- Kategori
- Blog yazarları tartışıyor!
"Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi"ni Kaldır Gitsin!

Karikatür: Yiğit Özgür (internetten)
"Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi" dersine karşıyım. Dini kültür olarak algılayan ve algılatmaya çalışan zihniyete de karşıyım. Din kültür olmadığı gibi ahlak “bilgi”lenecek bir durum değil.
##
Ne yazık ki günümüzde çeşitli kavramların kabuklarını aşmak hayli zaman aldığı için özleri ile ilgilenecek vakit ve gücü bulamıyoruz. Bunlardan bir tanesi de yıllardır tartışılan ama bir türlü orta yol bulunamayan "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi" dersleridir.
İsimlendirme neye göre ve kim tarafından yapıldı bilmiyorum. Ancak bu isimlendirmeden yola çıkarsak daha yola çıkmadan kaybolmuş olacağımızdan doğru hedefe varma şansımız kalmıyor. İlkin çıkış noktasını ve ardında da hedefi iyi belirlemek lazım.
“Din kültürü” mü yoksa “İnanç Bilgisi”mi?
Din kültürü dediğinizde benim anladığım şey gelmiş geçmiş dinlerin toplum üzerinde oluşturduğu davranış şekillerinin incelenmesi, toplumsal ve bireysel alışkanlıklar özelinde adetleşmiş uygulamalar ve gelenek-göreneklerdir. Bunu da ancak “Dinler Tarihi” adı altında okutup öğretebilirsiniz.
Burada amaç bir din üzerine bilgi vermek ise o zaman ismini de doğru koymak ve ona göre değerlendirmek gerekir. Din bir kültür oluşturabilir, kültürün oluşumunda etki sahibi olabilir ama kendisi bir kültür değildir. İnsanın bilinen her şeyden güçlü bir yaratıcıya inanma ihtiyacının o yaratıcı tarafından belirlenmiş çerçevede giderilmesi durumudur. Kültürler arasında da bir etkileşim vesilesi, iletişim vasıtası olabilir. Ancak kendisi başlı başına bir kültür olarak adlandırılamaz.
O zaman doğru tabir “Din Bilgisi” veya “İnanç Bilgisi” olmalıdır. Bu şekilde yola çıkılırsa olayın özüne inmek ve doğruyu bulmak daha kolay olur ve din o zaman işe yarar (yarayacaksa). Aksi halde dini kültür olarak algılayan ve algılatan zihinler (zihniyetler) bir kültür vakıasında yapılması gerekenleri yapmaktan öte bir şey icra etmediklerinden dinin asli etkilerinden de mahrum kalırlar.
Bu mahrumiyet yalnız kendilerini değil etkileşimde bulundukları diğer zihniyetleri de etkiler. Zira yaygın yanlış kullanımın doğuracağı olumsuz etki kısa sürede kendini zuhur ettiren yıkıcı bir güçtür.
Ahlak da bilgi değildir. Toplum içerisinde oluşmuş yazılı olmayan kurallardan teşekkül eder. Belki ahlak kültür ile daha yakından ilişkilendirilebilir ve hatta ahlak kültüründen bahsedilebilir. Zira bu “inanma” ihtiyacından doğan bir şey değil daha ziyade “toplum gerekleri ve gerçekleri” ile ilintili mevzudur. Yani dinden ziyade ahlak kültüründen bahsetmek daha doğru olacaktır. Çünkü din ilahi kaynaklıdır ve değişmez. Ahlak ise toplumsal gelişmişlik düzeyine bağlı olarak değişkenlik (az da olsa) gösterebilir. Din dış etkilere kapalıdır. Bu kapalılık asli unsurlar için geçerlidir. Örneğin ibadet emri sabittir, değişmez. Ahlak ögeleri ise zaman zaman değişkenlik gösterebilir. (Bir toplumda sokakta öpüşmek medeni bir davranış iken bir diğerinde ayıp karşılanabilir.)
O zaman önce (eğer olacaksa) dersimizin ismini doğru koymalıyız. Bu dersin ismi “Din Bilgisi ve Ahlak Kültürü” olursa meselenin diğer yönlerini de tartışamaya başlayabiliriz.
NOT: Ayrıca din ve ahlak neden aynı potada verilmeye çalışılıyor. İlla ki birlikte olmak zorunda mıdır? Bir de bu yönden bakmak ve iki ayrı ders olarak değerlendirmek daha doğru olmaz mı?
Sevgi, hürmet ve muhabbetle..
Murat HACIOĞLU