! Arka planda, fonda dev bir kum saati belirdi zihninde aniden. Kocaman, beyaz tenli, kıllı ve bol yıldız dövmeli bir sağ el ters çevirmişti bu saati. 73 milyona yakın, her biri ayrı bir gezegen güzelliğindeki kum taneleri akıyordu yukarıdan aşağıya. En çok da saatin, o ince, ara bölümünde tutunmaya çalışan kristal ışıltılı taneler alıyordu gözünü… Çeviren elin bileğinde ise dört renkli bir bileklik vardı. Birbirine yapışık kırmızı, mavi ve beyaz renklerle her iki yandan kalın birer “ yeşil kuşak” dan oluşuyordu o bileklik. Koyu sarı ve iri kılların üzerinde…

Bu sahnenin ardından kalabalık ve dev bir genç ordusu canlandı gözünde aniden…yine bir stadyumda ve yeşil çimler üzerinde. Sanki bir 19 Mayıs töreninde gibiydi, hatta Samsun’da. Üç ana bölümden oluşuyordu bedenleri; baş, gövde ve ayaklar. Tarih öncesinden gelen tarih bilinciyse ayakları, bugünün tunç siperleriydi gövdeleri ve yarınlara uzanan düşleri ile umutlarıydı sanki başları. Bastıkları yer, sağlam mı sağlam, büyülü bir coğrafya! Anadolu'daki tarihi bin yılı aşkın Türkiye’m! Bir ayakları Trakya' dayken, diğeri tarih ötesi Anadolu’mun üzerindeydi sanki. Ayaklarla gövde ve başların bu manada uyumlu kardeşliği de tarihsel güvencemiz olsun bizlerin diye hayal etti o adam…

“ Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine! “ dediler gençler hep bir ağızdan,

Bu güzel sözleri eden güzel adamı, memleketinde, bir Anadolu köy mezarlığında, bir çınar ağacının altına özenle taşıdılar. Üzerini kırmızı ve beyaz gül fidanlarıyla donattılar…

Kısrağın başının yarısını örten siyah örtüyü ( yine de özenle ve incitmeden ) sıyırıp aldılar…

Hepsi kararlı, azimli, onurlu ve hepsi destansı Kurtuluş Savaşımız'daki " Mustafa Kemal'in neferleri " gibiydiler!

Kum saatini ters çeviren bileği büküp saati yeniden eski haline döndürdüler. Zamanın o özgün tarihsel zemininde, doğru, sakin ve huzur içinde akışını hep birlikte izlediler…

Final oynanmış, maç kazanılmıştı. Sakin ve vakur bir şeref turu attılar. 73 Milyon birden sahadaydı fakat tribünler boştu. Hiç kimse “…Şurası, burası, duy sesimizi! “ diye bağırıp tempo tutmuyordu. Herkes duyacağını duymuş, göreceğini de görmüştü zaten!

Sabaha doğru, tan vakti, yeni bir güne, yeni bir dünyaya, umutla, coşkuyla ve heyecanla uyandı idealleri hala genç adam…

Hayali bile yetmişti.

İ.Ersin KABOĞLU,

13 / 06 / 2008, Ankara
 

 
Toplam blog
: 366
: 2333
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..