- Kategori
- Basın Yayın / Medya
"Diplomasi Fırtınası"

Bir Cumartesi günü, dış siyaset açısından yoğun bir gündemi var ülkemizin. Dolayısıyla gazetelerimiz de elbirliği etmişçesine sayfalarını buna ayırmışlar.
Terör, tabii ki üzerinde durulması gereken önemli bir konu. Türkiye ilk kez güçlü bir ele sahip. Haklı ve haklı olduğunun farkında. Kısmen bunu karşısındakilere de kabul ettirebilmiş gibi…
Bir zamanlar Demirel mitinglerde yağar gürlerdi. Vatandaşlar, “silkele silkele, düşmesine az kaldı” diye bağırırlardı. Şu an durum biraz onu andırıyor. Eğer hükümet biraz daha güçlü silkeyebilirse, sanki bir şeyler olacakmış gibi bir his var içimde.
Aslında benim umudum olandan daha fazla. Ama içimizdekiler, gücümüze güç katacakları yerde oyun bozanlık yaptıkları için, kendi kendimizi dinamitlemiş oluyoruz. Halbuki biz iktidarı muhalefeti, askeri sivili tek bir yumruk olabilsek, her şey çok daha farklı olacak.
5 Kasım’daki Bush-Erdoğan görüşmesine odaklanan PKK terörü meselesi, bugün İstanbul’da Irak’a komşu ülkeler Dışişleri Bakanları toplantısında enine boyuna ele alınacak. Toplantının başkonuğu da ABD Dışişleri Bakanı Rice.
Dün Türkiye’ye gelen ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Sabah gazetesinin haberine göre Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ve Basına “PKK Ortak Düşman” dedi. Ankara bu söylemi olumlu buldu ama, yeterli göremedi. Hürriyet gazetesinin bugünkü manşeti “Düşman Sözü Yetmez” şeklindeydi.
Günlerden beri Türkiye Bugün gazetesinin deyimiyle bir “Diplomasi Fırtınası” yaşıyor. Aslında üstüste gelen acılardan sonra, aklı başında sandığımız birçok kimsenin bile çileden çıkarak “Irak’a yürüyelim” şeklindeki heyecanına rağmen, soğukkanlı bir diplomasi uygulayan hükümet, konuyu savaş yoluyla çıkmaza sokmak yerine, barış yoluyla kansız ve daha kestirme yoldan halletme yolunu denedi.
Zaman gazetesinin haberine göre, Ankara’da kapsamlı bir plan sunan “Erdoğan, Terör Örgütü PKK’yı Bitirme Planını, Rice’a Verdi.” Milliyet gazetesine göre de açıkça “Ankara Masaya Planını Koydu.” Rice ise, ortak düşman dediği PKK ile mücadelenin, bundan böyle iki katına çıkarılacağından söz etti.
Yeni Şafak gazetesinin haberine göre, Reic’ın istihbarat desteğinden bahsetmesi üzerine Erdoğan, “O Noktayı Çoktan Aştık Bayan Rice” dedi. Akşam gazetesinin haberine göre ABD Dışişleri Bakan Rice topu yine Irak yönetimine atınca bu sefer de Babacan kendisine, artık “Söz Bitti, Aksiyon Zamanı” diye cevap verdi.
Ali Babacan’ın, “artık sözün sonundayız, somut olarak ne yapacaksınız?” sorusuna cevap veremeyen Rice, Takvim gazetesine göre “Dut Yemiş Bülbül Gibi” olmuş, bu soruya cevap verememişti.
Güneş gazetesi Babacan’ın “Laf değil, Aksiyon” şeklindeki sözlerinin Rice’ı kendine getirdiğini söylüyor, Posta gazetesi bu soru karşısında afallayan Rice’a “İşte Böyle Sorarlar” diyordu.
Öyle anlaşılıyor ki bundan sonra her şey Washington’da netleşecek. Radikal gazetesi bunu “Anahtar Rol ABD’de” başlığıyla vermiş. Vatan gazetesinin manşeti ise “Son Söz Oval Ofiste” şeklinde…
Cumhuriyet gazetesi her zamanki tavrıyla “Söz Var, Eylem Yok” diyerek, ABD Dışişleri Bakanı Rice’ın Ankara’daki temaslarından bir şey çıkmadığını, hatta Bush-Erdoğan görüşmesinden de netice alınamayacağını iddia ediyordu.
*****
Milliyet gazetesinde eski komutanların Fikret Bila ile konuşmaları yayınlanırken, dikkatimi çeken bir nokta oldu. “Kürt Yok Dedik Sorunu Göremedik” başlıklı yazıda, Kara Kuvvetleri eski komutanı Em. Org. Aytaç Yalman, Kürtler dilini konuşmak, şarkısını söylemek istemelerini bile yıkıcı faaliyet saymıştık. Çünkü biz Kürt yoktur diye eğitilmiştik. Sosyal taleplerin hem sosyal sorunu hem de terörün başlatacağını fark edemedik, diyordu.
