Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Haziran '09

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
443
 

"Çok kültürlülük" ve ulus devlet anlayışımız

"Çok kültürlülük" ve ulus devlet anlayışımız
 

Osmanlı, çok kültürlü bir devletti, omurgasını teşkil eden Anadolu Türklüğünün geleneksel hoşgörüsü üzerinde yükseldi. Engizisyondan (-ve çok daha sonra Cumhuriyet Türkiye’sinde- Nazizmden) kaçan Musevilere kucak açılması, Anadolu’nun insancıl kültürünün yansımasıydı.

Cumhuriyetimiz de o insancıl kültürümüz üzerinde yükseldi. Gerçekten, din, dil, ırk, soy, sop, köken veya sınıfsal herhangi bir ayrım gözetilmeksizin Cumhuriyet toprağında demokratik rejim içerisinde insanlarımız en tepe noktalara kadar gelebilmektedir.

Osmanlı’da bu durumun daha bilinen örnekleri vardır... Çok sayıda Sadrazam, Vezir, Kaptan-ı Derya ve Büyükelçiler bilinir ki, aile soyu olarak farklı dinsel (daha sonra da milletsel) kökene sahiptirler. Tıptan mimariye, güzel sanatlardan yazın dünyasına Rum, Ermeni, Musevi azınlıklar başta olmak üzere gayrımüslüm unsurlar devlete de topluma da çok değerli katkılar yapmışlardır.

II.Mahmud döneminde ve Alemdar Mustafa Paşa’nın Sadrazamlığında başlatılan çağdaşlaşma çabalarında, 1839 Tanzimat Fermanının kurumsal açılımlarında nihayet özellikle 2.Meşrutiyet döneminin Parlamenter sistem denemelerinde hep bu toprağın kaderde, kederde, ati’de bir evlatlarının alın teri ve kimi zaman da kanı vardır.

Bırakalım “azınlıkları” “yabancı elden gelenleri” anımsayalım: İbrahim Müteferrika 1729’da ilk “Türk Matbaası”nı kuran, Macar asıllı bir değerimizdir. Baron de Tott yine Macar asıllı ve 1770’lerde yeni bir matematik okulu kuran kişidir. Humbaracı Ahmet Paşa, aslında, Fransız asilzadesi Claude Alexander’ın ta kendisidir. 1734’te topçu gücünü organize etmiş ve Ordu için bir matematik okulu da o kurmuştur.

Çanakkale savaşları sonrasında Büyük Atatürk’ün mealen, “bu topraklara evlatlarını gönderen analar, burada Mehmetçikle koyun koyuna yatan evlatlarınız da bizim evlatlarımızdır” anıtsal sözünden tutun da, Kurtuluş savaşında Yunan’ın bayrağını bile çiğnetmemesi ve savaş sonrasında bir yandan vatandaşların özgürce yaşayacakları modern devletin temellerini atarken diğer yandan o devletin barış içinde yaşayabileceği koşulları yaratmaya çalışmasında, ilham kaynaklarını, Anadolu’nun ve Rumeli’nin o insancıl kültüründen almıştı.

Cumhuriyet’imiz de, cephelerden devrimlere, tekçi, tümdengelimci değil, kültürel vatandaşlık esasında belirginleşen çağdaş bir yapıttır. O yapıt, işte o kültürün üzerinde yükselmiştir. Bu anlamda kültürel çeşitliğimizin zenginliğimiz olduğu gerçeği daha çok benimsendiğinde, demokrasi kültürüne de en değerli katkılardan biri sağlanmış olmaktadır.

Cumhuriyet’imizin “ulus-devlet” olarak temellendiği ana felsefe ve ilkeleriyle, “çok kültürlü” gerçekliğimiz çelişmez, tam tersine bir diğerine sıkı sıkıya bağlıdır. Unutmayalım ki, “düşüncesi, vicdanı, öğrenimi özgür bireylerin” ülkesidir burası ve “Yurtta ve Dünya’da Barış” diyen soylu bir söylevin ve anlayışın mirasçısıdır, burada yaşayan bir ve bütün Ulusumuz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 374
Toplam yorum
: 193
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 488
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Merhaba! Toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel olgularla ulusal ve evrensel düzlemde ilgilenme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster