- Kategori
- Sosyoloji
"Genel ve dinsel ahlak" anlayışı ve biraz da "siyasi ahlak"...

Bu bir örnek; daha da karmaşıklaştırılabilir...Aslında bunlar, "minare ve kılf" meselesidir...
AHLAK KURALLARI, İSTER "GENEL" OLSUN İSTER "DİNSEL" OLSUN GÖRECELİDİR...
Tolumdan topluma değiştiği gibi, insandan insana da değişir...
Ahlakı, mutlak olarak iyi düşünülen ya da belli bir yaşam anlayışından kaynaklan davranış kuralları olarak tanımlayabiliriz...
Bu kuralların çoğu, yasalarda yer almaz; ve bu kurallara uyulmaması da, herhangi bir cezayı gerektirmez...Ancak, yasalarda yer almayan bu kurallar, toplumda "ayıplama" ve "kınama" şeklinde cezalandırılır...Bazı kişiler tarafından hiçe sayılsa da, bu cezalar, "insan olan insan için" yasanın verdiği cezalardan daha ağırdır...
Ahlak kurallarını çoğu, dinlerden kaynaklansa da, insan ve toplumun, eriştikleri kültür ve uygarlık düzeyi, ekonomik gelişmişlikleri ve rafah seviyeleri, yaşam tarzlarında ve buna uygun olarak da ahlak kurallarında bazı değişmelere neden olabilir...
Genel ahlak kuralları içinde, "iyi" ve "kötü" olarak nitelenen ahlak kuralları, dinsel ahlak kuralları içinde "günah" ve "sevap" ölçütleri ile değerlendirilir.
Dinsel eğitimde ya da dindar bir aile içinde yetişen çocuklar, yetişkin hale geldiklerinde, genellikle çocuklukta öğrendiklerinin çoğuna inanırlar. Çünkü bu şekilde yetiştirilen çocuklara doğruluk, dürüstlük, saygı, sevgi, iyilik, kötülük vs. gibi kavramlar , genellikle dini ilkeler doğrultusunda öğretilir.
Çocuğa, "günah" ya da "sevap" olan davranışların doğuracağı sonuçlar, yalnızca dinsel ölçütlerle anlatıldığı ve tüm insanlık için geçerli dünyevi ve evrensel nedenler söylenmediği için çocuk, zaman içinde dini inancını yitirince -- yitirmeyebilir de -- , kendisine "günah" olduğu söylenen şeyi yapmaktan çekinmeyebilir. Dini inanç yitirilince, dinin getirdiği bütün kurallar işlevsiz kalır; ancak, bunlardan bazılarının, genel ahlak kuralları içinde de geçerliliğini sürdürmesi olasıdır.
Samuel Butler'in, "The Way of all Flesh"(x) adlı eserindeki kahramanı, dini inancını yitirir yitirmez evdeki hizmetçi kıza saldırır. Kıza saldırmamak için, dinsel ahlak kuralları dışında da, pek çok neden olmasına rağmen, genç bunu yapmaktan çekinmemiştir. Çünkü, gence bunların hiçbiri anlatılmamıştır, Ona, yalnızca Tanrı'nın böyle davranışları beğenmeyeceği söylenmiştir...
Din temeline dayanan ahlak kurallarını çoğu, elbette dünyevi ya da evrensel ahlak kuralları içinde de mevcuttur. Ancak, dinsel ahlak kurallarını esas alıp, dünyevi ya da evrensel ahlak kurallarını tümüyle reddetmek, insan ve toplum yaşamını zora sokar ve onların özgür düşünme yeteneklerinin körelmesine yol açar.
Kişisel ve toplumsal ahlak, "günah - sevap" ölçütlerinde değil de; "iyi -- kötü" ya da "doğru -- yanlış" şeklinde değerlendirilirse, "ateist" ve "deist" ya da "agnostik"(1) insanlarımızı da genelden soyutlamamış ve onları da kucaklamış oluruz...Aslında tüm insanlar, yaşadıkları kültür içindeki "doğru" ve "yanlışları", özgür iradeleri ve akılları ile bulabilirler...
İster dinsel olsun ister dünyevi ya da evrensel olsun, tüm ahlak kuralları, toplumdan topluma, insandan insana ve zaman ve zemin koşularında farklılık gösterir...
Bu, hukukta, yaslarda ve hatta dinsel metinlerde,"zamanın değişmesiyle kurallar da değişir" önermesinin bir gereğidir. Bunun için pek çok örnek verilebilir. Kendimizden şöyle basit bir örnek verebiliriz. Günümüzden 40-50 yıl önce, sokakta veya bir parkta bir genç kız ve erkeğin, el ele tutuşmaları ve bir ağaç altında diz dize oturarak birbirlerine biraz samimi şekilde yakınlaşmaları, bir ahlak sorunu yapılmaktayken, bugün benzer yerlerde yapılan benzer hareketlere ve hatta daha da aşırısına kimse aldırış bile etmemektedir...
BİR DE SİYASET AHLAKI VAR...
Ama, "siyaset ahlakı" hiç değişmemiştir...50 yıl önce ne ise, şimdi de aynıdır...Hatta daha da öncesine; yüzyıllar öncesine gitsek de aynıdır ve hiç değişmez...Çünkü, siyasetin kendisi göreceli değildir. Zaman ve zemin koşullarından etkilenmez.
"Zamanın değişmesiyle kurallar da değişir" önermesine uymayan tek "ahlak anlayışı" siyasettir. "Ayıp", "iyi", "kötü", "doğru", "yanlış" gibi kavramlar ve tavırlar, bloğumun başına koyduğum şekilde görüldüğü gibi, "yasal" ve "yasal olmayan" eksenlerle değerlendirilmektedir...Yani "siyaset ahlakı", bir anlamda "minareye kılıf" geçirmekle eşanlamlıdır.
Hangi minarenin kılıfının kumaşı daha değerli ve daha iyi dikilmişse, o minarede okunan ezan sesi kulaklara daha hoş gelir...
cdenizkent
_______________ :
(x) "Flesh" sözcüğünün farklı anlamları var. Ancak olaya uygun anlamı; "insanlık, insan tabiatı"...Bu nedenle kitap "İnsanlık Yolu" ya da "Bütün İnsanlığın Yolu" olarak dilimize çevrilebilir.
(1) "Agnostisizm"(bilinemezcilik); İnsan zihninin mutlağı kavramasının olanaksızlığını ileri süren, şeylerin öz doğası, kökeni ve geleceği konusunda hiçbir bilgimiz olmayacağını savunan felsefe öğretisi. (Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi,Cilt 4)...Teolojik anlamda Tanrı'nın varlığının ya da yokluğunun, bilimsel olarak da evrenin nereden türediğinin bilinmediğini veya bilinmeyeceğini ileri süren felsefi bir akımdır. Bu akımın takipçilerine de "agnostik" veya "bilinemezci" denir...