Aslında bu durum, geç kalınmış bir itiraf veya hâlâ bile tam olarak özümsenememiş bir konu olarak düşünülebilir. Bu da işin bir farklı boyutu…
*****
Bunun dışında gazetelerde iki ayrı çete haberi, kendine fazla yer buldu.
Çetelerden biri, kaçırdığı insanları aslanlara yem etmekle tehdit edip soyan uyuşturucu baronu tarafından kurulmuştu. 5 bin YTL maaşla kendisine koruma ordusu kurduğu anlaşılan çete liderinin eroinden iki yılda 500 milyon dolar kazanıp Boğaz’da köşkte oturduğu ortaya çıktı.
Sabah gazetesi “Çete Sarayı” başlıklı, Yeni Şafak gazetesi de, ”İşte Aslanlı Baronun Malikanesi!” başlıklı haberiyle, baronun Boğazdaki aslanlı evini görüntülemişlerdi.
Akşam gazetesi “Godfather Selo” başlıklı haberinde, Baba filmlerini izleyip onun gibi olmaya çalışan çete lideri Mehmet Selahattin Merih’e “Bir sen eksiktin” diyor. Vatan gazetesinin haberi ise, “Aslanlı Kaplanlı Çek-senet Çetesi” İstanbul Polisinin aylardır süren takibi sonucunda çökertildi, şeklindeydi.
Güneş gazetesinin haberine göre “Çete Sarayından Sunucu Çıktı.” Ünlü sunucu Elif güvendik, programının yayından kaldırılması yüzünden çeteye birini dövdürünce, çetenin sonu çorap söküğü gibi gemdi.
Beykoz’daki villasına büstünü diktiren, haraç vermeyen işadamlarını bahçesinde beslediği aslan ve kaplanıyla tehdit eden çete lideri göz altında her şeyi itiraf etti. Star gazetesi bu durumu “Karakolda Kedi Gibi” başlıklı haberiyle yorumladı.
Diğer çete ise, 7 yıl önce kaçırdığı işadamından şantajla 600 bin mark alan kişilerle ilgili… Çetenin adamları, bu defa da aynı adamdan istihbaratçı olduklarını söyleyip 800 bin euro isteyince yakayı ele verdiler. Takvim gazetesi haberi, “Çeteci Aklı” başlığıyla verdi.
*****
Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin sanki bir savaşa hazırlandığı hissini yaymak için çalışanlar huzurumuza kurşun sıkıyor, diyerek, “Toplumu Germeyin” mesajı verdi. Türkiye gazetesinin bu haberine göre partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısında konuşan Erdoğan, gündemdeki konu bir savaş değil, bir operasyondur, dedi.
Terörle ilgili haberlere getirilen yayın yasağının kaldırılmasını da eleştiren Erdoğan, bu sanki hükümete yönelik bir eylem olarak yapılıyor, dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şeye rastlayamazsınız, dedi.
Cumhuriyet gazetesi ise başbakanın bu sözlerini, hükümetin sansür kararına geçit vermeyen Danıştay’ı hedef aldığı şeklinde yorumladı ve başbakan için “Yargıyı Tehdit Etti” manşetini kullandı.
******
Bir diğer değişik haberse enflasyonla ilgiliydi. Radikal gazetesinin “17 Ayın en Yükseği” başlıklı haberine göre, Ekim enflasyonu TÜFE bazında yüzde 1,81’le son 17 yılın en yüksek düzeyinde çıkmıştı.
*****
Spor haberlerine gelince, günün en önemli olayı bu akşam oynanacak Fenerbahçe-Beşiktaş derbisi. Normal günlük gazetelerin bir kısmında bile birinci sayfadan verilen bu habere ilişkin söylenen en önemli söz, karşılaşmanın centilmenlik içinde oynanması dileği…
Fanatik gazetesi derbiyi “Büyük Gün Geldi” başlığıyla verirken manşet olarak “Yanıyor” demeyi tercih etmiş. Haberde sanki ortalığın yatışmasını isteyen söylemler yer almış gibi görünse de, bu başlığın veriliş şekli bile tam tersine bence olayları körüklüyor.
Basın bu konularda itidalli davranmayı hâlâ öğrenemedi gitti. Aslında istemiyor demek daha doğru olur belki…
Fotomaç gazetesi “Adriano Fenerde mi” şeklinde bir başlıkla sansasyon yaratmak isterken, derbi için Şeyh Edebali’nin nasihatlerini “Dinle Oğul” başlığıyla vermiş.
Bugünlük de bu kadar. Yarın yeniden birlikte olabilmek umuduyla…