- Kategori
- Siyaset
"Çizme giymek için geç kaldın!"
“ ÇİZME GİYMEK İÇİN GEÇ KALDIN! “
Yukarıdaki sözler ülkenin başbakanı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına CHP’den aday olan Kemal Kılıçdaroğlu’ na söylendi.
27.01.2009 Salı günkü GRUP toplantısında konuşmasının bir bölümünü İstanbul’a ayıran Başbakan devamla: “Birisi çıkmış diyor ki: “ Ben İstanbul’ un varoşlarını çizmelerimi giyerek dolaşacağım.” Tam 16 yıl geç kalmış. İstanbul’a Büyükşehir Belediye Başkan adayı atayacaksınız, İstanbul’un bir ucuna koysanız adresi bulamaz. Çizmeyle dolaşacakmış. O, 1992 yılındaydı. Artık oralarda modern şehircilik var beyefendi. Sen herhalde başka yerlerden bahsediyorsun. Ama CHP’li belediyelerin bu tür yerleri olabilir.” diyor.
Bu sözler bende şu izlenimi yarattı: “ Her şeyin iyisini, doğrusunu biz biliriz.”
Bu düşünce doğru olursa demokratik Cumhuriyet’ e ne gerek var?
Siyasetin temelinde insanları mutlu etme düşüncesi varsa;
Kendine güvenen her birey ortaya çıkarak yetki ister. Yetkilendirilirse başarılı olduğu sürece çalışır.
Doğal olanı bu ise; Seçilme koşullarını taşıyan her yurttaş aday olur. Sizin adayları eleştirme hakkınız olması doğaldır. Ancak “ küçük görme “ şeklinde olmamalıdır.
Ülkemde siyaset yapanlar birbirlerine seslenirken sertlik yanlısı olurlarsa daha çok oy alacaklarını düşünüyorlar.
Yüksek sesle konuşarak, el kol sallayarak daha da ilerisi yumruklaşarak, küfür ederek üretilen siyaset insanlarımız da soğumaya, ilgisizliğe neden oluyor!
“ Siyaset mi? Aman benden uzak dursun “ anlayışı egemen oluyor. Kamuoyu yoklamalarındaki kararsızların oranındaki yüksekliğin nedeni bu olsa gerek!
Oysa her yurttaş taşın altına elini koysa, güzel günler için birlikte düşünce üretse, ülkem uygar dünyada saygın yerine gelse ne güzel olurdu!
Düş kurması bile içimde bir hoşluk yarattı! ...
28.01.2009
A.Metin Kılınçer
Emekli öğretmen-Balıkesir