​ "Dışişleri Bakanı Davutoğlu "Türkiye'nin Haremine" girdiler dedi!.. / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mart '14

 
Kategori
Güncel
 

"Dışişleri Bakanı Davutoğlu "Türkiye'nin Haremine" girdiler dedi!..

"Dışişleri Bakanı Davutoğlu "Türkiye'nin Haremine" girdiler dedi!..
 

Son günlerde bir harem lafı aldı yürüdü…

Meğer bu toplum harem’i ne kadar da özlemiş!..

Önce Başbakan “Haremimize girdiler” diye gürledi!

Önce halk şaşırdı ve haremin ne olduğunu anlamaya çalıştı. Ne de olsa “Balık” hafızalı bir toplumuz ya, halk 91 yıl önce kaldırılan “Harem”i unutmuştu. Birden bire halkımız, Osmanlı Sarayına mahsus bir uygulama olan haremi, erkeklerin giremediği, padişaha ait bayanların kaldığı bölüm olarak hatırladı.

Ve şu soruyu kendisine sordu:

Harem İstanbul’daki bir semtte mi bulunuyor?

Başbakan “Harem’imize girdiler” deyince, aynı yolu takip eden kabine üyeleri de bu tür söylemleri kullanmaya başladı.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, makamında yapılan Suriye toplantısının ses kayıtlarının internette yayınlanmasıyla ilgili açıklamasında "Bu bir iktidar meselesi değildir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin haremine girilmiştir" dedi.

Bu nasıl bir haremdir ki, önüne gelen dalıyor içeri!

Haremine sahip çıkamayan bir ülke(!) geleceğine nasıl sahip çıkacak?

Sınırlarına nasıl sahip çıkacak?

Biz Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun seçim çalışmaları kapsamında seçim bölgesi Konya'da, TRT yayınına katılarak yaptığı açıklamalara kulak vermeye devam edelim.

 ''Bir güvenlik zirvesine müdahil olacak şekilde dinleme yapmak, bu bir telefon dinlemesi değil dikkatinizi çekerim. Ortam dinlemesi. Birçok teknolojik aygıtlarla yapılabilecek bir şey. Bir ortam dinlemesi yapılacak ve bu servis yapılacak. Servis yapıldıktan sonra da bir kampanya yürüteceksiniz. O kampanyaları, kimlerin, nasıl yürüttüğünü iyi biliyoruz. Sanki Türkiye'nin şu veya bu hedefler içinde bir savaşa doğru bir kampanya yürüteceksiniz, bunların vatandaşlıkları bu. İktidarıyla, muhalefetiyle, entelektüeliyle, devlet adamıyla, bürokratıyla, gazetecisiyle, herkesin ortak bir tavır sergilemesi gereken bir durumdur. Bu bir iktidar meselesi değildir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin haremine girilmiştir. Ama niçin girilmiştir, AK Parti'nin son 13 yıl içinde sağladı o yükselişi için.

Bu düzeyde toplantı ilk defa yapılmıyor. Aslında daha önce sık sık rastlanılmayan bir mekanizmayı biz kurduk. Bunu özellikle Libya tahliye krizinde başlayan bir süreçti, daha da kurumsallaşması, benim başkanlığımda Sayın Başbakanımıza arz edilmek üzere, gerekirse Milli Güvenlik Kurulu'na arz edilmek üzere olağanüstü durumlarda bir kriz yönetimi kurmak. Libya tahliyesini aynı formatta Dışişleri Bakanlığı, MİT müsteşarlığı ve Genelkurmay Başkanlığı ve daha sonra gerekli görüldüğünde bütün devlet kurumlarını harekete geçirecek şekilde kriz toplantıları yaptık. Daha sonra Suriye ile ilgili mültecilerle ilgili krizler, uçağımızın düşmemesi konusunda, Ukrayna'daki gelişmeler ile ilgili 2 hafta önce böyle bir toplantı yaptık. Sadece 3-4 ismi geçmeyen kişilerin oluşturduğu bir format değil. Bu oradaki görüşmeler sonrasında bütün ilgili kurumlarla da toplantı yapılıyor. Bu o zamandan beri devam ediyor. Şu an da bir tek toplantıyla ilgili kayıt çıktı. Tahrif edilmiş bir kayıttır. Devletin bu güvenlik mekanizmasının işlemesiyle biz 25 bin vatandaşımızı Libya'dan bir kişinin burnu bile kanamadan tahliye etmeyi başardık. Bu devletin etkinliğini gösteriyor.

Bu kriz yönetimine, bu şekilde müdahil olunması, siber saldırı olması, şu veya bu şekilde açık bir şekilde devlete saldırı yapılmıştır. Bunun bedelini herkes ödeyecek.

Casusluk bir ülke adına, başka ülkede faaliyet yapmaktır. Bu ise onunda ötesinde saldırıdır. Saldırı ferdi, tek tek olaylardır. Bu hem casusluk hem saldırıdır. Bizim bu konuda tedbir almamızdan daha doğal bir durum yok. Bir bu işin oluş süreci var. Bunların sorumları bulunacak, araştırılacak bulunacak. Birde bunun yayın süreci, yayınlanması suçtur. Bu küçük bir Milli Güvenlik Kurulu'dur. Milli Güvenlik Kurulu'na bilgi sunar ve Başbakanımıza arz eder. Politika böyle belirlenir. Bu Genelkurmay Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve MİT Müsteşarlığı'nın bir araya gelmesi ve devlet adına her türlü ihtimali konuşmasından daha doğal ne olabilir. Başka türlü devlet nasıl işleyecek.

Bu toplantının yayınlanması, terör gruplarına destektir. Bunu yapanlar El Kaide ile işbirliği yapıyorlar. Çünkü oraya dönük olarak yürütülen bir çalışmayı bir askeri planlamayı açığa çıkarmak suretiyle, hem Suriye rejimiyle hem onlarla işbirliği yapıyorlar.''diye konuşarak, iktidar olarak nasıl da mağdur olduklarını anlattı.

Dışişleri Bakanı bu söylemleri yaparken, yaptıkları toplantı için önlem almaya gerek görmüyor, sonra da “Harem”in yolgeçen hanı olduğunu anlatıyor!

Netice itibarıyla, böylesi bir olaydan mağduriyet çıkartıp, oy sayısını arttırma gibi bir kazanç çıkmayacağı görülüyor.

 

 
Toplam blog
: 3842
: 3093
Kayıt tarihi
: 23.03.08
 
 

Antalya'da 1956 yılında doğdum. Emekliyim, Üniversite mezunuyum. Evliyim, bir oğlum var Mimar. Gü..